Doğuş Pertez
Emekli Yönetici
-
Konu Sahibi
-
The Secret - Sen Yeterki İste
Kısaca Sen Yeterki Iste..
Şu herkesin elinden dilinden düşürmediği meşhur! çekim yasasını anlatan kitap (The Secret) hakkında görüş belirtme niyetim hiç yoktu. Ta ki bunların kendi kendilerine öğretmen dedikleri, hem kitap hem dvd filmlerinde bolca referans gösterdikleri David Schirmer adlı (sözde) üstadin ortaya çıkan sahtekarlığını okuyana kadar
Bu Avusturalyalı ağbi bir yatırım uzmanı ve eğitmeni, bir konuşmacı, bir yazar Yıllık geliri 1.5 milyon doların üzerinde.
Önce onun The Secretda yer alan şu muhteşem sözüne bir bakalım:
Bu sırrı ilk anladığımda birçok fatura ödüyordum, bir sürüsü de sürekli posta kutuma doluşuyordu. Bunu nasıl değiştirebilirim? dedim.
Çekim yasası Neye odaklanırsan onu elde edersin? der.
Bankadan hesap belgemi aldım, mevcut bakiyemin olduğu yeri silerek, olmasını istediğim miktarla değiştirdim ve bana sadece çeklerin gönderildiğini hayal ettim. Bir ay içinde işler değişmeye başladı. Ve bu inanılmazdı. Artık sürekli çek alıyorum, fatura da geliyor, ama daha çok çek alıyorum.
Ne güzel değil mi?
David verdiği Zengin Olmanın Sırrı eğitimlerinde, öğrencilerinden kısa dönemde yüksek faiz vaadleri ile kurduğunu söylediği yatırım fonuna para topluyor. Sonrasını tahmin ediyorsunuz. Bırakın faizi, kimseye ana parasını bile geri ödemiyor. (Davidin şirketinde çalışıp yıllardır maaşını almayı bekleyenler de var.)
Kısaca bu yatırım hocasının sırrı, etrafındaki kişilerin cebinden paraları çekmeye odaklanmış.
A Current Affairs isimli bir TV programının ortaya çıkardığı skandal sonrası Avusturalya hükümeti kendisine vergi davası açsa da, o dünyanın dört bir yanında insanlara nasıl kısa zamanda zengin olabileceklerini öğretmeye(!) devam ediyor. Talebi de bir hayli fazla!
İşte o TV programının birinci bölümü [ingilizce, hem de Avusturalya aksanı ile!]
YouTube Linki... [Linkleri görmek için üye olun]
Bunlar da daha sonra çekilen ikinci ve üçüncü bölümleri.
İşte bize The Secret kitap ve dvd filmlerinde yaşamın, mutluluğun, herşeyin sırrını öğreten sözde gurulardan birinin durumu. İçler acısı [Robin Sharmanın kulakları çınlasın!]
Mağdur David de boş durmuyor ve kendisi hakkında yapılan suçlamalardan ne kadar canının yandığını söylediği bir cevap videosu yayınlıyor. İçinde elle tutulur hiçbir done yok; hepimizin alışkın olduğu medya suçlaması dışında. Çok iyi bir politikacı olurmuş bu adam.
Dönelim kitaba tekrar.
Bakın bizim coğrafi, siyasi, eğitim veya sosyo-ekonomik nedenlere dayandığını sandığımız bir gerçek nasıl ters yüz ediliyor:
Sizce neden dünya nufusunun % 1′i, dünyadaki toplam maddi gelirinin % 96sını kazanıyor? Tesadüf olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hayır değil! Düzen böyledir, onlar bir şeyleri anlamışlardır. Onlar sırrı biliyorlar. Şimdi siz de sırra ulaşıyorsunuz.
Olumlu veya olumsuz; hangi düşüncenize odaklanırsanız onu kendinize çekmiş olursunuz, o gerçek olur.
Sevgili arkadaşlarım, siz de bu sırrı bilince artık zengin olabileceksiniz. Ve dolayısıyla yeryüzünde yaşayan herkes okursa Fakirlik tarihe karışıyor!
Piyango bileti alıp büyük ikramiyenin çıkmamasını istiyen tek kişi olabilir mi? Veya kazanmayı hayal etmeyen, çıkarsa o parayla yapacaklarını hayal etmeyen? Bilet alanlar zaten bu hayalleri satın almıyor mu? Milyonlarca kişi aynı hayali kuruyor.
Bu kitabı okuyup daha olumlu istemeyi öğrendikten sonra hepimize büyük ikramiye çıkıyor!
Zengin olmak hiç bu kadar kolay olmamıştı. Ya da sağlıklı olmak, sevgiliye kavuşmak, mutlu olmak, uzun yaşamak Ya da savaşların bitmesi, açlığın bitmesi, aids, kanser Siz hayal edin, küresel ısınma da biter. Susuzluk da!
Serdar Turgut; Büyük ölçüde umutsuz ev kadınları olarak adlandırılabilecek toplum kategorisi nezdinde çok popüler olan bu kitabı, Türkiyede de çok kişi okuyor. Kitabı, bu sınıfın ilgiyle okumasının başta gelen nedeni, umutsuz ev kadını tarafından yazılmış olmasıdır. derken, Radikalden Pınar Öğünç konuya erotik bir boyut katmış: Sır değil, servet pornosu. Modern safsata ise zihnimize yeni giren başka bir ifade
Hatırlarsınız, Ayşe Arman Türkiyedeki yayıncının yardımı ile kitabın yazarı Rhonda Byrnes ile (mail yoluyla) bir söyleşi yaptığını zannediyor, gazetesinde yayınlıyor. Sonra anlaşılıyor ki cevapları gönderen Rhonda değil!
Başta inkar eden, sonra olay netleşince Ha yazar cevaplamış, ha ben deme pişkinliği gösteren bir yayıncı var karşımızda! Ve tabii ki dolandırıldığını düşünen bir Ayşe Arman.
Çekim yasası birilerin dolarları kendine çekmesine yaramış yaramasına da, olumsuz bir takım gariplikleri de etrafına çekiyor gibi. [Benim evde durmuyor bu kitap artık ]
Bu arada unutmadan; David Schirmer da The Secretdaki arkadaşlarıyla yeni bir zincir satış politikası başlatmışlar. Çıkardıkları 47 dolarlık How To Apply The Secret Step-by-Step [Sırrın Adım Adım Uygulaması] isimli yeni kitaplarını satmak için arkadaşlarınıza tavsiye edin, zengin olun diyorlar. Davidin hesabına göre yılda 47.107 dolar kazanabilirsiniz!
Kolay yoldan her güzel şey benim olsun diyen genel insan psikoloji için bu sır ne güzel bir besin kaynağı değil mi? Sen iste, düşünü kur; gerçek olur! Ver damardan!
Araştırmalarım esnasında The Secretı tiye alan bir komediye de denk geldim. [Maalesef yine İngilizce] Biraz kafamız dağılsın!
Odaklanmanın önemini ise hiçbir zaman yadsımıyoruz. [Bknz: İstersen Yaparsın!] Hayallerinin gerçek olması için tabi önce istemek, gerekli donanıma sahip olmak ve sonrasında tutkuyla ve odaklanarak çalışmak gerekli.
Olumlu düşünmenin sırrını Hz Mevlana zaten yıllar önce bize vermedi mi?
Kardeşim sen düşünceden ibaretsin.
Geriye kalan et ve kemiksin.
Gül düşünürsün, gülistan olursun.
Diken düşünürsün, dikenlik olursun.
Geleneksel hurafelerle tatmin olmayan ama hurafesiz de kalamayan; dinlerin ortodoks yorumları ve ibadet modelleriyle uyumsuz ama gündelik hayattaki maneviyatsızlıktan da mustarip günümüz insanının bu tezden çok etkilenmesinde şaşacak bir yan yok elbette. diyen Haşmet Babaoğlu, The Secretin asıl sırrını hayal-dua-dilek-adak ile ilişkilendirdi geçenlerde.
Pek bir keyifli dile getirmiş düşüncelerini:
Çevreme bakıyorum da, Rhonda Byrnenın The Secret/Sır adlı kitabının etkisi yayıldıkça yayılıyor.
Beş yıl önceki sevgilisinin fotoğrafını önüne koyup bakarak geri gelmesini umut edenler
Her sabah ceket cebine yüklü miktarda uyduruk bir çek koyup evden çıkan ve yakın zamanda yerini gerçeğinin alacağından emin olanlar
Sadece pozitif şeyler düşüneceğim diye yanında hastalıktan, dertten söz ettirmeyen bencil alıklar
Daha neler neler var!
Kimisi açık açık yapıyor bunu kimisi de çaktırmadan. Adı da sikrıt yapmak olup çıkmış.
Birkaç ay önce bu konuda yazmaya kalkmış sonra uzun boylu eleştiriye girmekten vazgeçmiştim.
Öyle ya! Bu tür kitaplar taşıdıkları büyük iddiaya ve teorilerinin kapsayıcılığına rağmen okurlarıyla aslında bire bir ilişki kuruyordu.
Bir anlamda homopatik ilaçlara benziyorlardı. Hastalığa değil ama özel olarak o hasta ya derman olan ilaçlar gibiydiler. O yüzden okurla kitap arasına girmemek belki en iyisi diye düşünmüştüm.
Fakat gözlemlediğim The Secret çılgınlığı en azından bir nokta üzerine kesin sözcüklerle yazmaya itiyor beni.
Hangi nokta mı?
Asıl sır noktası
Rhonda Byrnesın yaptığı ne?
Binlerce yıllık insanlık kültürünün hayal-dua-dilek-adak konusunda biriktirdiği ne varsa hepsini bir araya getirip ona bir bilimsel yasa (Çekim Yasası) süsü vermek
Bu yasaya göre bir şeyi olumlu biçimde çok isteyip özellikle de görselleştirdiğinizde mıknatısa dönüşüyorsunuz. Ve o şey eninde sonunda gelip sizin çekim alanınıza giriyor, yani isteğiniz gerçekleşiyor..
The Secretın baştan çıkarıcı yüzlerce örnek ve alıntıyla anlattıklarının özü bu.
Geleneksel hurafelerle tatmin olmayan ama hurafesiz de kalamayan; dinlerin ortodoks yorumları ve ibadet modelleriyle uyumsuz ama gündelik hayattaki maneviyatsızlıktan da mustarip günümüz insanının bu tezden çok etkilenmesinde şaşacak bir yan yok elbette.
The Secret.
Dinsel değil ama öyleymiş gibi..
Bilimsel değil ama öyleymiş gibi
Kitabın etkisi ve ünü de buradan kaynaklanıyor zaten: mış gibi yapmasından
Ama bir sorun var.
Derin bir eksiklik
Büyük bir boşluk duygusu
Hayır! Birçok eleştirmenin vurguladığı gibi, kitabın aşırı maddi taleplere, günümüz insanının mutlak zenginlik ihtiraslarına hoş bakmasını kastetmiyorum. O işin gel gel tarafı!
Ama dikkat ederseniz fark edeceksiniz; yüreği titretmiyor The Secret.
Soğuk.
Bir prospektüs kadar işlevsel fakat soğuk!
Neden peki?
Sır da orada zaten.
The Secret bir operasyon.
İnsanlığın binlerce yıllık hayal-dua-dilek-adak kültürünün içinden Tanrı kavramını çekip çıkartma operasyonu
İstersen olur diyor The Secret.
Ama kim ol duracak?
Kimse!..
Zaten yasa böyle diyor The Secret.
Tanrının adını ağzına almıyor. Onun yerine sürekli evrene güvenin, inanın, inanç duyun diyor.
Ancak işin bilim tarafından baktığınızda da sorun şu: Bilimde ne böyle bir yasa var ne de böyle bir evren vizyonu!
Kitabı okuyunca canım bu kitap babaannemin duaları ve batıl inançları gibi bir şey diyenler var. İyi niyetlerine rağmen özünde yanılıyorlar.
Babaannelerimiz de kırk kez söylenenin gerçek olacağına inanırdı ama ne isterlerse Tanrıdan isterlerdi.
Bilirlerdi ki, sadece kendileri istediği için değil, Tanrı istediği için dilekler kabul olur.
Hem ilgilisine hatırlatmanın tam sırası
İnsan dua eder, diler, ister ama bütün dinlerde kesin uyarı şudur: Neyin gerçekten hayır neyin şer olduğu bilgisi ne evrene ne de insana aittir. (Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır, sevdiğiniz bir şey de şerdir. Allah bilir de, siz bilmezsiniz. Bakara/216)
O yüzden dualar takdiri Allaha bırakır.
O yüzden dua denilen şey The Secrettaki gibi önü alınmaz bir tutku ifadesi değil, yakarış ve teslimiyettir.
Haşmetin dediklerine tek bir eklemem var.
İçimizdeki umut açlığı fırsatçı bir yazarın yazdığı bir kitap ile beslenebilen bir kıvama geldiyse, acaba umutlarımız da mı fırsatçı olmaya başladı?
Şu herkesin elinden dilinden düşürmediği meşhur! çekim yasasını anlatan kitap (The Secret) hakkında görüş belirtme niyetim hiç yoktu. Ta ki bunların kendi kendilerine öğretmen dedikleri, hem kitap hem dvd filmlerinde bolca referans gösterdikleri David Schirmer adlı (sözde) üstadin ortaya çıkan sahtekarlığını okuyana kadar
Bu Avusturalyalı ağbi bir yatırım uzmanı ve eğitmeni, bir konuşmacı, bir yazar Yıllık geliri 1.5 milyon doların üzerinde.
Önce onun The Secretda yer alan şu muhteşem sözüne bir bakalım:
Bu sırrı ilk anladığımda birçok fatura ödüyordum, bir sürüsü de sürekli posta kutuma doluşuyordu. Bunu nasıl değiştirebilirim? dedim.
Çekim yasası Neye odaklanırsan onu elde edersin? der.
Bankadan hesap belgemi aldım, mevcut bakiyemin olduğu yeri silerek, olmasını istediğim miktarla değiştirdim ve bana sadece çeklerin gönderildiğini hayal ettim. Bir ay içinde işler değişmeye başladı. Ve bu inanılmazdı. Artık sürekli çek alıyorum, fatura da geliyor, ama daha çok çek alıyorum.
Ne güzel değil mi?
David verdiği Zengin Olmanın Sırrı eğitimlerinde, öğrencilerinden kısa dönemde yüksek faiz vaadleri ile kurduğunu söylediği yatırım fonuna para topluyor. Sonrasını tahmin ediyorsunuz. Bırakın faizi, kimseye ana parasını bile geri ödemiyor. (Davidin şirketinde çalışıp yıllardır maaşını almayı bekleyenler de var.)
Kısaca bu yatırım hocasının sırrı, etrafındaki kişilerin cebinden paraları çekmeye odaklanmış.
A Current Affairs isimli bir TV programının ortaya çıkardığı skandal sonrası Avusturalya hükümeti kendisine vergi davası açsa da, o dünyanın dört bir yanında insanlara nasıl kısa zamanda zengin olabileceklerini öğretmeye(!) devam ediyor. Talebi de bir hayli fazla!
İşte o TV programının birinci bölümü [ingilizce, hem de Avusturalya aksanı ile!]
YouTube Linki... [Linkleri görmek için üye olun]
Bunlar da daha sonra çekilen ikinci ve üçüncü bölümleri.
İşte bize The Secret kitap ve dvd filmlerinde yaşamın, mutluluğun, herşeyin sırrını öğreten sözde gurulardan birinin durumu. İçler acısı [Robin Sharmanın kulakları çınlasın!]
Mağdur David de boş durmuyor ve kendisi hakkında yapılan suçlamalardan ne kadar canının yandığını söylediği bir cevap videosu yayınlıyor. İçinde elle tutulur hiçbir done yok; hepimizin alışkın olduğu medya suçlaması dışında. Çok iyi bir politikacı olurmuş bu adam.
Dönelim kitaba tekrar.
Bakın bizim coğrafi, siyasi, eğitim veya sosyo-ekonomik nedenlere dayandığını sandığımız bir gerçek nasıl ters yüz ediliyor:
Sizce neden dünya nufusunun % 1′i, dünyadaki toplam maddi gelirinin % 96sını kazanıyor? Tesadüf olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hayır değil! Düzen böyledir, onlar bir şeyleri anlamışlardır. Onlar sırrı biliyorlar. Şimdi siz de sırra ulaşıyorsunuz.
Olumlu veya olumsuz; hangi düşüncenize odaklanırsanız onu kendinize çekmiş olursunuz, o gerçek olur.
Sevgili arkadaşlarım, siz de bu sırrı bilince artık zengin olabileceksiniz. Ve dolayısıyla yeryüzünde yaşayan herkes okursa Fakirlik tarihe karışıyor!
Piyango bileti alıp büyük ikramiyenin çıkmamasını istiyen tek kişi olabilir mi? Veya kazanmayı hayal etmeyen, çıkarsa o parayla yapacaklarını hayal etmeyen? Bilet alanlar zaten bu hayalleri satın almıyor mu? Milyonlarca kişi aynı hayali kuruyor.
Bu kitabı okuyup daha olumlu istemeyi öğrendikten sonra hepimize büyük ikramiye çıkıyor!
Zengin olmak hiç bu kadar kolay olmamıştı. Ya da sağlıklı olmak, sevgiliye kavuşmak, mutlu olmak, uzun yaşamak Ya da savaşların bitmesi, açlığın bitmesi, aids, kanser Siz hayal edin, küresel ısınma da biter. Susuzluk da!
Serdar Turgut; Büyük ölçüde umutsuz ev kadınları olarak adlandırılabilecek toplum kategorisi nezdinde çok popüler olan bu kitabı, Türkiyede de çok kişi okuyor. Kitabı, bu sınıfın ilgiyle okumasının başta gelen nedeni, umutsuz ev kadını tarafından yazılmış olmasıdır. derken, Radikalden Pınar Öğünç konuya erotik bir boyut katmış: Sır değil, servet pornosu. Modern safsata ise zihnimize yeni giren başka bir ifade
Hatırlarsınız, Ayşe Arman Türkiyedeki yayıncının yardımı ile kitabın yazarı Rhonda Byrnes ile (mail yoluyla) bir söyleşi yaptığını zannediyor, gazetesinde yayınlıyor. Sonra anlaşılıyor ki cevapları gönderen Rhonda değil!
Başta inkar eden, sonra olay netleşince Ha yazar cevaplamış, ha ben deme pişkinliği gösteren bir yayıncı var karşımızda! Ve tabii ki dolandırıldığını düşünen bir Ayşe Arman.
Çekim yasası birilerin dolarları kendine çekmesine yaramış yaramasına da, olumsuz bir takım gariplikleri de etrafına çekiyor gibi. [Benim evde durmuyor bu kitap artık ]
Bu arada unutmadan; David Schirmer da The Secretdaki arkadaşlarıyla yeni bir zincir satış politikası başlatmışlar. Çıkardıkları 47 dolarlık How To Apply The Secret Step-by-Step [Sırrın Adım Adım Uygulaması] isimli yeni kitaplarını satmak için arkadaşlarınıza tavsiye edin, zengin olun diyorlar. Davidin hesabına göre yılda 47.107 dolar kazanabilirsiniz!
Kolay yoldan her güzel şey benim olsun diyen genel insan psikoloji için bu sır ne güzel bir besin kaynağı değil mi? Sen iste, düşünü kur; gerçek olur! Ver damardan!
Araştırmalarım esnasında The Secretı tiye alan bir komediye de denk geldim. [Maalesef yine İngilizce] Biraz kafamız dağılsın!
Odaklanmanın önemini ise hiçbir zaman yadsımıyoruz. [Bknz: İstersen Yaparsın!] Hayallerinin gerçek olması için tabi önce istemek, gerekli donanıma sahip olmak ve sonrasında tutkuyla ve odaklanarak çalışmak gerekli.
Olumlu düşünmenin sırrını Hz Mevlana zaten yıllar önce bize vermedi mi?
Kardeşim sen düşünceden ibaretsin.
Geriye kalan et ve kemiksin.
Gül düşünürsün, gülistan olursun.
Diken düşünürsün, dikenlik olursun.
Geleneksel hurafelerle tatmin olmayan ama hurafesiz de kalamayan; dinlerin ortodoks yorumları ve ibadet modelleriyle uyumsuz ama gündelik hayattaki maneviyatsızlıktan da mustarip günümüz insanının bu tezden çok etkilenmesinde şaşacak bir yan yok elbette. diyen Haşmet Babaoğlu, The Secretin asıl sırrını hayal-dua-dilek-adak ile ilişkilendirdi geçenlerde.
Pek bir keyifli dile getirmiş düşüncelerini:
Çevreme bakıyorum da, Rhonda Byrnenın The Secret/Sır adlı kitabının etkisi yayıldıkça yayılıyor.
Beş yıl önceki sevgilisinin fotoğrafını önüne koyup bakarak geri gelmesini umut edenler
Her sabah ceket cebine yüklü miktarda uyduruk bir çek koyup evden çıkan ve yakın zamanda yerini gerçeğinin alacağından emin olanlar
Sadece pozitif şeyler düşüneceğim diye yanında hastalıktan, dertten söz ettirmeyen bencil alıklar
Daha neler neler var!
Kimisi açık açık yapıyor bunu kimisi de çaktırmadan. Adı da sikrıt yapmak olup çıkmış.
Birkaç ay önce bu konuda yazmaya kalkmış sonra uzun boylu eleştiriye girmekten vazgeçmiştim.
Öyle ya! Bu tür kitaplar taşıdıkları büyük iddiaya ve teorilerinin kapsayıcılığına rağmen okurlarıyla aslında bire bir ilişki kuruyordu.
Bir anlamda homopatik ilaçlara benziyorlardı. Hastalığa değil ama özel olarak o hasta ya derman olan ilaçlar gibiydiler. O yüzden okurla kitap arasına girmemek belki en iyisi diye düşünmüştüm.
Fakat gözlemlediğim The Secret çılgınlığı en azından bir nokta üzerine kesin sözcüklerle yazmaya itiyor beni.
Hangi nokta mı?
Asıl sır noktası
Rhonda Byrnesın yaptığı ne?
Binlerce yıllık insanlık kültürünün hayal-dua-dilek-adak konusunda biriktirdiği ne varsa hepsini bir araya getirip ona bir bilimsel yasa (Çekim Yasası) süsü vermek
Bu yasaya göre bir şeyi olumlu biçimde çok isteyip özellikle de görselleştirdiğinizde mıknatısa dönüşüyorsunuz. Ve o şey eninde sonunda gelip sizin çekim alanınıza giriyor, yani isteğiniz gerçekleşiyor..
The Secretın baştan çıkarıcı yüzlerce örnek ve alıntıyla anlattıklarının özü bu.
Geleneksel hurafelerle tatmin olmayan ama hurafesiz de kalamayan; dinlerin ortodoks yorumları ve ibadet modelleriyle uyumsuz ama gündelik hayattaki maneviyatsızlıktan da mustarip günümüz insanının bu tezden çok etkilenmesinde şaşacak bir yan yok elbette.
The Secret.
Dinsel değil ama öyleymiş gibi..
Bilimsel değil ama öyleymiş gibi
Kitabın etkisi ve ünü de buradan kaynaklanıyor zaten: mış gibi yapmasından
Ama bir sorun var.
Derin bir eksiklik
Büyük bir boşluk duygusu
Hayır! Birçok eleştirmenin vurguladığı gibi, kitabın aşırı maddi taleplere, günümüz insanının mutlak zenginlik ihtiraslarına hoş bakmasını kastetmiyorum. O işin gel gel tarafı!
Ama dikkat ederseniz fark edeceksiniz; yüreği titretmiyor The Secret.
Soğuk.
Bir prospektüs kadar işlevsel fakat soğuk!
Neden peki?
Sır da orada zaten.
The Secret bir operasyon.
İnsanlığın binlerce yıllık hayal-dua-dilek-adak kültürünün içinden Tanrı kavramını çekip çıkartma operasyonu
İstersen olur diyor The Secret.
Ama kim ol duracak?
Kimse!..
Zaten yasa böyle diyor The Secret.
Tanrının adını ağzına almıyor. Onun yerine sürekli evrene güvenin, inanın, inanç duyun diyor.
Ancak işin bilim tarafından baktığınızda da sorun şu: Bilimde ne böyle bir yasa var ne de böyle bir evren vizyonu!
Kitabı okuyunca canım bu kitap babaannemin duaları ve batıl inançları gibi bir şey diyenler var. İyi niyetlerine rağmen özünde yanılıyorlar.
Babaannelerimiz de kırk kez söylenenin gerçek olacağına inanırdı ama ne isterlerse Tanrıdan isterlerdi.
Bilirlerdi ki, sadece kendileri istediği için değil, Tanrı istediği için dilekler kabul olur.
Hem ilgilisine hatırlatmanın tam sırası
İnsan dua eder, diler, ister ama bütün dinlerde kesin uyarı şudur: Neyin gerçekten hayır neyin şer olduğu bilgisi ne evrene ne de insana aittir. (Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır, sevdiğiniz bir şey de şerdir. Allah bilir de, siz bilmezsiniz. Bakara/216)
O yüzden dualar takdiri Allaha bırakır.
O yüzden dua denilen şey The Secrettaki gibi önü alınmaz bir tutku ifadesi değil, yakarış ve teslimiyettir.
Haşmetin dediklerine tek bir eklemem var.
İçimizdeki umut açlığı fırsatçı bir yazarın yazdığı bir kitap ile beslenebilen bir kıvama geldiyse, acaba umutlarımız da mı fırsatçı olmaya başladı?