leiche
Emekli Yönetici
Meclisdekilerle bitse keşkebende meclisdeki 2 yüzlüleri vururdum teker teker
Öğrendiğim ilk anda donup kalırdım. Boşluğa bakardım bir süre, öylece dururdum süresi belirsiz... Belki bir an, belki saatlerce. Kulaklarımda uğultu, gözlerimden geçerdi yaptığım haksızlıklar. Olmuştur kalbini kırdığım, hüzün verdiğim insanlar...
Tüm vücudumun soğuduğunu hissederdim ilk anda. Donuk bakışlarla ellerimden ve ayaklarımdan kanımın çekilerek göğüs kafesimin altında toplandığını hissederdim. Kalbim hızlı hızlı çarpardı, ayaklarımda derman kalmazdı ilk anda...
Sonra bir anda sicim gibi yaşlar boşanırdı gözümden. Eşimi düşünürdüm. Hiç ağlarken görmediğim eşim acaba ağlar mıydı arkamdan, cenazemde nerde dururdu, sakinleştirici alır mıydı acaba? Ne kadar zamanda toparlardı kendini, ruhunu ne kadar zamanda onarır, yeni birine kendini ne kadar zamanda açardı acaba? Ben yokken bir önemi var mı ki bunların....
Birlikte yaşlanamayacağımız için kahredici bir acı hissederdim. Tüm hücrelerime kadar alev alev yandığımı, içimin acıdığını.... Göz pınarlarım kuruyana, artık ağlayacak dermanım kalmayana kadar ağlardım...
Annemi, babamı düşünürdüm. Daha önce tattıkları evlat acısını yeniden yaşatacağım için suçluluk duyardım. Ne kadar çok üzüleceklerini düşünürdüm. Gider sessizce vedalaşırdım onlarla, söylemezdim öğrendiğim gerçeği. Sarılırdım ikisine de doyasıya. Ne kadar güzel kokar annem, sıcacık, ciğerlerime çekerdim kokusunu derin derin...
Sonra küçük bir sahil kasabasına giderdik eşimle. Denize bakarak geçirirdim son günlerimi. Başım eşimin omuzlarında, denizin ılık esintisi saçlarımın arasından akıp giderken öylece sessizce vedalaşırdım hayatla...
waaayyy süpersin...hiç kitap yazmayı düşündün mü...
teşekkür ederim, o kadar başarılı değilim yaa ama arada bir coşuyorum işte Bir an gerçekten 3 günlük ömrüm kalmış gibi hissettim
Öğrendiğim ilk anda donup kalırdım. Boşluğa bakardım bir süre, öylece dururdum süresi belirsiz... Belki bir an, belki saatlerce. Kulaklarımda uğultu, gözlerimden geçerdi yaptığım haksızlıklar. Olmuştur kalbini kırdığım, hüzün verdiğim insanlar...
Tüm vücudumun soğuduğunu hissederdim ilk anda. Donuk bakışlarla ellerimden ve ayaklarımdan kanımın çekilerek göğüs kafesimin altında toplandığını hissederdim. Kalbim hızlı hızlı çarpardı, ayaklarımda derman kalmazdı ilk anda...
Sonra bir anda sicim gibi yaşlar boşanırdı gözümden. Eşimi düşünürdüm. Hiç ağlarken görmediğim eşim acaba ağlar mıydı arkamdan, cenazemde nerde dururdu, sakinleştirici alır mıydı acaba? Ne kadar zamanda toparlardı kendini, ruhunu ne kadar zamanda onarır, yeni birine kendini ne kadar zamanda açardı acaba? Ben yokken bir önemi var mı ki bunların....
Birlikte yaşlanamayacağımız için kahredici bir acı hissederdim. Tüm hücrelerime kadar alev alev yandığımı, içimin acıdığını.... Göz pınarlarım kuruyana, artık ağlayacak dermanım kalmayana kadar ağlardım...
Annemi, babamı düşünürdüm. Daha önce tattıkları evlat acısını yeniden yaşatacağım için suçluluk duyardım. Ne kadar çok üzüleceklerini düşünürdüm. Gider sessizce vedalaşırdım onlarla, söylemezdim öğrendiğim gerçeği. Sarılırdım ikisine de doyasıya. Ne kadar güzel kokar annem, sıcacık, ciğerlerime çekerdim kokusunu derin derin...
Sonra küçük bir sahil kasabasına giderdik eşimle. Denize bakarak geçirirdim son günlerimi. Başım eşimin omuzlarında, denizin ılık esintisi saçlarımın arasından akıp giderken öylece sessizce vedalaşırdım hayatla...
Enfes, tadına doyulmaz bir üslubun var Omayra. Şapkamı çıkarıyorum sadece (Bu usule ilişkindi).
Umarım ailene o evlat acısını tattırmaz, eşini de hayatı kara dehlizlerde kabullenmiş bir dul olarak yapayalnız bırakmazsın (bu da esasa ilişkindi).
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?