' KalendeR '
Üye
1856'dan Sonra Osmanlı Devleti -Dağılmaya Genel Bakış-
K) 1856'dan Sonra Osmanlı Devleti
a) Panislâvizm Hareketleri
Paris Antlaşması, Rusya'nın emellerini 1870 yılına kadar engelledi. Bu tarihlerde Avrupa siyasi dengesini değiştiren gelişmeler meydana gelmişti.
• İtalya (1870), Almanya (1871) siyasi birliklerini kurarak siyasi güç olarak ortaya çıkmışlardı.
• Fransa, yenilerek Alsace-Loraine bölgesini Almanya'ya bırakmıştı.
• Avusturya bir kısım topraklarını İtalya'ya vermişti.
• Rusya, bu gelişmelerden yararlanmayı amaçlayarak Paris Antlaşması'nın Karadeniz'in tarafsızlığına ilişkin olan maddesini tanımadığını bildirdi. Böylece Akdeniz'e inmeyi başaracaktı.
•1871yılında Osmanlı İmparatorluğu,İngiltere,Rusya,Fransa,Almanya,İtalya ve Avusturya'nın katılmasıyla Londra'da bir konferans kabul edildi.
Buna göre;
1) Paris Antlaşmâsı'nın, Rusya'nın Karadeniz'de savaş gemisi bulundurmasını ve tersane yapmasını önleyen hükümleri kaldırılıyordu.
2) Boğazların kapalılığı ilkesi devam edecekti.
3) Karadeniz eskiden olduğu gibi bütün devletlerin ticaret gemilerine açık olacaktı
Rusya elde ettiği bu başarıdan sonra, tekrar Osmanlı ülkesi üzerindeki emellerinin yerine getirilmesi için çalışmaya başladı. Ancak bu kez milliyetçilik yolunu kullandı. Balkanlarda Slav ırkından olan bütün kavimleri bir amaç etrafında birleştirmek anlamına gelen Panizlâvizm idealini ortaya attı. Balkan milletleri arasında Panislâvizm idealini yaymaya başladı. Rusya'nın bu çalışmaları sırasında Osmanlı Padişahı Abdülaziz'di (1861-1876). Sadrazamlık görevinde ise Rus taraftarı olan Mahmut Nedim Paşa bulunuyordu. Ruslar bu durumdan yararlanarak Bulgar kilisesinin muhtarlığı konusunu kabul ettirdiler. Bu durum Bulgaristan'ı siyasi açıdan bağımsız duruma getirirken, isyanların da genişlemesine neden oldu.
b) Balkan Bunalımı
Ruslar Panislâvist örgütlerin yardımlarıyla Bosna, Hersek, Sırbistan ve Bulgaristan'da isyanlar hazırladılar. Avusturya ise, İtalya'ya verdiği yerlerin acısını çıkarmak için Bosna, Hersek taraflarını işgal etmek istiyordu. Bu devletlerin kışkırtmaları sonucunda ilk isyan bir vergi sorunundan dolayı Hersek'de başladı. (1875). Hersek isyanıyla ortaya çıkan bu gelişmeler "Balkan Bunalımı"na zemin hazırladı. Hersek'ten sonra Sırbistan ve Bulgaristan'da isyanlar çıktı.
Osmanlı Devleti'nin Balkan bunalımıyla içine düştüğü siyasi gelişmeler, maliyenin giderek kötüleşmesi Padişah Abdülaziz'e karşı gittikçe büyüyen bir tepkiye neden oldu. Mithat Paşa ve arkadaşlarının çalışmaları sonunda Abdülaziz tahttan indirilerek yerine V. Murat padişah yapıldı. Ancak V. Murat'ın akıl hastası olduğu anlaşılınca üç ay sonra yerine meşrutiyeti ilân edeceğine söz veren II. Abdülharnit padişah yapıldı (1876).
İsyanların gelişmesi üzerine Avusturya, Rusya ve Almanya Berlin'de bir konferans topladılar. Bu konferans Osmanlı Devleti aleyhine kararlar aldı. Osmanlı Devlet adamları ülkede meşrutiyet ilân edilirse, bu isyanların önünün alınacağını düşünüyorlardı. Bu nedenle Kanun-u Esasi hazırlıklarına başladılar. Fakat Karadağlılar ve Sırpların yeniden harekete geçmeleri Osmanlı Devleti'nin asker kullanmasıyla sonuçlandı, isyanın bastırılması üzerine Rusya araya girerek ateşkes yapılmasını istedi.
c) İstanbul Konferansı (1876)
Avrupa devletleri, Balkan sorunlarına çözüm bulmak amacıyla İstanbul'da konferans toplamayı kararlaştırdılar. İstanbul Konferansı'na Osmanlı Devleti, Rusya, İngiltere, Fransa, Avusturya, Almanya ve İtalya devletleri katıldı. Osmanlı Devleti konferansın açıldığı gün (23 Aralık 1876) Kanun-u Esasi'yi ilân ederek Meşrutiyet devrine geçti. Osmanlı Dışişleri Bakanı Saffet Paşa top seslerinin duyulması üzerine, temsilcilere, Osmanlı Devleti'nin meşrutiyet devrine geçtiğini ve bundan dolayı konferansın toplanmasına gerek kalmadığını açıkladı.
* Böylece, Osmanlı Devleti, iç ve dış nedenlerin sonucunda mutlak monarşiden, meşrutiyet rejimine geçmiş oldu.
* Osmanlı Devleti, bu hareketiyle yabancı devletleri etkileyerek konferansın toplanma nedenlerini ortadan kaldırmayı amaçlamıştı.
Konferansa katılan devletler Meşrutiyetin ilânım konferansı etkilemeye yönelik bir taktik olarak görerek toplantıya devam ettiler. Yabancı delegeler önce kendi aralarında toplanarak kararları belirlediler. Sonra yapılan genel toplantı ile kararları açıkladılar.
İstanbul Konferansı
1) Sırbistan ve Karadağ'dan Osmanlı askerlerinin çekilmesine,
2) Bulgaristan'da Doğu ve Batı Bulgaristan adıyla iki ayrı eyalet kurulmasına,
3) Bosna-Hersek'le birlikte, bu iki eyalete de muhtarlık verilmesine karar verdi.
Osmanlı Devleti'nin bu kararları kabul etmemesi üzerine konferans dağıldı. İstanbul Konferansı'ndan bir sonuç alınamaması üzerine Büyük Devletler İngiltere'nin girişimleriyle Londra'da bir konferans topladılar. Londra Konferansı'nda, İstanbul Konferansı'nda alınan kararlar yumuşatılarak Osmanlı Devletine bildirildi. Osmanlı Devleti, bu kararları da kabul etmedi.
d) 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı
Osmanlı Devleti'nin konferans kararlarını kabul etmemesi üzerine Rusya, Osmanlı Devleti'ne savaş açtı. Kafkasya ve Romanya'dan saldırıya geçen Ruslar iki koldan ilerlemeye başladılar. Balkanlarda isyanlar yeniden başladı. A. Muhtar Paşa'nın bütün gayretlerine rağmen Ruslar, Erzurum'a kadar geldiler. Balkanlarda Gazi Osman Paşa komutasındaki Plevne savunması altıncı ayın sonunda bozuldu. Rusların Edirne'ye kadar gelmeleri üzerine Padişah II. Abdülhamit ateşkes istedi. Bu gelişme karşısında İngiltere harekete geçti, İngiliz donanmasının Mudanya'ya gelmesi üzerine Ruslârda Yeşilköy'e kadar geldiler.
e) Ayastefanos Antlaşması (1878)
Ruslarla barış görüşmeleri Yeşilköy'de yapıldı. Sonunda; Ayastefanos Antlaşması yapıldı (3 Mart 1878)
1) Büyük bir Bulgaristan krallığı kurulacak, Makedonya, Doğu Rumeli ve asıl Bulgaristan bu krallığa bağlanacaktı.
2) Bosna - Hersek'e muhtarlık verilecekti.
3) Kars, Ardahan, Batum ve Doğu Bayezıt Rusya'ya bırakılacaktı.
4) Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsız olacaktı.
5) Girit'te Ermenilerin bulunduğu yerlerde, Teselya ve Arnavutluk'ta Osmanlı Devleti ıslahatlar yapacaktı.
6) Osmanlı Devleti, Rusya'ya 30 milyon lira savaş tazminatı ödeyecekti.
Önemi
• Bu antlaşma ile Rusya, Panislâvizm politikasında başarılı olarak Osmanlı Devleti'ni istediği gibi parçalamıştır.
• Osmanlı Devleti; Romanya, Sırbistan ve Karadağ topraklarını kaybetti.
• Özerk Bulgar krallığının kurulması ve bu devletin Ege Denizi'ne kadar büyümesiyle Rumeli toprakları ikiye ayrıldı.
• Doğu Anadolu'da önemli topraklar Rusya'ya bırakıldı.
• Ermeni sorunu ilk defa bu savaş sırasında ortaya çıktı. Ayastefanos Antlaşması ile Rusya Ermeniler üzerinde söz sahibi oldu.
• Rusya, Bulgaristan vasıtasıyla Ege Denizi'ne çıkarak sıcak denizlere inme politikasını büyük ölçüde gerçekleştirdi.
• Rusya, Doğu Anadolu'da elde ettiği yerlerle Dicle- Fırat ve Basra Körfezi'ne yaklaştı.
• 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın politikaya etkisi Meclisin kapatılması oldu. '
• Rusya'nın güçlenmesinden rahatsız olan büyük devletlerin etkisiyle Ayastefanos Antlaşması yürürlüğe girmedi. Yerine Berlin Antlaşması yapıldı.
L) Berlin Antlaşması (13 Temmuz 1878)
Rusya, Ayastefanos Antlaşması ile amacına ulaşmış ve Osmanlı ülkesini parçalamayı başarmıştı.Osmanlı-Rus Savaşı'nın başından beri tarafsız görünen Avrupalı devletler ortaya çıkan durumdan memnun olmadılar. Antlaşmaya ilk tepki, Avusturya ile İngiltere'den geldi. Balkan topraklarını elde etmeye çalışan Avusturya, Rusya'nın elde ettiği çıkarları kabullenemedi. Rusya'nın, özellikle Ege Denizine ve Dicle-Fırat yolu ile Basra'ya uzanması İngiltere'yi rahatsız etti. Doğu ticareti ve sömürgeleri için büyük bir tehlike meydana getiren bu durum İngiltere'yi harekete geçirdi.
İngiltere ve Avusturya, Almanya'yı da kendi taraflarına çekerek, Ayastefanos Antlaşması'na itiraz ettiler. Rusya yıpranmış ordularıyla Avrupa devletlerine karşı yeni bir savaşı göze alamadığından, konunun yeniden görüşülmesini kabul etmek zorunda kaldı. Bu durum, Osmanlı İmparatorluğu'nun geleceğinin devletlerarası görüşmelerde belirlenmesi demekti.
Ayastefanos Antlaşması'nın yeniden gözden geçirilmesi amacıyla Berlin Kongresi toplandı.Kongre başkanı Almanya Başbakanı Bismark'tı. Kongreye 1856 Paris Antlaşması'nı imzalayan devletler yani Osmanlı Devleti, Rusya, İngiltere, Fransa, Avusturya, Almanya ve İtalya katıldılar. Bir ay süren kongre sonunda Berlin Antlaşması (13 Temmuz 1878) yapıldı.
1) Ayastefanos Antlaşması ile kurulan Büyük Bulgaristan üç kısma ayrıldı:
a) Makedonya kısmı Islahat yapmak şartıyla Osmanlı Devleti'ne bırakıldı.
b) Doğu Rumeli eyaletine Hristiyan vali tayin edilerek muhtarlık verildi.
c) Asıl Bulgaristan, Osmanlı Devleti'ne vergi veren bir prenslik haline getirildi.
2) Bosna-Hersek, Osmanlı Devleti'ne verilecek, fakat şimdilik Avusturya tarafından yönetilecekti.
3) Romanya, Sırbistan ve Karadağ tam bağımsız hale gelecekti. Ayrıca Dobruca Romanya'ya; Niş Sırbistan'a; Adriyatik kıyılarından bazı yerler Karadağ'a verildi.
4) Kars, Ardahan, Batum Rusya'ya verilecekti.Doğu Beyazıt Osmanlılarda kaldı.
5) Osmanlı ülkesinde Ermenilerin oturdukları yerlerde ıslahatlar yapılmasına karar verildi.
6) Teselya, Yunanistan'a bırakıldı.
7) Osmanlı Devleti, Girit adasında ıslahat yapacak.
8) Tuna nehrinde ulaşım serbest olacak ve devletlerarası bir komisyon tarafından yönetilecekti. Fakat nehir savaş gemilerine kapalı olacaktı.
9) Boğazlar konusunda 1856 Paris ve 1871 Londra Antlaşmalarıyla belirlenen hükümler yürürlükte kalacaktı.
10) Osmanlı Devleti, Rusya'ya 60 milyon lira savaş tazminatı ödeyecekti.
Yorum:
• Ayastefanos Antlaşması'nın yerine Berlin Antlaşması'nın yapılmasıyla 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı kesin olarak sona erdi.
• Osmanlı Devleti'nin Berlin Antlaşmasından tek kârı Doğu Beyazıt'ın geri alınması oldu. Buna karşılık, Kıbrıs üs olarak İngilizlere verildi.
• Savaş sırasında ortaya çıkan Ermeni sorunu, Berlin Antlaşmasıyla devletlerarası politika konusu haline geldi.
• Rusya'nın Balkan hakimiyeti önlendi.
• Büyük Bulgaristan'ın parçalanmasıyla Rusya'nın Balkanlar üzerinden Akdeniz'e inmesi önlendi.
• Yunanistan'ın sınırları genişledi.
• Osmanlı Devleti, büyük toprak kaybına uğradı (287.000km2).
• Bosna-Hersek ve Kıbrıs üzerindeki Osmanlı egemenliği sadece görünüşte kaldı.
• Rusya ile Osmanlı Devleti arasında l. Dünya Savaşı'na kadar devam edecek bir barış devri açıldı. Bu süre içinde Osmanlı-Rus Savaşı meydana gelmedi.
M) Osmanlı İmparatorluğu'nun Dağılması (1878-1908)
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndaki mağlubiyetten sonra Padişah II. Abdülhamit, Meclis-i Mebusan’ı kapattı. Bundan sonra Osmanlı Devleti'nin gücünü tamamen kaybetmiş olması, barışçı bir politikanın izlenmesinde etkili oldu. Ancak, toprak kayıpları hızlı bir şekilde devam etti.
1) Kıbrıs'ın İngilizlere Üs Olarak Verilmesi (1878):
İngiltere; 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda yapılan Ayastefanos Antlaşması'nı geçersiz hale getirmek için kongre toplanmaya karar verdi. Ancak böyle bir kongrenin toplanması için şart olarak Kıbrıs'ın üs olarak verilmesini istedi. Kıbrıs'a sahip olmakla gerçekte Rusların Akdeniz'e inmesini önlemeyi amaçlıyordu. Görünüşte ise Rus saldırıları karşısında Osmanlı Devleti'ne yardım yapabilmek için Kıbrıs adasını istemişti. Bu konuda yapılan anlaşmaya göre, Kıbrıs hukuken Osmanlı Devleti'ne bağlı bulunacak, kurumlar da aynen devam edecekti (1878).
• İngiltere, Kıbrıs'ı elde etmekle, Doğu Akdeniz'i ve Süveyş Kanalı'nı kolayca kontrol etme imkanına kavuştu.
• Kıbrıs, İngiltere'ye geçici olarak verildiği halde; Osmanlı Devleti'nin l. Dünya Savaşı'na girmesi üzerine İngiltere adayı topraklarına kattığını açıkladı.
2) Tunus'un Fransızlar Tarafından İşgali (1881):
Fransızlar, 1830 yılından Cezayir'i işgal etmişlerdi. Berlin Kongresi'nden sonra da Cezayir'in güvenliği açısından Tunus'un işgalini uygun gördüler. İtalyanların da bu konuda emellerinin olduğunu öğrenen Fransızlar harekete geçtiler. Bazı sınır olaylarını bahane ederek 1881'de Tunus'a girdiler. Osmanlı Devleti bu olayı protesto etmesine karşılık yeterli gücü olmadığından sonuç alamadı. Böylece Tunus, Fransız himayesi altına girdi.
3) Mısır'ın İngilizler Tarafından İşgali (1882):
Tunus'un Fransızlar tarafından işgali İngilizleri harekete geçirdi. Mısır, Mehmet Ali Paşa ve oğullarının idaresinde çok gelişmişti. 1869'da Süveyş Kanalının Fransızlar tarafından açılmasıyla Mısır'ın siyasi ve ekonomik önemi giderek arttı. Süveyş Kanalının açılmasıyla Akdeniz limanları yeniden önem kazandı. İngilizler de Hindistan yolu üzerinden bulunan Mısır'ı ele geçirme plânları yapmaya başladılar.
Mısır'ın başında Mehmet Ali Paşa soyundan gelen ve "Hidiv" denilen bir vali bulunuyordu. Bunlardan Hidiv İsmail Paşa Fransa ve İngiltere'den çok borç almış ve 1879 yılında iflas etmişti. İngiltere ve Fransa bunun üzerine Mısır işlerine karışmaya başladılar, Mısır maliyesinin koruma hakkını elde ettiler.
Yabancıların müdahelesine karşı çıkan Mısırlılar ayaklanarak yönetimi ellerine geçirdiler. Karışıklıkları bahane eden İngilizler, 1882'de Mısır'ı işgal ettiler. Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında yapılan antlaşmaya göre; Mısır hukuken Osmanlı Devleti'ne ait olacak ve vergi ödeyecekti. Osmanlı Devleti ile İngiltere, Mısır'da birer Yüksek Komiser bulunduracaklardı. Bu anlaşmaya rağmen Mısır gibi zengin bir eyalet kaybedilmiş oldu.
4) Girit Sorunu ve 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı:
Yunanistan Edirne Antlaşması'yla bağımsız olduğu halde, Girit adası Osmanlı Devleti'ne bağlıydı..Yunanistan'a bağlanmak isteyen Girit Rumları adasının Mehmet Ali Paşa'dan tekrar Osmanlılara geçmesinden sonra ayaklandılar (1841). Bu isyanın bastırılmasından sonra 1866'da daha büyük bir isyan çıktı. Girit'te geçici hükümet kuran asiler âdânın Yunanistan'a bağlanmasını istediler. Osmanlı Devleti isyanı bastırınca Avrupalılar duruma müdahele ettiler. Bunun üzerine Halepa Fermanı ilân edilerek Giritlilere imtiyazlar verildi (1866). Girit isyanının devam etmesi üzerine adaya yardım gönderen Yunanistan’la Osmanlı Devleti arasında savaş ihtimali ortaya çıktı.
Bunun üzerine Avrupalı devletler 1879'da Paris'te bir konferans topladılar. Bu konferansta Halepa Fermanının uygulanması kabul edildi. 1887'de Doğu Rumeli'nin Bulgaristan'a bağlandığı sırada, adada yine isyan çıktı. Giritliler,Halepa Fermanına razı oldular.
Böylece:
1) Girit'in bazı sancaklarına Hıristiyan, bazılarına da Müslüman vali atandı.
2) Yerli Meclisler kuruldu.
1896 yılında Girit'te yeniden isyan çıktı, Yunanlıların adaya asker çıkarmaları üzerine Osmanlı-Yunan Savaşı başladı (1897). Gazi Ethem Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Teselya'yı alarak Dömeke'de Yunanlıları mağlup etti. Atina yolunun açılması üzerine, büyük devletler araya girdiler. 1897 yılında İstanbul'da bir antlaşma yapıldı:
1) Yunanistan, Girit'teki askerlerini geri çekecek ve Osmanlı Devleti'ne savaş tazminatı ödeyecekti.
2) Girit'e muhtariyet verilecek ve Yunanistan krallık soyundan bir prens vali olacaktı.
Böylece:
• Bu antlaşmayla Girit elimizden çıktı.
• İkinci Meşrutiyetin ilân edildiği sırada, Yunanlılar Girit'i işgal ederek adayı Yunanistan'a bağladılar.
• Balkan savaşlarının sonunda yapılan Atina Antlaşması ile Girit'in Yunanistan'a ait olduğu kabul edildi (1913).
5) Doğu Rumeli'nin Bulgaristan'a bağlanması (1887):
1878 Berlin Antlaşması'yla, Doğu Rumeli ıslahat yapmak şartı ile Osmanlı Devleti'ne bırakılmıştı. Aynı
zamanda Osmanlı Devleti'ne bağlı Bulgar Prensliği kurulmuştu. 1885 yılında Doğu Rumeli Bulgarları isyan ederek Bulgar Prensliğine bağlanmak istediklerini ilân ettiler. Ruslar Bulgarları kendilerine bağlamak istediklerinden bu durumu tepkiyle karşıladılar, iç karışıklıklar sonunda Alman Prensi Ferdinand, Bulgar Prensliğine seçildi. Osmanlı Devleti; durumu kabul ettiği gibi, Ferdinand'ı Doğu Rumeli 'valiliğine tayin ederek, bu eyaletin Bulgaristan'a bağlandığını kabul ettî (1887).
6) Bosna-Hersek'in Avusturya'ya Bağlanması (1908):
1878 Berlin Antlaşmasıyla Bosna-Hersek, geçici olarak Avusturya'ya bırakılmıştı. Osmanlı Devleti'nin II. Meşrutiyeti ilân ettiği sırada Avusturya bundan faydalanarak Bosna-Hersek'i topraklarına kattığını açıkladı. Osmanlı Devleti, Yenipazar sancağı hariç Bosna-Hersek'in Avusturya'ya ait olduğu kabul etti.
7) Bulgaristan Krallığının Kurulması (1908):
İkinci Meşrutiyetin ilânı sırasında, Bulgaristan krallığı bağımsızlığını ilân ederek, Doğu Rumeli'yi de kendisine bağladığını açıkladı. Osmanlı Devleti, Rusya'nın araya girmesi üzerine Bulgaristan krallığını resmen tanıdı. Böylece Doğu Rumeli ve Bulgaristan elimizden çıktı.
II. Mahmut, Osmanlı İmparatorluğu'nun en bunalımlı dönemlerinden birinde padişahlık yaptı. Buna rağmen hükümdarlığı süresince Osmanlı tarihinde ilk defa çok yönlü ıslahatlara girişti. İdari, askeri ve kültürel alanda yaptığı ıslahatlarla Osmanlı Devleti'nin çöküşünü durdurmak ve devlete Avrupalı bir karakter vermeye çalıştı. Özellikle Yeniçeri Ocağı'nı kaldırmakla ıslahatların önündeki büyük bir engelden kurtulmuş oldu.
(Alıntı)
a) Panislâvizm Hareketleri
Paris Antlaşması, Rusya'nın emellerini 1870 yılına kadar engelledi. Bu tarihlerde Avrupa siyasi dengesini değiştiren gelişmeler meydana gelmişti.
• İtalya (1870), Almanya (1871) siyasi birliklerini kurarak siyasi güç olarak ortaya çıkmışlardı.
• Fransa, yenilerek Alsace-Loraine bölgesini Almanya'ya bırakmıştı.
• Avusturya bir kısım topraklarını İtalya'ya vermişti.
• Rusya, bu gelişmelerden yararlanmayı amaçlayarak Paris Antlaşması'nın Karadeniz'in tarafsızlığına ilişkin olan maddesini tanımadığını bildirdi. Böylece Akdeniz'e inmeyi başaracaktı.
•1871yılında Osmanlı İmparatorluğu,İngiltere,Rusya,Fransa,Almanya,İtalya ve Avusturya'nın katılmasıyla Londra'da bir konferans kabul edildi.
Buna göre;
1) Paris Antlaşmâsı'nın, Rusya'nın Karadeniz'de savaş gemisi bulundurmasını ve tersane yapmasını önleyen hükümleri kaldırılıyordu.
2) Boğazların kapalılığı ilkesi devam edecekti.
3) Karadeniz eskiden olduğu gibi bütün devletlerin ticaret gemilerine açık olacaktı
Rusya elde ettiği bu başarıdan sonra, tekrar Osmanlı ülkesi üzerindeki emellerinin yerine getirilmesi için çalışmaya başladı. Ancak bu kez milliyetçilik yolunu kullandı. Balkanlarda Slav ırkından olan bütün kavimleri bir amaç etrafında birleştirmek anlamına gelen Panizlâvizm idealini ortaya attı. Balkan milletleri arasında Panislâvizm idealini yaymaya başladı. Rusya'nın bu çalışmaları sırasında Osmanlı Padişahı Abdülaziz'di (1861-1876). Sadrazamlık görevinde ise Rus taraftarı olan Mahmut Nedim Paşa bulunuyordu. Ruslar bu durumdan yararlanarak Bulgar kilisesinin muhtarlığı konusunu kabul ettirdiler. Bu durum Bulgaristan'ı siyasi açıdan bağımsız duruma getirirken, isyanların da genişlemesine neden oldu.
b) Balkan Bunalımı
Ruslar Panislâvist örgütlerin yardımlarıyla Bosna, Hersek, Sırbistan ve Bulgaristan'da isyanlar hazırladılar. Avusturya ise, İtalya'ya verdiği yerlerin acısını çıkarmak için Bosna, Hersek taraflarını işgal etmek istiyordu. Bu devletlerin kışkırtmaları sonucunda ilk isyan bir vergi sorunundan dolayı Hersek'de başladı. (1875). Hersek isyanıyla ortaya çıkan bu gelişmeler "Balkan Bunalımı"na zemin hazırladı. Hersek'ten sonra Sırbistan ve Bulgaristan'da isyanlar çıktı.
Osmanlı Devleti'nin Balkan bunalımıyla içine düştüğü siyasi gelişmeler, maliyenin giderek kötüleşmesi Padişah Abdülaziz'e karşı gittikçe büyüyen bir tepkiye neden oldu. Mithat Paşa ve arkadaşlarının çalışmaları sonunda Abdülaziz tahttan indirilerek yerine V. Murat padişah yapıldı. Ancak V. Murat'ın akıl hastası olduğu anlaşılınca üç ay sonra yerine meşrutiyeti ilân edeceğine söz veren II. Abdülharnit padişah yapıldı (1876).
İsyanların gelişmesi üzerine Avusturya, Rusya ve Almanya Berlin'de bir konferans topladılar. Bu konferans Osmanlı Devleti aleyhine kararlar aldı. Osmanlı Devlet adamları ülkede meşrutiyet ilân edilirse, bu isyanların önünün alınacağını düşünüyorlardı. Bu nedenle Kanun-u Esasi hazırlıklarına başladılar. Fakat Karadağlılar ve Sırpların yeniden harekete geçmeleri Osmanlı Devleti'nin asker kullanmasıyla sonuçlandı, isyanın bastırılması üzerine Rusya araya girerek ateşkes yapılmasını istedi.
c) İstanbul Konferansı (1876)
Avrupa devletleri, Balkan sorunlarına çözüm bulmak amacıyla İstanbul'da konferans toplamayı kararlaştırdılar. İstanbul Konferansı'na Osmanlı Devleti, Rusya, İngiltere, Fransa, Avusturya, Almanya ve İtalya devletleri katıldı. Osmanlı Devleti konferansın açıldığı gün (23 Aralık 1876) Kanun-u Esasi'yi ilân ederek Meşrutiyet devrine geçti. Osmanlı Dışişleri Bakanı Saffet Paşa top seslerinin duyulması üzerine, temsilcilere, Osmanlı Devleti'nin meşrutiyet devrine geçtiğini ve bundan dolayı konferansın toplanmasına gerek kalmadığını açıkladı.
* Böylece, Osmanlı Devleti, iç ve dış nedenlerin sonucunda mutlak monarşiden, meşrutiyet rejimine geçmiş oldu.
* Osmanlı Devleti, bu hareketiyle yabancı devletleri etkileyerek konferansın toplanma nedenlerini ortadan kaldırmayı amaçlamıştı.
Konferansa katılan devletler Meşrutiyetin ilânım konferansı etkilemeye yönelik bir taktik olarak görerek toplantıya devam ettiler. Yabancı delegeler önce kendi aralarında toplanarak kararları belirlediler. Sonra yapılan genel toplantı ile kararları açıkladılar.
İstanbul Konferansı
1) Sırbistan ve Karadağ'dan Osmanlı askerlerinin çekilmesine,
2) Bulgaristan'da Doğu ve Batı Bulgaristan adıyla iki ayrı eyalet kurulmasına,
3) Bosna-Hersek'le birlikte, bu iki eyalete de muhtarlık verilmesine karar verdi.
Osmanlı Devleti'nin bu kararları kabul etmemesi üzerine konferans dağıldı. İstanbul Konferansı'ndan bir sonuç alınamaması üzerine Büyük Devletler İngiltere'nin girişimleriyle Londra'da bir konferans topladılar. Londra Konferansı'nda, İstanbul Konferansı'nda alınan kararlar yumuşatılarak Osmanlı Devletine bildirildi. Osmanlı Devleti, bu kararları da kabul etmedi.
d) 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı
Osmanlı Devleti'nin konferans kararlarını kabul etmemesi üzerine Rusya, Osmanlı Devleti'ne savaş açtı. Kafkasya ve Romanya'dan saldırıya geçen Ruslar iki koldan ilerlemeye başladılar. Balkanlarda isyanlar yeniden başladı. A. Muhtar Paşa'nın bütün gayretlerine rağmen Ruslar, Erzurum'a kadar geldiler. Balkanlarda Gazi Osman Paşa komutasındaki Plevne savunması altıncı ayın sonunda bozuldu. Rusların Edirne'ye kadar gelmeleri üzerine Padişah II. Abdülhamit ateşkes istedi. Bu gelişme karşısında İngiltere harekete geçti, İngiliz donanmasının Mudanya'ya gelmesi üzerine Ruslârda Yeşilköy'e kadar geldiler.
e) Ayastefanos Antlaşması (1878)
Ruslarla barış görüşmeleri Yeşilköy'de yapıldı. Sonunda; Ayastefanos Antlaşması yapıldı (3 Mart 1878)
1) Büyük bir Bulgaristan krallığı kurulacak, Makedonya, Doğu Rumeli ve asıl Bulgaristan bu krallığa bağlanacaktı.
2) Bosna - Hersek'e muhtarlık verilecekti.
3) Kars, Ardahan, Batum ve Doğu Bayezıt Rusya'ya bırakılacaktı.
4) Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsız olacaktı.
5) Girit'te Ermenilerin bulunduğu yerlerde, Teselya ve Arnavutluk'ta Osmanlı Devleti ıslahatlar yapacaktı.
6) Osmanlı Devleti, Rusya'ya 30 milyon lira savaş tazminatı ödeyecekti.
Önemi
• Bu antlaşma ile Rusya, Panislâvizm politikasında başarılı olarak Osmanlı Devleti'ni istediği gibi parçalamıştır.
• Osmanlı Devleti; Romanya, Sırbistan ve Karadağ topraklarını kaybetti.
• Özerk Bulgar krallığının kurulması ve bu devletin Ege Denizi'ne kadar büyümesiyle Rumeli toprakları ikiye ayrıldı.
• Doğu Anadolu'da önemli topraklar Rusya'ya bırakıldı.
• Ermeni sorunu ilk defa bu savaş sırasında ortaya çıktı. Ayastefanos Antlaşması ile Rusya Ermeniler üzerinde söz sahibi oldu.
• Rusya, Bulgaristan vasıtasıyla Ege Denizi'ne çıkarak sıcak denizlere inme politikasını büyük ölçüde gerçekleştirdi.
• Rusya, Doğu Anadolu'da elde ettiği yerlerle Dicle- Fırat ve Basra Körfezi'ne yaklaştı.
• 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın politikaya etkisi Meclisin kapatılması oldu. '
• Rusya'nın güçlenmesinden rahatsız olan büyük devletlerin etkisiyle Ayastefanos Antlaşması yürürlüğe girmedi. Yerine Berlin Antlaşması yapıldı.
L) Berlin Antlaşması (13 Temmuz 1878)
Rusya, Ayastefanos Antlaşması ile amacına ulaşmış ve Osmanlı ülkesini parçalamayı başarmıştı.Osmanlı-Rus Savaşı'nın başından beri tarafsız görünen Avrupalı devletler ortaya çıkan durumdan memnun olmadılar. Antlaşmaya ilk tepki, Avusturya ile İngiltere'den geldi. Balkan topraklarını elde etmeye çalışan Avusturya, Rusya'nın elde ettiği çıkarları kabullenemedi. Rusya'nın, özellikle Ege Denizine ve Dicle-Fırat yolu ile Basra'ya uzanması İngiltere'yi rahatsız etti. Doğu ticareti ve sömürgeleri için büyük bir tehlike meydana getiren bu durum İngiltere'yi harekete geçirdi.
İngiltere ve Avusturya, Almanya'yı da kendi taraflarına çekerek, Ayastefanos Antlaşması'na itiraz ettiler. Rusya yıpranmış ordularıyla Avrupa devletlerine karşı yeni bir savaşı göze alamadığından, konunun yeniden görüşülmesini kabul etmek zorunda kaldı. Bu durum, Osmanlı İmparatorluğu'nun geleceğinin devletlerarası görüşmelerde belirlenmesi demekti.
Ayastefanos Antlaşması'nın yeniden gözden geçirilmesi amacıyla Berlin Kongresi toplandı.Kongre başkanı Almanya Başbakanı Bismark'tı. Kongreye 1856 Paris Antlaşması'nı imzalayan devletler yani Osmanlı Devleti, Rusya, İngiltere, Fransa, Avusturya, Almanya ve İtalya katıldılar. Bir ay süren kongre sonunda Berlin Antlaşması (13 Temmuz 1878) yapıldı.
1) Ayastefanos Antlaşması ile kurulan Büyük Bulgaristan üç kısma ayrıldı:
a) Makedonya kısmı Islahat yapmak şartıyla Osmanlı Devleti'ne bırakıldı.
b) Doğu Rumeli eyaletine Hristiyan vali tayin edilerek muhtarlık verildi.
c) Asıl Bulgaristan, Osmanlı Devleti'ne vergi veren bir prenslik haline getirildi.
2) Bosna-Hersek, Osmanlı Devleti'ne verilecek, fakat şimdilik Avusturya tarafından yönetilecekti.
3) Romanya, Sırbistan ve Karadağ tam bağımsız hale gelecekti. Ayrıca Dobruca Romanya'ya; Niş Sırbistan'a; Adriyatik kıyılarından bazı yerler Karadağ'a verildi.
4) Kars, Ardahan, Batum Rusya'ya verilecekti.Doğu Beyazıt Osmanlılarda kaldı.
5) Osmanlı ülkesinde Ermenilerin oturdukları yerlerde ıslahatlar yapılmasına karar verildi.
6) Teselya, Yunanistan'a bırakıldı.
7) Osmanlı Devleti, Girit adasında ıslahat yapacak.
8) Tuna nehrinde ulaşım serbest olacak ve devletlerarası bir komisyon tarafından yönetilecekti. Fakat nehir savaş gemilerine kapalı olacaktı.
9) Boğazlar konusunda 1856 Paris ve 1871 Londra Antlaşmalarıyla belirlenen hükümler yürürlükte kalacaktı.
10) Osmanlı Devleti, Rusya'ya 60 milyon lira savaş tazminatı ödeyecekti.
Yorum:
• Ayastefanos Antlaşması'nın yerine Berlin Antlaşması'nın yapılmasıyla 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı kesin olarak sona erdi.
• Osmanlı Devleti'nin Berlin Antlaşmasından tek kârı Doğu Beyazıt'ın geri alınması oldu. Buna karşılık, Kıbrıs üs olarak İngilizlere verildi.
• Savaş sırasında ortaya çıkan Ermeni sorunu, Berlin Antlaşmasıyla devletlerarası politika konusu haline geldi.
• Rusya'nın Balkan hakimiyeti önlendi.
• Büyük Bulgaristan'ın parçalanmasıyla Rusya'nın Balkanlar üzerinden Akdeniz'e inmesi önlendi.
• Yunanistan'ın sınırları genişledi.
• Osmanlı Devleti, büyük toprak kaybına uğradı (287.000km2).
• Bosna-Hersek ve Kıbrıs üzerindeki Osmanlı egemenliği sadece görünüşte kaldı.
• Rusya ile Osmanlı Devleti arasında l. Dünya Savaşı'na kadar devam edecek bir barış devri açıldı. Bu süre içinde Osmanlı-Rus Savaşı meydana gelmedi.
M) Osmanlı İmparatorluğu'nun Dağılması (1878-1908)
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndaki mağlubiyetten sonra Padişah II. Abdülhamit, Meclis-i Mebusan’ı kapattı. Bundan sonra Osmanlı Devleti'nin gücünü tamamen kaybetmiş olması, barışçı bir politikanın izlenmesinde etkili oldu. Ancak, toprak kayıpları hızlı bir şekilde devam etti.
1) Kıbrıs'ın İngilizlere Üs Olarak Verilmesi (1878):
İngiltere; 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda yapılan Ayastefanos Antlaşması'nı geçersiz hale getirmek için kongre toplanmaya karar verdi. Ancak böyle bir kongrenin toplanması için şart olarak Kıbrıs'ın üs olarak verilmesini istedi. Kıbrıs'a sahip olmakla gerçekte Rusların Akdeniz'e inmesini önlemeyi amaçlıyordu. Görünüşte ise Rus saldırıları karşısında Osmanlı Devleti'ne yardım yapabilmek için Kıbrıs adasını istemişti. Bu konuda yapılan anlaşmaya göre, Kıbrıs hukuken Osmanlı Devleti'ne bağlı bulunacak, kurumlar da aynen devam edecekti (1878).
• İngiltere, Kıbrıs'ı elde etmekle, Doğu Akdeniz'i ve Süveyş Kanalı'nı kolayca kontrol etme imkanına kavuştu.
• Kıbrıs, İngiltere'ye geçici olarak verildiği halde; Osmanlı Devleti'nin l. Dünya Savaşı'na girmesi üzerine İngiltere adayı topraklarına kattığını açıkladı.
2) Tunus'un Fransızlar Tarafından İşgali (1881):
Fransızlar, 1830 yılından Cezayir'i işgal etmişlerdi. Berlin Kongresi'nden sonra da Cezayir'in güvenliği açısından Tunus'un işgalini uygun gördüler. İtalyanların da bu konuda emellerinin olduğunu öğrenen Fransızlar harekete geçtiler. Bazı sınır olaylarını bahane ederek 1881'de Tunus'a girdiler. Osmanlı Devleti bu olayı protesto etmesine karşılık yeterli gücü olmadığından sonuç alamadı. Böylece Tunus, Fransız himayesi altına girdi.
3) Mısır'ın İngilizler Tarafından İşgali (1882):
Tunus'un Fransızlar tarafından işgali İngilizleri harekete geçirdi. Mısır, Mehmet Ali Paşa ve oğullarının idaresinde çok gelişmişti. 1869'da Süveyş Kanalının Fransızlar tarafından açılmasıyla Mısır'ın siyasi ve ekonomik önemi giderek arttı. Süveyş Kanalının açılmasıyla Akdeniz limanları yeniden önem kazandı. İngilizler de Hindistan yolu üzerinden bulunan Mısır'ı ele geçirme plânları yapmaya başladılar.
Mısır'ın başında Mehmet Ali Paşa soyundan gelen ve "Hidiv" denilen bir vali bulunuyordu. Bunlardan Hidiv İsmail Paşa Fransa ve İngiltere'den çok borç almış ve 1879 yılında iflas etmişti. İngiltere ve Fransa bunun üzerine Mısır işlerine karışmaya başladılar, Mısır maliyesinin koruma hakkını elde ettiler.
Yabancıların müdahelesine karşı çıkan Mısırlılar ayaklanarak yönetimi ellerine geçirdiler. Karışıklıkları bahane eden İngilizler, 1882'de Mısır'ı işgal ettiler. Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında yapılan antlaşmaya göre; Mısır hukuken Osmanlı Devleti'ne ait olacak ve vergi ödeyecekti. Osmanlı Devleti ile İngiltere, Mısır'da birer Yüksek Komiser bulunduracaklardı. Bu anlaşmaya rağmen Mısır gibi zengin bir eyalet kaybedilmiş oldu.
4) Girit Sorunu ve 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı:
Yunanistan Edirne Antlaşması'yla bağımsız olduğu halde, Girit adası Osmanlı Devleti'ne bağlıydı..Yunanistan'a bağlanmak isteyen Girit Rumları adasının Mehmet Ali Paşa'dan tekrar Osmanlılara geçmesinden sonra ayaklandılar (1841). Bu isyanın bastırılmasından sonra 1866'da daha büyük bir isyan çıktı. Girit'te geçici hükümet kuran asiler âdânın Yunanistan'a bağlanmasını istediler. Osmanlı Devleti isyanı bastırınca Avrupalılar duruma müdahele ettiler. Bunun üzerine Halepa Fermanı ilân edilerek Giritlilere imtiyazlar verildi (1866). Girit isyanının devam etmesi üzerine adaya yardım gönderen Yunanistan’la Osmanlı Devleti arasında savaş ihtimali ortaya çıktı.
Bunun üzerine Avrupalı devletler 1879'da Paris'te bir konferans topladılar. Bu konferansta Halepa Fermanının uygulanması kabul edildi. 1887'de Doğu Rumeli'nin Bulgaristan'a bağlandığı sırada, adada yine isyan çıktı. Giritliler,Halepa Fermanına razı oldular.
Böylece:
1) Girit'in bazı sancaklarına Hıristiyan, bazılarına da Müslüman vali atandı.
2) Yerli Meclisler kuruldu.
1896 yılında Girit'te yeniden isyan çıktı, Yunanlıların adaya asker çıkarmaları üzerine Osmanlı-Yunan Savaşı başladı (1897). Gazi Ethem Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Teselya'yı alarak Dömeke'de Yunanlıları mağlup etti. Atina yolunun açılması üzerine, büyük devletler araya girdiler. 1897 yılında İstanbul'da bir antlaşma yapıldı:
1) Yunanistan, Girit'teki askerlerini geri çekecek ve Osmanlı Devleti'ne savaş tazminatı ödeyecekti.
2) Girit'e muhtariyet verilecek ve Yunanistan krallık soyundan bir prens vali olacaktı.
Böylece:
• Bu antlaşmayla Girit elimizden çıktı.
• İkinci Meşrutiyetin ilân edildiği sırada, Yunanlılar Girit'i işgal ederek adayı Yunanistan'a bağladılar.
• Balkan savaşlarının sonunda yapılan Atina Antlaşması ile Girit'in Yunanistan'a ait olduğu kabul edildi (1913).
5) Doğu Rumeli'nin Bulgaristan'a bağlanması (1887):
1878 Berlin Antlaşması'yla, Doğu Rumeli ıslahat yapmak şartı ile Osmanlı Devleti'ne bırakılmıştı. Aynı
zamanda Osmanlı Devleti'ne bağlı Bulgar Prensliği kurulmuştu. 1885 yılında Doğu Rumeli Bulgarları isyan ederek Bulgar Prensliğine bağlanmak istediklerini ilân ettiler. Ruslar Bulgarları kendilerine bağlamak istediklerinden bu durumu tepkiyle karşıladılar, iç karışıklıklar sonunda Alman Prensi Ferdinand, Bulgar Prensliğine seçildi. Osmanlı Devleti; durumu kabul ettiği gibi, Ferdinand'ı Doğu Rumeli 'valiliğine tayin ederek, bu eyaletin Bulgaristan'a bağlandığını kabul ettî (1887).
6) Bosna-Hersek'in Avusturya'ya Bağlanması (1908):
1878 Berlin Antlaşmasıyla Bosna-Hersek, geçici olarak Avusturya'ya bırakılmıştı. Osmanlı Devleti'nin II. Meşrutiyeti ilân ettiği sırada Avusturya bundan faydalanarak Bosna-Hersek'i topraklarına kattığını açıkladı. Osmanlı Devleti, Yenipazar sancağı hariç Bosna-Hersek'in Avusturya'ya ait olduğu kabul etti.
7) Bulgaristan Krallığının Kurulması (1908):
İkinci Meşrutiyetin ilânı sırasında, Bulgaristan krallığı bağımsızlığını ilân ederek, Doğu Rumeli'yi de kendisine bağladığını açıkladı. Osmanlı Devleti, Rusya'nın araya girmesi üzerine Bulgaristan krallığını resmen tanıdı. Böylece Doğu Rumeli ve Bulgaristan elimizden çıktı.
II. Mahmut, Osmanlı İmparatorluğu'nun en bunalımlı dönemlerinden birinde padişahlık yaptı. Buna rağmen hükümdarlığı süresince Osmanlı tarihinde ilk defa çok yönlü ıslahatlara girişti. İdari, askeri ve kültürel alanda yaptığı ıslahatlarla Osmanlı Devleti'nin çöküşünü durdurmak ve devlete Avrupalı bir karakter vermeye çalıştı. Özellikle Yeniçeri Ocağı'nı kaldırmakla ıslahatların önündeki büyük bir engelden kurtulmuş oldu.
(Alıntı)
