omayra
Üye
Tetka Rahima'ya İthafen...
İlginç.. dışardan at arabası sesi geliyor kulağıma.. Şehrin ortasında at arabası hem de en işlek caddede.. Bu sesi duymayalı sanki asırlar oldu.. Ben sevineyim diye mi geçti acaba.. Çocukluğumu çağrıştırdı bu ses.. Takada tukada..
Tetka Rahima'nın vardı at arabası. Her sabah süt getirirdi bize.. At arabasını sürmekten ve evin tüm yükünü karşılamaktan nasırlaşmış elleri ile, güğümünden süt boşaltırdı tenceremize..
Önce at arabasının sesini duyardık.. Sonra Tetka Rahima'nın atlarını durduşu ve kapıyı güm güm güm çalışı...
İtiraf etmeliyim korkardım Tetka Rahima'dan. Bu korkumun sebebi, onun oldukça iri ve erkeksi hatları mıydı, kaba tavrı mıydı, bilemiyorum. Başına doladığı yemenisi bile erkeksi idi. Bir yemeninin erkeksi olması ilginç aslında, ama Tetka Rahima'yı görse idiniz, ne demek istediğimi anlardınız..
Yarım yamalak Türkçesi ile naparsın kız derdi. Napıyor anan diye sorardı ardından.. Babaannem, yaşlı olduğundan pek çıkmazdı süt almaya ama eğer çıkmışsa kapıya, Tetka Rahima'nın değmeyin keyfine.. Zorlukla konuştuğu Türkçe'den, alabildiğine özgürce dansettiği Boşnakça'ya geçer, epey bir laflardı ayaküstü babaannemle.. Konuşmaya hasretmiş gibi..
Benimle bağırarak konuşurdu. Sanırım onu daha iyi anlamam için
Sert, kalın parmaklı, kocaman nasırlı elleri, kat kat giyindiği kıyafetleri, at arabasının üstünde güçlü duruşu ile aklıma geliverdi birden şehrin orta yerinde kulağıma çalınan at arabası sesleri ile Tetka Rahima..
Babaannem onun sütü ile peynir ve yoğurt mayalardı. Peyniri erken kaldırdın mı yatağından, güzel olmaz. Benim evecenlik huyunu kendisinden aldığım babaannem, dayanamaz, acele eder, erkenden kaldırırdı yatağından peyniri.. Her seferinde kavga ederdik babaanemle peynir yüzünden.. Kalıp kalıp bembeyaz peynir..
Ablam üniversiteyi kazanıp da Ankara'ya gideceği zaman teyzem ablama, pazarın yollarını bile özleyeceksin oralarda demişti.. Ablamı bilemiyorum ama ben pazarın yollarını, Tetka Rahima'yı ve at arabasını, babaannemin beyaz peynirlerini ve yatağından erken kaldırdığı için ettiğimiz kavgaları bile özledim.. Sanırım ben çocukluğumu özledim...
Tetka Rahima'nın vardı at arabası. Her sabah süt getirirdi bize.. At arabasını sürmekten ve evin tüm yükünü karşılamaktan nasırlaşmış elleri ile, güğümünden süt boşaltırdı tenceremize..
Önce at arabasının sesini duyardık.. Sonra Tetka Rahima'nın atlarını durduşu ve kapıyı güm güm güm çalışı...
İtiraf etmeliyim korkardım Tetka Rahima'dan. Bu korkumun sebebi, onun oldukça iri ve erkeksi hatları mıydı, kaba tavrı mıydı, bilemiyorum. Başına doladığı yemenisi bile erkeksi idi. Bir yemeninin erkeksi olması ilginç aslında, ama Tetka Rahima'yı görse idiniz, ne demek istediğimi anlardınız..
Yarım yamalak Türkçesi ile naparsın kız derdi. Napıyor anan diye sorardı ardından.. Babaannem, yaşlı olduğundan pek çıkmazdı süt almaya ama eğer çıkmışsa kapıya, Tetka Rahima'nın değmeyin keyfine.. Zorlukla konuştuğu Türkçe'den, alabildiğine özgürce dansettiği Boşnakça'ya geçer, epey bir laflardı ayaküstü babaannemle.. Konuşmaya hasretmiş gibi..
Benimle bağırarak konuşurdu. Sanırım onu daha iyi anlamam için
Sert, kalın parmaklı, kocaman nasırlı elleri, kat kat giyindiği kıyafetleri, at arabasının üstünde güçlü duruşu ile aklıma geliverdi birden şehrin orta yerinde kulağıma çalınan at arabası sesleri ile Tetka Rahima..
Babaannem onun sütü ile peynir ve yoğurt mayalardı. Peyniri erken kaldırdın mı yatağından, güzel olmaz. Benim evecenlik huyunu kendisinden aldığım babaannem, dayanamaz, acele eder, erkenden kaldırırdı yatağından peyniri.. Her seferinde kavga ederdik babaanemle peynir yüzünden.. Kalıp kalıp bembeyaz peynir..
Ablam üniversiteyi kazanıp da Ankara'ya gideceği zaman teyzem ablama, pazarın yollarını bile özleyeceksin oralarda demişti.. Ablamı bilemiyorum ama ben pazarın yollarını, Tetka Rahima'yı ve at arabasını, babaannemin beyaz peynirlerini ve yatağından erken kaldırdığı için ettiğimiz kavgaları bile özledim.. Sanırım ben çocukluğumu özledim...

