Bilhassa iki gerçeği çok iyi idrak etmektir. Birincisi: O vesveselerin kendi kalbinin sözleri olmadığını bilmektir. Bunun delili, insanın o sözlerden ve hayallerden cidden rahatsız olması ve üzülmesidir. İkincisi: Böyle vesveselerin ona ehemmiyet verdikçe büyüdüğünü ehemmiyet vermezse büyüyemeden söndüğünü bilmektir.(1) Eğer kişi bu iki şeye dikkat ederse vesvesenin kökünü kurutmuş olur. Yani o vesveselerin kendi kalbinin sözleri olmadığına emin olacak ve ehemmiyet verip de merakla zihnini o mesele üzerine yoğunlaştırmayacak.
Kurtulmak niyeti ile dahi olsa zihnini o gibi şeylerle meşgul etmenin iki çeşit zararı olur. Birincisi: Zihin, o noktaya, telaştan gelen bir merakla yöneldiği için hayalde kalıcı izler bırakarak sonraki zamanlarda, hatırlatıcı küçük sebeblerle bile o vesveselerin tekrar hayale gelmesine neden olur. İkincisi: Namazdan maksat Allah’ın huzuruna çıkmak iken bu boş şeyler insanı meşgul edip namazı unutturur, huzura mâni olur.
Netice olarak, kulun yapması gereken şey; böyle vesveselerin zihnini meşgul ettiğini fark ettiği anda, hemen onlarla meşguliyeti bırakıp huzura dönmektir. İsterse o vesveseler kalb ve hayalinde seslerini yükseltmeye devam etsinler, hiç ehemmiyet vermeyerek yola devam etmek gerekir. Tâki huzura zarar vermesin ve hayalde kalıcı izler bırakmasın.
Alıntıdır.