19-) (Hakikati) gören ile görmeyen (de) bir olmaz!
20-) Tıpkı, karanlıkla aydınlığın aynı olmadığı gibi!
21-) Ya da (serinletici) gölge ile (kavurucu) sıcak bir olmaz,
22-) Tıpkı, (kalben) diri olanlarla ölülerin aynı olmadığı gibi!
(Çünkü) Allah, (ancak samîmî bir kalple doğruya, gerçeğe ulaşmak) isteyene (hakîkati) işittirir. (Gönlünü kibir, inatçılık, bencillik örtüleriyle karatmış olanlara gelince; ) sen, mezarlardaki (ölüler gibi hakîkat karşısında duyarsız kalan kâfir)lere (hiçbir şey) işittiremezsin! (Ancak mü'minlere duyurabilirsin. Onun için, onlar inanmıyorlar diye üzülme!)
FÂTIR - 19, 20, 21, 22