ademfarzet
Üye
Adalet ve uzun ömür
Adalet ve uzun ömür
Devletler de, canl
ılar gibi doğar, büyür ve ölür. Bazısının ömrü
kısa, bazısının uzun olur. Büyük bilgin İbn-i Haldun, devletlerin
ömürlerinin kısa veya uzun olmasının, halkının manevi değerlere
verdiği önemle, adaletli bir şekilde, insani ihtiyaçlarını karşılamakla
doğru orantılı olduğunu söyler.
Gerçekten de, tarafsız bir şekilde değerlendirildiğinde,
devletlerin hayat ve ölümünde, bu şartların ne derecede önemli bir
rol oynadığını görmek, pek de zor değildir.
Bunun en güzel örneğini Osmanlıda görmekteyiz. Ecdadımız,
adaletli bir şekilde, idaresi altında bulundurduğu insanlar için ırk ve
mezhep farkına bakmadan, Yaradan’ın kulu olarak Müslim veya
gayri müslim herkesin istifade edebileceği, insani ihtiyaçlarını
kısa, bazısının uzun olur. Büyük bilgin İbn-i Haldun, devletlerin
ömürlerinin kısa veya uzun olmasının, halkının manevi değerlere
verdiği önemle, adaletli bir şekilde, insani ihtiyaçlarını karşılamakla
doğru orantılı olduğunu söyler.
Gerçekten de, tarafsız bir şekilde değerlendirildiğinde,
devletlerin hayat ve ölümünde, bu şartların ne derecede önemli bir
rol oynadığını görmek, pek de zor değildir.
Bunun en güzel örneğini Osmanlıda görmekteyiz. Ecdadımız,
adaletli bir şekilde, idaresi altında bulundurduğu insanlar için ırk ve
mezhep farkına bakmadan, Yaradan’ın kulu olarak Müslim veya
gayri müslim herkesin istifade edebileceği, insani ihtiyaçlarını
görebilece
ği hayrat ve hasenat müesseseleri tesis etmiştir. Bunun
için de ömrü uzun olmuştur.
Osmanlılar, camiler, medreseler, hastaneler, tımarhaneler,
hanlar, kervansaraylar, bentler, çeşmeler, sebiller, sarnıçlar,
kuyular, köprüler, yollar, kaldırımlar, imarethaneler vs. hizmetler,
Allah rızası için pek mükemmel ve çaplı bir şekilde yürütülmüştür.
Vakıflar vasıtasıyla yaptığı hizmetlere bakacak olursak,
Osmanlının sosyal hayata ne kadar önem verdiği anlaşılır. Bu
hizmetlerden bazıları şunlardır: Yaz sıcaklarında çeşme ve
sebillerde karla soğutulmuş su vermek, hanlar ve kervansaraylarda
yolcuları üç gün parasız misafir etmek, imarethanelerde muhtaçlara
her öğün yemek ikramı yapmak, borç yüzünden hapsedilmiş
için de ömrü uzun olmuştur.
Osmanlılar, camiler, medreseler, hastaneler, tımarhaneler,
hanlar, kervansaraylar, bentler, çeşmeler, sebiller, sarnıçlar,
kuyular, köprüler, yollar, kaldırımlar, imarethaneler vs. hizmetler,
Allah rızası için pek mükemmel ve çaplı bir şekilde yürütülmüştür.
Vakıflar vasıtasıyla yaptığı hizmetlere bakacak olursak,
Osmanlının sosyal hayata ne kadar önem verdiği anlaşılır. Bu
hizmetlerden bazıları şunlardır: Yaz sıcaklarında çeşme ve
sebillerde karla soğutulmuş su vermek, hanlar ve kervansaraylarda
yolcuları üç gün parasız misafir etmek, imarethanelerde muhtaçlara
her öğün yemek ikramı yapmak, borç yüzünden hapsedilmiş
olanlar
ın borçlarını ödeyerek onları mahkumiyetten kurtarmak, ölen
fakir kimselerin borçlarını ödemek, ihtiyaçlarını söylemekten utanan
muhtaçlara, itibarlarını zedelemeden gizlice yardım etmek, köle ve
cariye azat etmek, yangınlarda evi yananlardan fakir kimselerin
evlerini bedelsiz inşa ettirmek gibi insanların rahat ve huzuru için
yapılan faaliyetler...
Osmanlıda hayrat ve hasenat, yalnız insanları değil, hayvanlar
ve nebatları dahi içine alır. Nitekim hayvanları korumak, beslemek
için de vakıflar kurulmuştur. Bu vakıflar, sokak köpek ve kedileri,
beldenin belli semtlerine et ve ciğer dağıtılarak beslenmiştir.
Diğer taraftan toplumun akciğerleri olan ağaçların, hatta
meyvesiz ve az yapraklı olanlarına varıncaya kadar sulanması için
vakıflar tesis olunduğu da bir gerçektir.
Bu yüksek ahlaki değerler, bütün dünyanın gözlerini
kamaştırmış, muhtelif sebeplerle bizleri sevmeyen ve hatta can
düşmanımız olan batılı seyyah ve araştırmacıları dahi asırlar
boyunca hayretler içinde bırakmıştır. Bunlardan biri olan
fakir kimselerin borçlarını ödemek, ihtiyaçlarını söylemekten utanan
muhtaçlara, itibarlarını zedelemeden gizlice yardım etmek, köle ve
cariye azat etmek, yangınlarda evi yananlardan fakir kimselerin
evlerini bedelsiz inşa ettirmek gibi insanların rahat ve huzuru için
yapılan faaliyetler...
Osmanlıda hayrat ve hasenat, yalnız insanları değil, hayvanlar
ve nebatları dahi içine alır. Nitekim hayvanları korumak, beslemek
için de vakıflar kurulmuştur. Bu vakıflar, sokak köpek ve kedileri,
beldenin belli semtlerine et ve ciğer dağıtılarak beslenmiştir.
Diğer taraftan toplumun akciğerleri olan ağaçların, hatta
meyvesiz ve az yapraklı olanlarına varıncaya kadar sulanması için
vakıflar tesis olunduğu da bir gerçektir.
Bu yüksek ahlaki değerler, bütün dünyanın gözlerini
kamaştırmış, muhtelif sebeplerle bizleri sevmeyen ve hatta can
düşmanımız olan batılı seyyah ve araştırmacıları dahi asırlar
boyunca hayretler içinde bırakmıştır. Bunlardan biri olan
Villiamont
’un kervansaraylardan bahsettiği eserindeki şu kayıt, bu
gerçeğin bir ifadesidir:
gerçeğin bir ifadesidir:
“Ziyaret etti
ğim hana tıpkı Müslümanlar gibi Hıristiyanlar da
kabul edilip üç gün müddetle iaşeleri temin edilmektedir.
Çünkü Osmanlıdaki bu hayrat, din farkına bakılmaksızın bütün
insanlara şamildir...
Hayretle müşahede ettim ki, Osmanlıların bazıları, hayrat
olarak yol boylarına susuz yolcular için çeşmeler, bazıları da
kabul edilip üç gün müddetle iaşeleri temin edilmektedir.
Çünkü Osmanlıdaki bu hayrat, din farkına bakılmaksızın bütün
insanlara şamildir...
Hayretle müşahede ettim ki, Osmanlıların bazıları, hayrat
olarak yol boylarına susuz yolcular için çeşmeler, bazıları da
ş
ehirlerde sokaklardan gelip geçenler için sebiller yaptırıyor.
Bunların içine de devlet dairelerinde olduğu gibi aylıklı
Bunların içine de devlet dairelerinde olduğu gibi aylıklı
memurlar konuluyor ki, vazifeleri, isteyenlere su vermektir.
Yine bu hayrat ve hasenat ruhu, kiminin nehirler üzerine
köprüler yapt
Yine bu hayrat ve hasenat ruhu, kiminin nehirler üzerine
köprüler yapt
ırmasına, kiminin de yolları tesviye, temizletme ve
kaldırım döşetme hizmetlerini kendiliğinden ve severek ifasına
vesile oluyor. Bütün bunlardan daha fevkalade ve şayan-ı takdir
olanı da, yapılan bu binalarda yaptıranlara ait hiçbir emarenin
görülmemesidir....”
kaldırım döşetme hizmetlerini kendiliğinden ve severek ifasına
vesile oluyor. Bütün bunlardan daha fevkalade ve şayan-ı takdir
olanı da, yapılan bu binalarda yaptıranlara ait hiçbir emarenin
görülmemesidir....”
İş
te Osmanlıyı Osmanlı yapan değerler... Hem de bir gayri
müslimin ağzından. Ne zaman ki, Osmanlıda bu hizmetler
aksamaya başladı, fitne sokularak ırkçılık, adaletsizlik, ayırımcılık
öne çıkarıldı; çöküş de bunun arkasından geldi. (Mehmet Oruç,
Türkiye, 23.11.2001)
müslimin ağzından. Ne zaman ki, Osmanlıda bu hizmetler
aksamaya başladı, fitne sokularak ırkçılık, adaletsizlik, ayırımcılık
öne çıkarıldı; çöküş de bunun arkasından geldi. (Mehmet Oruç,
Türkiye, 23.11.2001)
