MaxiCep.Com


Geri git   MaxiCep.Com > İslami Yaşam > Sorular ve Terimler

Bazı Müslümanların Devamlı Okudukları Virdler ve Tefsirlerin de Bir Şahs-ı Mânevîsi V

Ana Sayfa Forum Üye Ol / Register Şifremi Unuttum Bütün Forumları okunmuş kabul et
Alt 15.11.2007, 18:36   #1
 
FurkanBilge - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
İsim: FURKAN
Üyelik: Oca 2007
Mesajlar: 492
Konular: 178
Telefon: n70
Bazı Müslümanların Devamlı Okudukları Virdler ve Tefsirlerin de Bir Şahs-ı Mânevîsi V

Bazı Müslümanların Devamlı Okudukları Virdler ve Tefsirlerin de Bir Şahs-ı Mânevîsi Var mıdır?
Fethullah Gülen 09.07.2007
Muhyiddin İbn Arabî Hazretleri çok rahatsız baygın olduğu bir ânında mânevî âlemde birisinin kendisini düşmanlardan koruduğunu sonra da "Ben Yâsîn sûresiyim." dediğini kendisine gelince de başında Yâsîn sûresinin okunduğunu söylüyor. Böylece her sûrenin bir şahs-ı mânevîsi bulunduğu iddia ediliyor. Şimdi bazı Müslümanların devamlı okudukları virdler ve tefsirler için de aynı şeyleri söyleyebilir miyiz? Söylenebilir mi? Yoksa bütün bunlar bir his yanılması mı?
Muhyiddin İbn Arabî gibi hakikatbîn bir göz eğer bir şey gördüğünü söylüyorsa bu doğrudur muhakkaktır. Bizlerin hilâf-ı vâki beyanda bulunması ihtimal dahilinde olsa bile Allah'a bu denli merbut bulunan ruh insanları için bunu düşünmek mümkün değildir. Evet bizim gibi zayıf ve hakikate pamuk ipliğiyle bağlı kimselerden ara sıra hilâf-ı vâki beyanlar sudûr edebilir. Fakat Muhyiddin İbn Arabî gibi daima Rabbin azametini mehâbetini üstünde hisseden ve her zaman kesret cehennemlerinin dehşetini ruhunda duyan vahdet cennetlerinin büyüleyici güzellikleri karşısında mest ü mahmur dolaşan birisinin haktan hakikatten ayrılıp hilâf-ı vâki beyanlarda bulunması muhaldir. Binaenaleyh ne demişlerse doğrudur. Ancak söyledikleri sözler içinde –Kur'ân ve hadisin müteşabihatı olduğu gibi yani bizler tarafından asıl maksadının anlaşılması imkânsız veya çok zor bir kısım beyanlar bulunduğu gibi– mânâsını hiç anlayamadığımız ifadeler de bulunmaktadır. Meselâ Kur'ân-ı Kerim "Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir." (Fetih sûresi 48/10) buyuruyor. Şimdi bu kelimeleri hakikatine hamletmek –hâşâ– Allah'a bizim ellerimiz gibi el isnat etme mânâsına geleceğinden selef: "Allah'a el yüz ayak gibi isnat edilen kelimeler hem Kur'ân'da hem de Sünnet'te vardır ama; bunların hakikatlerini sadece Allah bilir." demişler... Sonradan gelen ulemâ (halef) ise tecsim teşbih gibi meselelere kapı açar endişesiyle bu kelimeleri uygun şekilde tevil etmişlerdir. Meselâ "yed"i kudretle "vech"i de Zât'la tevil etmişlerdir.
Sonraki ulemânın bu mevzuda gösterdikleri endişe ve hassasiyet yerindeydi. Zira Müslümanlar sahabe dönemindeki gibi artık saf değillerdi. Az dahi olsa teşbihçi ve tecsimci felsefeyle tanışmış ve yara almışlardı. Bu kelimelerin olduğu gibi bırakılmasında suiniyetli kimselere suiistimal kapısı açılabilirdi. Bu itibarla onları "muhkemat"la tespit edilen hakikatlere irca etmekte zaruret vardı. Vâkıa bugün dahi Kur'ân'ın bu türlü müteşabihi ya ilm-i ilâhîye havale edilir veya halefin yaptığı gibi tefsire tâbi tutulur.
Kur'ân'da bu türlü anlaşılmayan veya tevil isteyen kelime ve cümleler olduğu gibi Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) beyanında da müteşabihat görüyoruz. Meselâ Tirmizî'nin rivayet ettiği bir hadiste buyuruyorlar ki: "Allah elini benim göğsüme koydu ve bana dedi ki: 'Yâ Muhammed Mele-i A'lâ'nın sakinleri neyin mütalâa ve müzakeresini yapıyorlar?...' O esnada ben O'nun elinin soğukluğunu göğsümün üzerinde hissettim..."[1] Bu da bir müteşabihtir ve halefe göre Cenâb-ı Hakk'ın rahmetiyle rezonans olma bâtınî hakikatlere tam uyanma göklerin sırlarına eşyanın hakikatine vâkıf olma şeklinde tevil edilir ki hadisin sonu da bunu teyit eder mahiyettedir.
Bu hadiste olduğu gibi daha pek çok yerde Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) beyanları içinde düz mânâ ile işin içinden çıkamayacağımız bir hayli müteşabih göstermek mümkündür. Ancak asıl mevzumuz bu olmadığı için bu kadarıyla yetinmek istiyoruz...
Muhyiddin İbn Arabî gibi zevatın da sözlerinde müteşabihat vardır. Yâsîn sûre-i celilesinin temessül edip başında durması olduğu gibi de kabul edilebilir müteşabih de sayılabilir.
Temessül ve misalî levhalar Muhyiddin İbn Arabî Hazretleri gibi İmam Rabbânî Hazretleri ve "Hüccetullahi'l-Bâliğa" sahibi Şah Veliyyullah Dihlevî Hazretleri tarafından kabul görüp sık sık başvurulan bir mevzu ve bir gerçektir. Temessül Kur'ân-ı Kerim'de: "(Melek Meryem Validemizin yanına gelince) müstakîm görkemli bir erkek suretinde temessül etti."[2] âyetiyle ele alınır ve anlatılır. Melek Allah'ın nurdan yarattığı bir varlıktır. Kendi şeklinde göründüğü görünebildiği gibi başka şekillerde de görünebilir. Onun asıl şeklinin dışındaki bütün görünme şekillerine "temessül" diyoruz. Yani belli bir hâle ait belli bir zatın belli bir keyfiyetini veya Cenâb-ı Hakk'ın icraatına ait herhangi bir şeyi temsil ediyor demektir. Meselâ yerinde Efendimiz'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) vahyi getirmeye has bir keyfiyetle geliyor ve o vazifede bir hakikati temsil ediyor. Yerinde bir muharibi temsil ediyor. Meselâ Ahzâb Vak'ası'ndan sonra Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Benî Kurayza'ya gideceği zaman Cebrâil (aleyhisselâm) bir muharip kıyafetinde gelmişti. Üstü başı toz toprak içindeydi. Bu vak'a münasebetiyle Âişe Validemiz diyor ki:
"Sütreyi sıyırdım; Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanında birisi vardı ve Efendimiz'le konuşuyordu. Diyordu ki: "Yâ Muhammed! Siz zırhlarınızı miğferlerinizi çıkardınız mı? Biz melekler tayfası henüz çıkarmadık. Namaz falan yerde kılınacak..."[3] Bir başka sefer Dihye sûretinde gelmiş ve Efendimiz'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) vahyi getirmişti...[4] Bunun gibi melek hangi vazife ile Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) huzuruna gelirse o vazifenin keyfiyetine göre temessül ederdi. Şayet başkalarının başına ateş saçacaksa ona göre bir keyfiyet ve bir şekil alırdı...
Melekler Allah'ın emri ve izniyle başka başka şekil ve suretler aldıkları gibi ruhanîler cinler şeytanlar; eşyanın ruhundaki kanunlar mânâlar.. Kur'ân'lar dualar tesbihler hepsi Allah'ın izniyle temessül edebilir. İnsanın rüyalarına akseden şeylerin bütünü bu temessülâttan ibarettir.
Meselâ siz rüyanızda bir elma görürsünüz. Bu elma âlem-i mânâ ve âlem-i misalde bir hakikati temsil eder. Elma tatlı söze de delâlet eder. Meselâ elma gören bir insan yarın tatlı söz konuşacak ve birinin gönlünü alacak demektir...
Ancak Kur'ân ve Sünnet ışığı altında mülhem gönüllerin bu türlü şeylerden bahsetmelerinde bir mahzur olmasa bile hakikate kapalı ruhların böyle şeylerden bahsetmeleri kat'iyen doğru değildir. Bunu bir vak'a ile teyit etmek istiyorum: Geçende bir arkadaş "Falanın evine falan büyük zat uçarak gelmiş evden içeriye girmiş ve sonra da çıkıp gitmiş.." dedi. Tabiî böyle güzel görünümlü bir rüyadan herkes memnun rüyayı gören de rüyanın içinde cereyan ettiği ev halkı da... Çünkü başlarına devlet kuşu konmuş gibi bir iltifat sanıyorlardı bu rüyayı. Derken orada bulunan bir zat ürperdi ve dedi ki: "O cenazeye delâlet eder. Bu daire içinde mühim zatlardan birisi ölecek demektir." Aradan az bir zaman geçmişti ki gelip dediler: "Arkadaşlarımızdan falan kıymetli zat hiç beklenmedik bir anda zâhirî esbap açısından yanlış bir iğne ile birdenbire vefat etti..." Demek ki misal âlemine ait tabloların umumî güzelliklerinin yanında belki ondan da evvel sembollerin ne mânâya geldiğini anlamak ve ona göre çözmek icap edecek...
Kur'ân dua ve münacâtlar da böyle değişik şekillerde temessül edebilir. Bazen bir dua Kur'ân'dan bir sûre sahabeden Üseyd İbn Hudayr'a olduğu gibi bir bulut bir buğu şeklinde temessül edip görülebilir ki[5] Muhyiddin İbn Arabî Hazretlerinin müşâhede ettiği şey de işte böyle duadan senâdan evrâddan ezkârdan temessül etmiş bir şeydir...
Bu mevzuda ikinci bir husus da şudur: Her hakikate her şe'ne her zikre her fikre müekkel bir melek vardır; bizim evrâd u ezkârımızı Cenâb-ı Hakk'a intikal ettirmek için o işe nezaret eder. Yâsîn-i Şerif'i intikal ettirmede de öyle vazifeli bir melek vardır ve o Yâsîn'in muhtevasına göre bir şekildedir. Âdeta Yâsîn o meleğin şemâilini çizmektedir. Yâsîn için bir şekil düşünebilirsiniz ki düşünmek biraz zor hatta çokları için imkânsızdır. Bunu mümkün görsek de bu ancak âlem-i misale muttali olanlar için mümkündür. İşte bilenlerin bileceği bizim bilemeyeceğimiz bir surette Yâsîn'i temsil eden melek Yâsîn'in misalî hakikatine uygun temessül eder. Bir başka melek de Amme sûre-i celilesini temsil eder. Böylece sûrelerin temessül edip belli bir şekilde ortaya çıkması çok lüzumlu bir anda bize yâr-ı vefadâr olması mümkün olabileceği gibi aynı zamanda o sûreye nezaret eden meleğin görünmesi de mümkündür.
Sahih hadis-i şeriflerde rivayet edilmiştir ki: "Mü'min kabrine konduğu zamanda başının ucunda güzel yüzlü bir kişi görünür. Adam ona der ki: 'Sen nesin?' O da: 'Ben senin amelinim. Kıyamete kadar sana yâr-ı vefadâr ve enîsim...'" Keza kötü bir insan da kabre konduğu zaman başının ucunda habis çirkin ve manzarası Cehennem azabını tattıracak bir insan beliriverir. Adam ona sorar: "Sen nesin?" O da: "Ben senin kötü amelinim. Kıyamete kadar senin vefasız yârin ve dostunum..."[6]
Tabirlerde tasarrufla meseleyi takdimde farklı sözler söylemiş olabilirim; ama meselenin hakikati aynen Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ifade buyurdukları gibidir. Demek ki amel de temessül ediyor. Hatta denebilir ki Cennet'te çeşit çeşit nimetlerin inkişafı mü'minin ameline bağlıdır. Binaenaleyh Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat'in görüşüne göre Cennet mevcuttur.[7] Cennet'i inkâr etmek Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat daire-i kudsiyesinden dışarıya çıkmak demektir. Ancak Cennet'in bir çekirdeğin bir ağaç hâline gelmesi gibi gelişip inkişaf etmesi mü'minlerin amellerine bağlıdır. Ameller devam ettikçe de o inkişaf edecektir. O hâlde denebilir ki her bir mü'minin Cennet'i henüz kendisi hakkında tam inkişaf etmemiş bir kısım dalı budağı henüz tamamlanmamış.. mü'min namazıyla orucuyla haccıyla zekâtıyla Müslümanlıkta sadakatiyle o Cennet'e yeni yeni buudlar renkler kazandıracak revnaktarlığını artıracak nihayet haşr u neşr olup ahirete gittiği zaman onu tam inkişaf etmiş olarak bulacaktır. Bunun gibi insanın amelleri de Cennetlerde temessül edecek ve mü'min onlardan istifade edecektir. Bu hususu ifade için ehlullahtan bir zat: "Burada bir Sübhanallah der orada bir meyve-i Cennet yersin."[8] buyurur. Evet burada bir Elhamdülillah der orada Allah'ın nimetlerinden istifade edersin. Binaenaleyh her amel orada değişik şekilde insanın istifadesine takdim edilecektir ki biz bunların hepsine "temessül" diyoruz.
Bazı Müslümanların devamlı olarak okudukları evrâd da böyle temessül edebilir. Veya o evrâd bir melek tarafından Cenâb-ı Hakk'a takdim edilirken o melek ona nezaret eder. Sanki o melek okunan evrâdı temsil ediyor gibi olur. Hazreti Muhyiddin gibi kimselerin gözüne görünen de işte odur. Sahabe-i kiram ve daha başkalarına da Kur'ân-ı Kerim okudukları zaman böyle sekîne inmiş ve onlara görünmüştü...
Ezcümle hitâm-ı misk olsun diye Üseyd İbn Hudayr'la alâkalı bir husus arz edeceğim:
Efendimiz'e geliyor telaş ve heyecan içinde:
"Yâ Resûlallah! Akşam Kur'ân-ı Kerim okuyordum. Yanımda da atım vardı. Çocuk da ata yakın bir yerde duruyordu: Birdenbire at kişnedi coştu şahlandı. Çocuğu çiğneyecek diye Kur'ân-ı Kerim'i kestim. Ben Kur'ân'ı kesince de at durdu. Ben okumaya başlayınca sanki bir şeyler görüyor gibi o da serkeşleşiyordu. Ben Kur'ân'ı bırakınca yine duruyordu. Sonra başımı kaldırdım baktım. Bizi bir bulut sarmıştı. Ben Kur'ân okudukça o yaklaşıyordu. Ben Kur'ân'ı kesince de o bizden uzaklaşıyordu." dedi.
Efendimiz buyurdular ki:
"Şayet sabaha kadar Kur'ân okusaydın o da sizi sarmaya devam edecekti. O sekîneydi."[9]
Kur'ân-ı Kerim'de de birkaç yerde geçen bu "sekîne" tabiri ister gönüllere Allah'tan gelen bir itminan isterse meleklerin dışında insanın ruhuna istikrar kazandıran ve onun kuvve-i mâneviyesini takviye eden Ruhü'l-Kudüs isterse doğrudan doğruya Zât-ı Ulûhiyet'in tecellîsi olsun alâ külli hâl bir kısım evrâd u ezkâr ve Kur'ân'a karşı böyle bir teveccühün olduğuna emare işaret ve delil demektir.
Her şeyin doğrusunu Allah bilir.
Mele-i A'lâ': En büyük meleklerin içinde bulunduğu yüce meclis.
Müekkel: Görevli vekâleten iş gören.
Mülhem: İlhama mazhar olan.
Tecsim: Allah'ın (hâşâ) cisim olduğu ve bir mekânda bulunduğu iddiası.
Teşbih: Cenâb-ı Hakk'ı varlıklara benzetme.
Temessül: Belli bir şekle surete girme.
[1] Tirmizî tefsiru'l-Kur'ân 39.
[2] Meryem sûresi 19/17.
[3] Buhârî cihad 18; megâzî 30; Müslim cihad 65.
[4] Buhârî iman 37; Müslim iman 271; menakıp 27.
[5] Bkz.: Müslim müsâfirûn 257; Ebû Dâvûd melâhim 14; Tirmizî fiten 59; İbn Mâce fiten 33.
[6] Müslim iman 34; Ebû Dâvûd taharet 26; Tirmizî kıyame 26.
[7] Cennet'le alâkalı âyetler için Bkz.: Âl-i İmrân sûresi 3/133; Kehf sûresi 18/21; Yâsîn sûresi 36/56; Sâffât sûresi 37/47; İnsân sûresi 76/13; Muhammed sûresi 47/15; Vâkı'a sûresi 56/28-29; Nebe' sûresi 78/32; Mutaffifîn sûresi 83/25. Ayrıca hadisler için bkz.: Buhârî tefsir 32; Müslim cennet 1; Tirmizî tefsir 32.
[8] Nursî Bediüzzaman Said Sözler s. 899 (Otuz İkinci Söz Üçüncü Mevkıf İkinci Mebhas Birinci İşaret).
[9] Buhârî fezâilü'l-Kur'ân 15; Müslim müsâfirûn 257; Ebû Dâvûd melâhim 14; Tirmizî fiten 59; İbn Mâce fiten 33.
FurkanBilge isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Geri git   MaxiCep.Com > İslami Yaşam > Sorular ve Terimler

Etiketler
mnevsi, sahsi, bir, tefsirlerin, virdler, okuduklari, devamli, muslumanlarin, bazi
Seçenekler
Benzer Konular
Konu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Rapidshare.de - Devamlı Download Etme Yöntemi Negative Network, İnternet ve Güvenlik 29 26.10.2008 10:01
Sitenizdeki Reklamlara Devamlı Tıklamayı Engelleme d3l!a$k Web Tasarım, Grafikerlik ve Programlama 1 14.11.2007 03:54



Şu Anki Saat: 07:24
Hosted By Vital Hosting
This Page was generated in 0.37 seconds with 10 queries using HP® Intel® Quad-Core Xeon™ Server
vBulletin® 3.7.4 Gold ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd. - SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 Maxicep. All rights reserved.
"Taklitler, Asıllarını Yüceltir" 
Arama Motoru  Maxicep RSS Besleme  Alexa Toolbar indirin
Loans | eBay | Loan | Debt Consolidation | Credit Card Consolidation| Alışveriş | Kadınlar Kulübü | Bursa Datacenter | Sanal Gezinti
Ayyas.Com | vbTech | UslanmaM | Main-Board | TekPlatform | Kadim Dostlar | iDo-FoRuM | MeleklerMekanı | Web Hattı | sohbet | chat | r10.net seo yarışması | Bakimliyiz | evden eve nakliyat