| ||||||||
| "Bir Saat Tefekkür, Bir Sene Nafile İbadet Hükmüne Geçer" Mealindeki Tefekkürün Yolu, | Ana Sayfa | Forum | Üye Ol / Register | Şifremi Unuttum | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| | #1 |
![]() İsim: FURKAN Üyelik: Oca 2007
Mesajlar: 492
Konular: 178
Telefon: n70 | "Bir Saat Tefekkür, Bir Sene Nafile İbadet Hükmüne Geçer" Mealindeki Tefekkürün Yolu, "Bir Saat Tefekkür Bir Sene Nafile İbadet Hükmüne Geçer" Mealindeki Tefekkürün Yolu Usûlü Metodu Nasıldır? Belli Bir Vird veya Zikri Var mıdır? En Çok Tefekküre Sevk Eden Âyetler Hangileridir? Sessizce Yapılan Dualar Tefekkür Yerine Geçer mi? Fethullah Gülen 09.07.2007 Zannediyorum soru sorulurken cevabı da verilmiş oldu. Bir saat tefekkür bir sene nafile ibadet hükmünde olduğu zayıf bir hadis-i şerifte[1] ifade ediliyor ama; hadisten daha ziyade Kur'ân-ı Kerim'de bu meseleyi teyit eden pek çok âyet var: "Göklerin ve yerin yaratılışında gece ve gündüzün ihtilafında aklı başında olan kimseler için gerçekten açık ibretler vardır." [2] Evet ayların güneşlerin âhenk içinde doğup batmasında nizamın baş döndürücü bir keyfiyetle deveran ve cereyan edip durmasında düşünebilen kimseler için ibretler vardır. Bu âyet-i kerime tefekkür mevzuunda sarih bir delildir. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) "Bir insan bu âyeti okur da düşünmezse yazıklar olsun ona." [3] buyururlar. Ümmü Seleme Validemiz bu âyet nazil olduğu zaman veya Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu âyeti okurken ağladığını nakleder. [4] Zaman ve Mekânın Efendisi bir gece teheccüd vaktinde bu âyeti okuyup hıçkıra hıçkıra ağlamıştı. [5] Düşünmeye açılan bir kapı ve tefekkür iklimine açılan yollarda birer rehber sayılan bu ve emsali âyetler İslâm'da düşünce hayatının buudlarını göstermeleri bakımından çok önemlidirler.Yalnız önce tefekkürün ne demek olduğunu bilmek lâzım. Tefekkür evvelâ bir ilk bilgiye dayanmalıdır. Yoksa âmiyâne cahilâne tefekkürlerle hiçbir yere varılamaz. Böyle kapalı tefekkür zamanla bıkkınlık meydana getirir. Sonra da insan tefekkür etmez olur. Bir insanın evvelâ tefekkür edeceği mevzuu çok iyi bilmesi tefekküre esas teşkil edecek hususları zihninde hazır malzeme hâline getirmesi yani bir malumat-ı sabıkasının bulunması lâzımdır ki sistemli düşünmesi mümkün olabilsin. Ayların yıldızların cereyan ve deveranını onların insanoğluyla münasebetini insanı teşkil eden zerrelerin akıllara durgunluk veren hareket ve faaliyetlerini biraz olsun biliyorsa bunlarla alâkalı düşündüğü zaman bu bir "tefekkür" olabilir. Yoksa ayların güneşlerin harekâtına bakıp da şairane ilhamlarla bir şeyler duyup bir şeyler söyleyenlere mütefekkir değil ilhamlarını söyleyen hayalci denir. Keza tabiat bataklığına saplanmış bir kısım natüralist düşünür ve şairlere de mütefekkir demek mümkün değildir. Hele Cumhuriyet döneminde kalburüstü gösterilen şair ve yazarlarımız arasında mütefekkir o kadar azdır ki bir elin parmak sayısını geçmez. Onlar da dinî duygu ve dinî düşüncelerinden ötürü ademe mahkûm edilmiş ve toplumun onları tanımasına kat'iyen meydan verilmemiştir.Bu dönemde az bir zümre eşya ve varlığı kurcalamış ama onlar da eşyanın hakikatine kat'iyen nüfuz edememişlerdir. Vâkıa bu dönemin tabiatsever şairlerinin beyanları içinde insan cennetleri dinliyor gibi olur: Suların şakır şakır akmasında yağmurun şıpır şıpır yağmasında ağaçların hemhemesinde kuşların demdemesinde öyle destanlar keserler ki insan kendisini cennetlerin ortasında zanneder. Fakat bu insanlar hep netice ve ötelere kapalı yaşadıklarından eskinin düşmanı yeninin de cahili olarak kalakalmışlardır. Ömürleri şehadet âleminin tenteneli perdesi üzerinde sayıklamakla geçmiş ve tek kürekli sandalla seyahat ediyor gibi kendi etraflarında dönüp durmuşlardır. Bunların hayata dair düşüncelerinin her yanında bir tıkanıklık vardır; bunların tefekkür dedikleri şey de bu tıkanıklık içindeki ümitsizce ızdıraplardır. Ve tabiî böyle bir tefekkürün hiçbir faydası da yoktur.Tefekkür etmek için evvelâ bir ilk malumat hâlihazırdaki durumun kavranması öze uygun yeni terkipler yeni komprimeler ve bütün bunlar üzerinde gerçeği arama düşüncesiyle fikir sancısı lâzımdır. Bu sistemle düşünebilen şahıs düşüncede sürekli yeni yeni hükümlere varabilir; bu hükümleri daha başka düşünce hamlelerine esas yaparak daha ilerilere sıçrayabilir; ondan yeni yeni neticeler çıkararak tefekküründe derinleşip buudlaşır. Sonra da tek buudlu veya çift buudlu düşüncesini üç buudlu çok buudlu tefekküre ulaştırarak zamanla "zülcenaheyn" bir mütefekkir ve bir insan-ı kâmil seviyesine çıkabilir.Hâsılı düşünmenin ilk esası olarak okuma kâinat kitabını mütalâaya alışma sinesini Hak'tan gelen esintilere kafasını şeriat-ı fıtriyenin prensiplerine karşı açık tutma varlığa onun mukaddes tercümesi sayılan Kur'ân adesesiyle bakma gibi hususları sıralayabiliriz... Yoksa Kutup Yıldızı şurada duruyor Güneş şöyle batıyor Zühre şöyle Merih böyle... başı hedefi gayesi belirlenememiş cahilce eşyanın yüzüne bakış kat'iyen tefekkür olmayacağı gibi böyle bir düşünceyle bir yere varmaya da imkân yoktur. Sevap kazandırıp kazandırmadığı da her zaman münakaşa edilebilir.Bir saat tefekkürün senelerce yapılan ibadete denk olması şundandır: İnsan bir saat sağlam tefekkür sayesinde onda erkân-ı imaniye inkişaf eder; içinde mârifet nurları parlar; derken kalbinde muhabbet-i ilâhiye belirir... Sonra ruhanî zevklere ulaşır ve kanatlanmış gibi olur.İşte böyle bir tefekkürle herhangi bir insan bu türlü tefekkürden mahrum bir işin bin ayda varabildiği mesafeye varmış dolayısıyla da en büyük kazançlara ermiş sayılır. Böyle bir anlayış ve şuur içinde Rabbine teveccüh edememiş bir insana gelince bin sene durmadan yatıp-kalksa terakki adına bir adım atmış sayılmaz. Bu itibarla da yaptığı şeyler bir saat tefekküre mukabil gelmez. Ama bu demek değildir ki onun bin sene yaptığı ibadet ü taat boşa gitmiştir. –hâşâ– Allah karşısında onun ne bir rükuu ne bir secdesi ne bir kavmesi ne de bir celsesi boşa gitmemiştir. "Kim zerre kadar hayır yapsa onu görür kim de zerre kadar şer yapsa onu görür." [6] Yani herkes kazancına göre bir kısım şeylere mazhar olur. Bu esasa binaen ne şekilde olursa olsun o da vazife-i ubûdiyetini eda etmiş; kulluğunu yerine getirmiş ve Rabbiyle bir çeşit münasebete geçmiş sayılır. Fakat tefekkürden hâsıl olan şeyleri elde edemez.Evet bu mânâdaki bir tefekkür arz ettiğim gibi bir sene ibadete mukabil gelebilir.Bir diğer şey daha soruluyor: Tefekküre esas teşkil eden veya vesile olan belli vird veya zikir var mıdır? Belli virdler ve zikirler insanın tefekkürünü geliştirebilir mi? Bu da yine kâinat kitabını mütalâada olduğu gibi şuurlu olmaya bağlıdır. Şuurlu dua şuurlu münacât şuurlu yakarış bazen insanın iç dünyasında en paslı gibi görünen kilitleri de açabilir. Ancak bu vird ve zikrin nereden nasıl seçilip alınacağına dair bir şey söyleyemeyeceğim. Bu durum istidat ve kabiliyetlere göre farklılık arz edeceği gibi şahısların inanç ve kanaatlerine göre de değişik olabilecektir. Bu itibarla isteyen sinesini "Cevşen"le isteyen "Evrâd-ı Kudsiye" ile isteyen "Me'sûrât"la isteyen Şazilî Şah-ı Geylânî Ahmed Rifaî ve Ahmed Bedevî Hazeratından birinin evradıyla coşturabilir. Bu büyük zatların büyük virdleriyle meşgul olurken insan o zatları âdeta yanında hisseder ve o huzur içinde okuduğu şeylerin zevkine doyamaz. Keşke herkes bu virdleri okuyup onlardan istifade edebilseydi böylelikle kendilerini yenileyecek ve Allah'la münasebetlerini kuvvetlendireceklerdi...!Bir diğer husus da şu: Tefekküre sevk eden âyetler sessizce yapılan dualar tefekkür yerine geçer mi?Mânâsı anlaşılmıyor ve insan onda derinleşemiyorsa tefekkür olmaz. Sevap olur da tefekkür olmaz. Tefekkür fikretmeden gelir. Vak'alarla yeni vak'aları bir araya getirme ve terkipler yapmak demektir. Bir şeyin sebebiyle neticesi illetle malûl arasında münasebet kurma Allah'la kul-Mâbud münasebetini perçinleştirme her zaman bir tefekkür sayılsa da bu kudsî münasebete ulaştırmayan evrâd u ezkâr veya en mübarek zatların dersi de olsa sevap olur fakat tefekkür olmaz. Tefekkür olabilmesi ruhu ve gönlü çalıştırmaya tefekküre mevzu olan şeyin üzerinde durmaya araştırmaya Rabbimizle münasebetlerimizi derinleştirip kuvvetlendirmeye bağlıdır. Rabbim muvaffak eylesin!Günümüzde en kıt en az olan şey tefekkürdür. Bu itibarla insanımızın tefekkür noktasında yaya olduğu söylense mübalâğa yapılmış sayılmaz.Celse: İki secde arasında bir defa "Sübhânallah" diyecek kadar oturma. Kavme: Namazda rükûdan doğrulup en az bir kere "Sübhânallah" diyecek kadar ayakta durma.Me'sûrât: Peygamber Efendimiz'den (sallallâhu aleyhi ve sellem) rivayet edilen dualar. Tefekkür: Varlık ve hâdiseleri iyice okuma geniş derin ve sistemli düşünme.Vird: Belli aralıklarla devamlı okunan dua zikir.Zülcenaheyn: "İki kanatlı" mânâsına hem ilim hem de mârifette zirvelere ulaşmış olan âlimlere verilen bir lakap. [1] el-Aclûnî Keşfu'l-hafâ 1/370.[2] Âl-i İmrân sûresi 3/190.[3] Bkz.: İbn Hibbân es-Sahîh 2/366; İbn Kesîr Tefsiru'l-Kur'âni'l-azim 2/164; el-Kurtubî el-Câmi' li Ahkâmi'l-Kur'ân 4/197.[4] Bkz.: İbn Kesîr Tefsiru'l-Kur'âni'l-azim 2/164; el-Kurtubî el-Câmi' li Ahkâmi'l-Kur'ân 4/197.[5] İbn Kesîr Tefsiru'l-Kur'âni'l-azim 2/164; el-Kurtubî el-Câmi' li Ahkâmi'l-Kur'ân 4/197.[6] Zilzâl sûresi 99/7-8. |
| |
| ||||||
| Etiketler |
| tefekkurun, mealindeki, hukmune, ibadet, nafile, sene, bir, tefekkur, saat |
| Seçenekler | |
| | ||||
| Konu | Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Sevgilinizle "NE ZAMAN" / "NEREDE" ve "NASIL" Karşılaştınız/Tanıştınız ??? | S€YF€TTiN | MaxiCep-Oyun Cafe © | 29 | 21.11.2008 20:43 |
| "Kepeğe Karşı Her Yolu Denedim, Ama Düzelmedi" Diyorsanız Üzülmeyin !.. | ALpeRenBuGRa | Sağlık Köşesi | 8 | 25.10.2007 16:35 |
| Saçın Baş Düşmanı "Klorlu Su". İşte Saçlarımızı Korumanın Yolu !.. | ALpeRenBuGRa | Sağlık Köşesi | 0 | 07.07.2007 12:04 |
| Laptop'lara 10 saat Enerji : "Metanol Batarya" | Zero | Teknoloji Haberleri | 16 | 22.09.2005 14:01 |