Hasretin Dudağa Değdiği Zaman

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
    Konu Sahibi
Hasretin Dudağa Değdiği Zaman
Bir akşam vakti, zamanı durdurup




ekleyip yıldızlara yalnızlığımızı
yaralarımızı sarıp
kanayan yüreklerimizle
çekip gitmek vardı buralardan

ahhh!


nehirler, şehirler, ölümler geçerek
çekip gitmek vardı buralardan
hasretini çektiğimiz dağlara...







Mehtabın ırmağa
damlanın yaprağa
cemrenin toprağa
hasretin dudağa değdiği zaman
bir yolcuyu bekler gibi uzaktan
yayla yollarında karşılayıp

sevdiğimizi


tutup elleri kınalı,
nazlı bir gelinin elini tutar gibi
ve içip aşkı billur sulardan kana kana
bir düşü tüm güzelliğiyle paylaşarak
başımızı kaldırıp göğe haykırmak vardı...







Bir seher vakti, durdurup zamanı
ayaz vurmadan güllerimize
yolların kenarına dizilmiş,
boynu bükük

çiçekler

gibi
içimizi burkan ezgilerle
dizilip sılanın yollarına
çekip gitmek vardı buralardan

ahhh!

çekip gitmek vardı
gönlümüzü çeken topraklara...







Öksüz kalmış ağaçlar boyun eğdiği zaman
buzun ateşe, acının yüreğe değdiği zaman
küsmeden bahar yağmurları umutlarımıza
boranlar sevinçlerimize çöreklenmeden
çekip gitmek vardı buralardan

ahhh!

çekip gitmek vardı dostum
geç olmadan
vakit ölmeyi geçmeden
sarılıp sevdiklerimize







doya doya ağlamak vardı
 
Tepkiler: s@hr@ ve Nillowa
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...