ademfarzet
Üye
-
Konu Sahibi
-
İnsani değerler zirvede
İ
nsani değerler zirvede
Bugün de ço
ğunu yitirdiğimiz, ecdadımız Osmanlının insani
değerlere verdikleri önemden, kibarlıklarından bahsetmek istiyorum.
Kibarlıkta ve nezakette üzerine yoktu ecdadımızın. Terbiyenin
merkezi, kaynağı da Osmanlı sarayı idi. Dünyanın hiçbir yerinde bu
derece nezaket ve kibarlık yoktu. Buradan da, saraylara yakın olan
Beşiktaş halkına yayıldı. Beşiktaş’tan sonra İstanbul halkına,
değerlere verdikleri önemden, kibarlıklarından bahsetmek istiyorum.
Kibarlıkta ve nezakette üzerine yoktu ecdadımızın. Terbiyenin
merkezi, kaynağı da Osmanlı sarayı idi. Dünyanın hiçbir yerinde bu
derece nezaket ve kibarlık yoktu. Buradan da, saraylara yakın olan
Beşiktaş halkına yayıldı. Beşiktaş’tan sonra İstanbul halkına,
İ
stanbul’dan da bütün Anadolu’ya yayıldı nezaket ve kibarlık...
Eskiden kibarlık yarışı yapılırdı, şimdi ise kabalık yarışı... Bu
değerlerimizi hep Batı’ya açılmakla kaybettik. Biz Batı’nın ne kadar
kötülükleri, pislikleri varsa, onları aldık. Onlar ise bizim
güzelliklerimizi sahiplendiler.
Osmanlıların edep, nezaket ve terbiye hususunda ulaştıkları
Eskiden kibarlık yarışı yapılırdı, şimdi ise kabalık yarışı... Bu
değerlerimizi hep Batı’ya açılmakla kaybettik. Biz Batı’nın ne kadar
kötülükleri, pislikleri varsa, onları aldık. Onlar ise bizim
güzelliklerimizi sahiplendiler.
Osmanlıların edep, nezaket ve terbiye hususunda ulaştıkları
seviyeyi, hiçbir milletin seviyesiyle mukayese etmek mümkün
de
de
ğildir. Bu, misli görülmemiş bir mükemmellik ve incelik arz
ediyordu. Bunlar, ırk, din ayrımı yapılmaksızın bütün insanlara karşı
ediyordu. Bunlar, ırk, din ayrımı yapılmaksızın bütün insanlara karşı
aynen uygulanan de
ğerlerdi. Dolayısıyla Osmanlı insanı demek,
imrenilecek edep ve nezaket timsali kimse demektir.
Osmanlılar, gönülden bağlı bulundukları İslamiyet’in kin ve
garazı yasaklaması sebebiyle her Cuma ve Bayram günlerini,
birtakım küskünlük ve kırgınlıkları kaldırmaya ve aralarındaki
kusurları af edip barışmaya vesile etmişlerdi.
Osmanlıdaki edep, nezaket ve terbiye kuralları sayılamayacak
kadar çoktur. Bazılarını zikredecek olursak; Avrupa halklarında
mevcut olan küstahlık, taşkınlık ve sokak kavgaları yoktu. Sokaklar,
gayet sakin ve emniyet içindeydi. Hiç kimse yerlere tükürmezdi.
Konuşanın sözü kesilmezdi. Konuşan da, son derece vakar ve
sükunet içinde olurdu. İfadeleri gayet zarif ve düzgündü. Oturuş,
kalkış ve yürüyüş, hep müstesna bir nezaket ve vakar arz ederdi.
Yaşlılara hürmet, kusursuz ve pek yüksekti. Hanımlara karşı hürmet
ise, umumi bir ananeydi. Anne, teyze, hala ve bacı olarak telakki
edilirlerdi.
Bu ve benzeri hususlarla alakalı araştırma yapan Avrupalı
imrenilecek edep ve nezaket timsali kimse demektir.
Osmanlılar, gönülden bağlı bulundukları İslamiyet’in kin ve
garazı yasaklaması sebebiyle her Cuma ve Bayram günlerini,
birtakım küskünlük ve kırgınlıkları kaldırmaya ve aralarındaki
kusurları af edip barışmaya vesile etmişlerdi.
Osmanlıdaki edep, nezaket ve terbiye kuralları sayılamayacak
kadar çoktur. Bazılarını zikredecek olursak; Avrupa halklarında
mevcut olan küstahlık, taşkınlık ve sokak kavgaları yoktu. Sokaklar,
gayet sakin ve emniyet içindeydi. Hiç kimse yerlere tükürmezdi.
Konuşanın sözü kesilmezdi. Konuşan da, son derece vakar ve
sükunet içinde olurdu. İfadeleri gayet zarif ve düzgündü. Oturuş,
kalkış ve yürüyüş, hep müstesna bir nezaket ve vakar arz ederdi.
Yaşlılara hürmet, kusursuz ve pek yüksekti. Hanımlara karşı hürmet
ise, umumi bir ananeydi. Anne, teyze, hala ve bacı olarak telakki
edilirlerdi.
Bu ve benzeri hususlarla alakalı araştırma yapan Avrupalı
yazar
ın birçok sayısız tespit ve itirafları olmuştur.
A. Brayer
şöyle der:
“Halk
ın üstleri başları ne kadar temizdir. Hâl ve tavırlarında
ne büyük bir asalet ve yüzlerinin çizgilerinde ne tatlı bir
sükunet ve nezaket vardır! Konuştukları dil de, ne tatlı ve ne
kadar ahenklidir!”
Viguier
ne büyük bir asalet ve yüzlerinin çizgilerinde ne tatlı bir
sükunet ve nezaket vardır! Konuştukları dil de, ne tatlı ve ne
kadar ahenklidir!”
Viguier
de şöyle der:
“Sohbet edenlerin ifadeleri veciz ve telaffuzlar
ı da pek
temizdir! Tebessümlerinde incelik ve el hareketlerinde ayrı bir
zarafet ve sadelik vardır. Ecnebileri en çok hayrette bırakan
cihet, birkaçının birden konuşmayıp, yalnız birinin söz
söylemesidir. Söylenen sözlerde herhangi bir fenalık,
koğuculuk, iftira gibi kötülükler ve edebe mugayir laubali sözler
yoktur. Yaşlı ve büyüklere karşı hürmetle onların hakkına
riayet, hayal edilemeyecek bir nezaket içindedir. Diyebilirim ki
Osmanlıların ahlaki hususiyetleri, insanı adeta büyüler.
Yürüyüşlerinin serbestlik ve ihtişamı, misafir kabullerindeki
güler yüzlülükleri ve nihayet selamlığa girip çıkarken riayet
ettikleri teşrifatın zarafeti karşısında hayran olmamak elde
değildir.”
Edmondo de Amicis
temizdir! Tebessümlerinde incelik ve el hareketlerinde ayrı bir
zarafet ve sadelik vardır. Ecnebileri en çok hayrette bırakan
cihet, birkaçının birden konuşmayıp, yalnız birinin söz
söylemesidir. Söylenen sözlerde herhangi bir fenalık,
koğuculuk, iftira gibi kötülükler ve edebe mugayir laubali sözler
yoktur. Yaşlı ve büyüklere karşı hürmetle onların hakkına
riayet, hayal edilemeyecek bir nezaket içindedir. Diyebilirim ki
Osmanlıların ahlaki hususiyetleri, insanı adeta büyüler.
Yürüyüşlerinin serbestlik ve ihtişamı, misafir kabullerindeki
güler yüzlülükleri ve nihayet selamlığa girip çıkarken riayet
ettikleri teşrifatın zarafeti karşısında hayran olmamak elde
değildir.”
Edmondo de Amicis
de şöyle der:
“Tetkik ve tespitlerime göre
İstanbul’un Türk halkı,
Avrupa’nın en nazik ve en kibar topluluğudur. Koca şehrin en
Avrupa’nın en nazik ve en kibar topluluğudur. Koca şehrin en
ı
ssız sokaklarında dahi bir yabancı için hiçbir hakaret ve zarara
uğrama tehlikesi yoktur. Halk arasında küstahça bir bakış şöyle
dursun, fazla kötü bir nazara bile hiçbir zaman tesadüf edilmez.
Kahkaha sesleri gayet nadirdir. Kapı, pencere ve dükkanlardan
hiçbir kadın sesi aksetmez.”
uğrama tehlikesi yoktur. Halk arasında küstahça bir bakış şöyle
dursun, fazla kötü bir nazara bile hiçbir zaman tesadüf edilmez.
Kahkaha sesleri gayet nadirdir. Kapı, pencere ve dükkanlardan
hiçbir kadın sesi aksetmez.”
İş
te Osmanlı buydu. Altı asırlık dünyaya huzur veren
medeniyetin kaynağı bu değerlerdi. (Mehmet Oruç, Türkiye,
24.11.2001)
medeniyetin kaynağı bu değerlerdi. (Mehmet Oruç, Türkiye,
24.11.2001)