Revengeful
Emekli Yönetici
-
Konu Sahibi
-
Ah şu milli piyango biletleri
Yılbaşına neredeyse iki ay kala başlar ve sokaklarda caddelerde bir yer tutarlar. Sabah insanlar işe gideceği zaman caddeler kalabalıktır. Sokağın sonundaki insanlara kadar seslerini duyurmak adına bağırırlar bilet satan amcalar ve ablalar.. “Talih kuşu sizin başınıza da konabilir. Alt tarafı bir bilet alacaksınız. Hayat boyu mutlu mesut yaşamayı kim istemez” gibisinden seslenirler.
Ülkem insanının içine ukde olur bu sesler. Evine düzgün ekmek götüremeyen insanlar bile düzinelerle bilet alırlar. Kimi bir taksidini yatırmaz, kimi kredi kartının borcunu yatırmaz, kimi de kirasını vs. eksik yatırır bir veya birkaç bilete sahip olmak için.. Bilet cebe girdiği andan itibaren uykular bölünür. Şener Şen filmindeki gibi her gece kabuslar görmeye başlanır. Bilet kırışınca kimileri eşine çocuğuna saldırır, kimileri eşinden çocuğundan bile saklar bilet aldığını..
“Zaten istediğim bir evlilik değildi, annem beğendi istedi, bizde mecbur kaldık” gibisinden bahaneler her zaman yan cepte hazırdır.
Bu düşünceler kafaları o zaman itibariyle bulandırmaya başlar. Biletin girdiği evin huzuru her zamanki ritmi ile devam etmez. Pop tarzından slow ritme, oradanda damar ritmine doğru ilerler. Öyle bir dert olur ki; yolda, evde, işte sürekli aklının bir köşesindedir.
İnsanların dilinde plesenk olmuş bir klişe vardır (Ülkem insanında). “Yeni yıla nasıl girersen, yılın birçok gününü öyle yaşarsın” diye… Bu söz artık 7’den 70’e tüm ülkem insanın bildiği bir cümle haline gelmiştir.,
*Bunu ilkokul çocuklarının sohbetlerine gayr-ı ihtiyari kulak misafiri olunca anladım.*
Aralık ayı itibariyle günler, geceler aylar gibi gelir. “Yılbaşında talih kuşu başıma konacak.” diye bir umutla hayat devam eder..
Sıra gelir yılbaşı akşamına… O gün zaten akşam olmak bilmez. Sahursuz oruç tutan birinin iftarı beklemesi gibi bir bekleyiştir, Milli Piyango çekiliş saati… Vakit gelir ve çekiliş başlar. Herkesin gözü televizyondadır. Kimileri eğlenmeye, gezip tozmaya gitmez. Misafirliğe gitmeyenler bile vardır.
Televizyon açılır ve toplar birer birer düşerken insanların hayatında yaşadığı ve yaşayacağı en büyük heyecanlardan birini yaşayarak düşen toplar seyredilir.. Biletleri iskambil kağıtlarından fal bakar gibi açılmıştır masaya… Program biter, onca verilen paradan belki birkaç amorti yakalanmıştır. (pozitif düşünce) *Yakalanan amortiler zaten çeyrek biletlerin parasını verir muhtemelen…
Yılbaşı gelmiştir.. Yeni takvimin yüzüne bakılır. Tarihlerden bir ocak olmuştur.. Hüsrana uğramış ruh haliyle “merhaba” denilir o güzelim yıla. Aynaya bakmaya cesaret edilmez, yüzleşmek acıdır çünkü… Ve nasıl başlanırsa öyle devam ettiğine dair bir düşünceye sahip olundunğundan, hüsrana uğramışlık tüm yıla yansıtırlır…
Sağlık ve huzur dolu bir yıl olması dileğiyle…
Servet SAYGINOĞLU
Yılbaşına neredeyse iki ay kala başlar ve sokaklarda caddelerde bir yer tutarlar. Sabah insanlar işe gideceği zaman caddeler kalabalıktır. Sokağın sonundaki insanlara kadar seslerini duyurmak adına bağırırlar bilet satan amcalar ve ablalar.. “Talih kuşu sizin başınıza da konabilir. Alt tarafı bir bilet alacaksınız. Hayat boyu mutlu mesut yaşamayı kim istemez” gibisinden seslenirler.
Ülkem insanının içine ukde olur bu sesler. Evine düzgün ekmek götüremeyen insanlar bile düzinelerle bilet alırlar. Kimi bir taksidini yatırmaz, kimi kredi kartının borcunu yatırmaz, kimi de kirasını vs. eksik yatırır bir veya birkaç bilete sahip olmak için.. Bilet cebe girdiği andan itibaren uykular bölünür. Şener Şen filmindeki gibi her gece kabuslar görmeye başlanır. Bilet kırışınca kimileri eşine çocuğuna saldırır, kimileri eşinden çocuğundan bile saklar bilet aldığını..
“Zaten istediğim bir evlilik değildi, annem beğendi istedi, bizde mecbur kaldık” gibisinden bahaneler her zaman yan cepte hazırdır.
Bu düşünceler kafaları o zaman itibariyle bulandırmaya başlar. Biletin girdiği evin huzuru her zamanki ritmi ile devam etmez. Pop tarzından slow ritme, oradanda damar ritmine doğru ilerler. Öyle bir dert olur ki; yolda, evde, işte sürekli aklının bir köşesindedir.
İnsanların dilinde plesenk olmuş bir klişe vardır (Ülkem insanında). “Yeni yıla nasıl girersen, yılın birçok gününü öyle yaşarsın” diye… Bu söz artık 7’den 70’e tüm ülkem insanın bildiği bir cümle haline gelmiştir.,
*Bunu ilkokul çocuklarının sohbetlerine gayr-ı ihtiyari kulak misafiri olunca anladım.*
Aralık ayı itibariyle günler, geceler aylar gibi gelir. “Yılbaşında talih kuşu başıma konacak.” diye bir umutla hayat devam eder..
Sıra gelir yılbaşı akşamına… O gün zaten akşam olmak bilmez. Sahursuz oruç tutan birinin iftarı beklemesi gibi bir bekleyiştir, Milli Piyango çekiliş saati… Vakit gelir ve çekiliş başlar. Herkesin gözü televizyondadır. Kimileri eğlenmeye, gezip tozmaya gitmez. Misafirliğe gitmeyenler bile vardır.
Televizyon açılır ve toplar birer birer düşerken insanların hayatında yaşadığı ve yaşayacağı en büyük heyecanlardan birini yaşayarak düşen toplar seyredilir.. Biletleri iskambil kağıtlarından fal bakar gibi açılmıştır masaya… Program biter, onca verilen paradan belki birkaç amorti yakalanmıştır. (pozitif düşünce) *Yakalanan amortiler zaten çeyrek biletlerin parasını verir muhtemelen…
Yılbaşı gelmiştir.. Yeni takvimin yüzüne bakılır. Tarihlerden bir ocak olmuştur.. Hüsrana uğramış ruh haliyle “merhaba” denilir o güzelim yıla. Aynaya bakmaya cesaret edilmez, yüzleşmek acıdır çünkü… Ve nasıl başlanırsa öyle devam ettiğine dair bir düşünceye sahip olundunğundan, hüsrana uğramışlık tüm yıla yansıtırlır…
Sağlık ve huzur dolu bir yıl olması dileğiyle…
Servet SAYGINOĞLU