MaxiCep.Com

Apple iPhone 3G v2.2 Türkçe Firmware
Turkcell E-Bülten'e Üye Olan Herkese 100 Kontör/Dakika Hediye

Geri git   MaxiCep.Com > İslami Yaşam > Genel Dini Konular ve Sohbet

Şimdi dua zamanı

Ana Sayfa Forum Üye Ol / Register Şifremi Unuttum Bütün Forumları okunmuş kabul et
Alt 17.11.2007, 12:21   #1
 
FurkanBilge - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
İsim: FURKAN
Üyelik: Oca 2007
Mesajlar: 492
Konular: 178
Telefon: n70
Şimdi dua zamanı

Fethullah Gülen 01.11.2002 Aciz fakir muhtaç ve kendine yetmediğinin şuurunda olan kulun tazarru tezellül ve alçak gönüllülük içinde Rahmeti Sonsuz'a yönelip hâlini O'na arz ederek istediklerini O'ndan istemesinin ayrı bir unvanı sayılan dua kulun Rabbi'ne karşı iman güven itimat ve tevhid telâkkisinin bir gereğidir.
Bu mülâhazalar çerçevesinde O'na yönelen kul sımsıkı havf u reca duygularına kilitlenir; “Başkalarının nazarlarından uzak gönülden sadece Rabbi'ne yalvarır ve gizliden gizliye O'na dua eder.” Bu mazmuna bağlılık duada bir esastır ve bu esas ancak Şâri'in açıp genişletmesi ölçüsünde açıp genişlettiği yerlerde tecviz hatta teşvik edilebilir.
Allah bize “Hem endişe içinde hem de ümitlerle dopdolu olarak yalnız O'na yalvarın; bilin ki O'nun rahmeti kalbleri ihsan şuuruyla çarpan kimselerle beraberdir.” ferman ederek hem teveccüh edeceğimiz kapıyı gösterir hem de o kapının önünde durmanın adabını öğretir.
Aslında her hâlimizde O'na yönelmek O'na el açmak dert ve elemlerimizi O'na şerh etmek hem bir mazhariyet ve ilk mevhibe hem de Hakk'ın cevabî teveccühleri adına atılmış önemli bir ilk adımdır. O “Kullarım Bana isteklerini yöneltirlerse bilmelidirler ki Ben yakınlardan yakınım; Bana dua ile yönelenin duasına icabet ederim.” buyurur. Elverir ki bu iç dökme ve yakarış “Siz dua ve niyazlarınızı gönülden hâlisane ve Hak rızasına bağlayarak yapınız.” medlûlü çizgisinde icra edilsin. Evet halk içinde bağırıp çağırarak başkalarına duyurma gösterme yerine duyması ve görmesi mânâlar üstü mânâ ifade eden Hazreti Allâmü'l-Guyûb'a hem de tamamen halka kapalı ve O'na açık bir hâl ve atmosfer içinde nefeslerimizi gizlilik ve içtenlikle derinleştirerek arz etmeliyiz ki O'na iç dökmemiz gizliliğin büyüsünü taşısın ve sesimizi-soluğumuzu başka mülâhazaların şerareleri kirletmesin..
Başka her şeye kapanıp içini sadece O'na açan hâlini O'na şikayet eden hep O'na yakın durmanın insiyakları içinde bulunur ve O'nun dergahından eli boş dönmez. Evet insan ihtiyaçlarını onları karşılayabilecek birine açmalı; belâ-yı dertten “âh” edecekse derde derman bir hekimin yanında inlemeli.
Kul efendisine arzuhâlde bulunacaksa ağyâra bütün bütün kapanarak aklıyla şuuruyla hissiyle hep O'na açık durmalıdır; durmalı sesini-sözünü O'na göre ayarlamalı ve kendine yakınlardan daha yakın birinin huzurunda iç çektiğini düşünerek nağmelerinden ses ihtizazlarına tavırlarından mimiklerine kadar her hâliyle bir temkin örneği sergilemelidir.
Kime el açtığının farkında olan bir sadık kul düşünce ve dualarını niyeti ve içtenliğiyle sık sık kalibrasyondan geçirir; ifade ve hislerini her türlü şerareden arı-duru tutmaya çalışır ve duymasını istediğinden başkalarının duymalarına karşı âdeta dilsiz kesilir. Yer ve zamana göre kendi sesini ve kendi sözlerini kendinden bile kıskanır.
Bir kulun dua ve niyazlarını hâlinin saffetine bağlamasının yanında nabızlarının “Allah Allah” diye attığı dakika ve saniyeleri kollaması; mübarek gün ve geceleri ilâhî mevhibelere açık kutlu vakitler sayarak dolu dolu yaşaması; ve bilhassa Hak rahmeti sağanaklarının nüzûl emare ve işaretleri sayılan namaz saatlerini iftar zamanlarını secde ve rüku hâllerini santim zayi etmeden değerlendirmesi; sonra arzu ettikleri olmuş-olmamış şartlar aleyhine dönmüş veya lehinde cereyan etmiş ciddi bir vefa hissiyle ara vermeden yaptıklarını devam ettirmesi hem duanın kabulü için bir esas hem de sadakat ve samimiyetin gereğidir.
Hakk'a inanan bir insan için yaz gününü kar bastırmış baharı hazan vurmuş gündüzler kör kabirler gibi kararmış her tarafı çeşit çeşit karakura basmış hiçbir önemi yoktur; Allah “Siz muztar kalıp ıztırar diliyle dua ettiğinizde sizi kara ve denizlerin karanlıklarından kurtaran kim?!.” diyerek kendini gücünün her şeyi ihatasını hatırlattıktan sonra ne önemi var zalâm zalâm üstüne dört bir yanın kararmasının.. ne önemi var Kudreti Sonsuz “Çaresiz kalıp da O'na yalvaranın duasını kabul ederek sıkıntılarını gideren Allah'tan başka kimdir?” deyip mevcudiyetini vicdanlarımıza duyurduktan sonra!
Kur'ân varlığın tercümesi; hâdiselerin tercümanı; makro ve mikro âlemlerin müfessiri; bu dünyada âlem-i gaybın lisanı; insanoğluna ilâhî iltifatların senedi; İslâmiyet'in özü esası nur ve ziyası; uhrevî âlemlerin haritası ve ona inananların vesile-i saadeti olduğu gibi aynı zamanda açık-kapalı doğrudan doğruya ve dolaylı olarak bir dua mecmuasıdır.
Kur'ân Fatiha sûresiyle lâl ü güherlerini saçmaya başladığı andan itibaren hamd ü senâ ile bir dua mukaddimesi vaz'eder ve sırat-ı müstakim talebiyle işe başlar. Bakara sûre-i celîlesi zımnî dua şivelerinin arasında sesini sarahatinin nağmeleriyle yükselterek “Rabbimiz bize dünyada da ahirette de hasene ihsan eyle!” der ve bizi duaya çağırmanın yanında Cenâb-ı Hak'tan ne istenileceği konusunda da irşad eder. Birkaç sayfa sonra “Rabbimiz! Üstümüze sağanak sağanak sabır yağdır ayaklarımızı sabit kıl kaydırma ve kâfirler güruhuna karşı bize yardım eyle!” istimdat edâlı beyanıyla zor şartlar altında mü'minlere sığınacakları sera ve siperleri gösterir.
Daha bir sürü dua televvünlü beyandan sonra sûrenin Miraç armağanı son âyetinde “Rabbimiz! Eğer unuttu veya hata ettiysek bundan dolayı bizi muaheze etme. Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz şeylerle bizi sorumlu tutma. Bizi affet; kusurlarımızı bağışla; bize merhamet buyur; Sen bizim mevlâmızsın kâfirlere karşı bize yardımda bulun.” ifadeleriyle daha şümullü bir çerçevede her zaman vird ü zebanımız olması gereken bir dua ve niyazı ihtar eder. Âl-i İmrân sûresinin ilk sayfasında “Rabbimiz bizi hidayete erdirdikten sonra kalblerimizi zeyğe uğratıp kaydırma ve nezd-i ulûhiyetinden bizlere hususî rahmette bulun.” diyerek mü'minler için en hayatî bir duayı hatırlatır. Birkaç âyet sonra “Ey Rabbimiz! Bizler Sana inandık günahlarımızı bağışla; bizi cehennem azabından koru.” çığlıklarıyla el açıp yalvaran müttakilerin niyaz ve teveccühlerini referans göstererek bizi bir kez daha duaya çağırır. Birkaç makta sonra havârîlerin “Ey Rabbimiz! Biz Senin indirdiğin kitaba iman edip gönderdiğin elçiye tâbi olduk; bizi Hakk'ın şahitleri olarak kaydet ve tesbit buyur.” şeklindeki içinde sorumluluk da bulunan yakarışlarına dikkatlerimizi çeker. Sonra nebiler çevresinde saf bağlayıp mücadele veren “ribbiyyûn”un “Ey Rabb-i Kerimimiz! Günahlarımızı ve bilmeyerek içine düştüğümüz aşırılıklarımızı affeyle; bizleri doğru yolda sabit kadem kıl ve küfr ü küfran içindekilere karşı bize yardımcı ol.” diyerek bu defa da rabbanilerin dilinden bir dua armağan eder. Sûrenin sonuna doğru açtığı tefekkür faslını “Ey Rabbimiz! Bizler “Rabbinize inanın!” deyip imana çağıran iz'âna davet eden münâdîyi işittik ve ona icabet ettik. Artık Sen de bizi affeyle kusurlarımızı bağışla (canımızı alırken de) bizi ebrar sırasında vefat ettir.” fermanıyla içinde hüsn-ü âkıbet dileği de bulunan bir niyazla noktalar. Kendi kendine haksızlık ettiği mülâhazasıyla ürperen gönüllerin “Rabbimiz nefsimize zulmettik şayet kusurumuzu bağışlayıp bize merhamet buyurmazsan apaçık maruz-u hüsran oluruz.” inkisar içinde sızlanışlarıyla ruhlarımıza ra'şeler salan farklı bir çığlığı hatırlatır. “Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatır. Biz de yalnız Allah'a dayanırız. Ey Rabbimiz! Bizimle şu “münkir” topluluk arasında artık ver o adil hükmünü; (ver de) haklı-haksız açığa çıksın.” gayretullaha çağrı edalı beyanla bütün bütün küstahlaşmış inkârcı bir toplum karşısında gönlü itminanla çarpan dili ihkâk-ı hak mırıldanan bir nebînin teslimiyet derinlikli yakarışlarıyla ruhlarımıza farklı bir talep üslûbu fısıldar.
Kur'ân sık sık biraz da konumlarına göre nebîlerin yakarışlarından iç çekişlerinden ve yardım taleplerinden “Velimiz Sensin yarlığa bizi..” “Rabbimiz! Bizi o zalimlerin zulmüne maruz bırakıp işkence etme..” “Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin; doğrusu ben kendi kendime zulmettim affını bekliyorum” … dar çerçeveli kareler sunar ve açık-kapalı yüzlerce âyetle bizi kendimizi sorgulamaya arzuhâle olumsuz yanlarımızdan dert yanmaya çağırır; çağırır ve duanın konumuna göre belli sorumlulukları olanlara bir güç kaynağı günaha girmiş olanlara bir arınma kurnası darda kalmışlara bir çare musibetzedelere bir inayet eli acz u fakr ve ihtiyaç içinde kıvrananlara bir hazine anahtarı derd-mend olanlara bir tabip ümidini yitirenlere bir reca esintisi mazlumlara-mağdurlara da bir havale çağrısı olduğunu gösterir. Dünya gailelerinden ve ukbâ endişelerinden kurtulma adına hep dua ve tazarruu nazara verir ve onu gönlünün gözleriyle süzüp ruhunun diliyle mırıldananları sürekli Hakk'a teveccüh ve niyaz koylarında gezdirir.
Kur'ân'ın bu dua televvünlü ufkuna muhazi olarak dua tazarru ve niyaz sultanı Efendimiz'in hayat-ı seniyyeleri de âdeta bir yalvarış ve yakarış dantelâsı mahiyetindedir; O sabah kalktıklarında akşamı idrak ettiklerinde geceleri Hak karşısında divan durduklarında abdeste yöneldiklerinde namaza yürüdüklerinde bu miraç ölçüsündeki ibadeti eda esnasında ezanı dinlediklerinde kametle kıyam ettiklerinde Hakk'a kurbet vesilesi sayılan her ibadetin içinde ve sonunda yeme-içme uyuma yolculuğa çıkma seferden dönme düşmanla karşılaşma arzî ve semavî belâ ve musibetlere maruz kalma esnasında sürpriz vak'alarla karşılaştığında harika hâdiseleri müşahede anında hastalık ve rahatsızlıklara müptelâ olduğunda keder ve sevinç vesilelerinin zuhuru hengamında hep el açar Rabbine yönelir; yerinde şükür ve senâlarla gerilir yerinde tazarru ve niyazla iki büklüm olur ve sürekli O'na yalvarırdı. Bu icmâlin tafsil ve teferruatını dua mecmualarına havale ederek geçiyorum.
Dua Hakk'ın tükenmez hazinelerinin sırlı bir anahtarı; fakir yoksul ve kalbi kırıkların istinatgâhı ve ıztırarla kıvranıp duranların da en emin sığınağıdır. Bu sığınağa adım atan o sihirli anahtarı elde etmiş sayılır; onun vesayetine dehalet eden fakir miskin âciz ve muhtaçlar da umduklarını elde etmiş olurlar.
Gök ehlince elden ele dolaşan dua bir muztarrın tavır ve davranışlarıyla sergilediği hâl duasıdır. Sıkışmış canı gırtlağına gelmiş bir perişan ve muzdariptir ki O'na yönelip düşünürken içini O'na dökerken ne deyip ne ettiğinin nerede durup ne istediğinin farkındadır. Böyle birinin duasıyla gözleri kurumuş sema beklenmedik şekilde salar gözyaşlarını ve ağlamaya durur. Çevreyi tehdit eden hortumlar yol değiştirir her şeyi alabora eden dalgalar diner ve selâmet ufku görünür. Kırılan faylar sürpriz kararlara teslim olur ve faylardan boşalan gazlar atmosfer içinde eriyip gider. Böyle bir duanın meydana getirdiği meltemle arz dirilir feza aydınlanır. Sîneler inşirahla atmaya başlar; otlar-ağaçlar semâa kalkar; güller-çiçekler etrafa tebessümler yağdırmaya durur.
Dua sebepler üstü kutsal bir talebin Yüceler Yücesi'ne arzı ve Hakk'ın gizli-açık her şeye nigehban bulunmasına iz'anın da bir unvanıdır. İnsanlar cinler ve melekler bilhassa iktidar ve ihtiyarlarını aşan bütün konularda –sebepler dairesinde esbâba riâyet mülâhazası mahfuz– ellerini O'na açar.. içlerini O'na döker.. nâçâr kaldıkları yerde “çare” der inler.. dertlerine derman arayanlar da dermanı O'ndan bekler ve her zaman gönül gözleriyle günebakan çiçekler gibi O'na bakar ve O'nunla muamele içinde bulunurlar.
Ey çaresizler çaresi! Sebeplerin sukût ettiği içtimaî ahvalin boz-bulanık bir hâl aldığı her yanda zalimlerin “hay-hûy”unun duyulduğu yığınların çaresizlikle kâh sağa kâh sola toslayıp durduğu şu karanlık günlerde zulmet zulmet içinde kıvrananlara nezdinden bir ışık gönder.. sonsuz kudretinle bütün zulüm ve haksızlık ateşlerine bir su serp.. şeytanın ocaklarını söndür ve iblislerin boyunlarına çözemeyecekleri tasmalar geçir. Ufuklarımızdaki ilham esintileri bir yere takıldı gönüllerimizde heyecanlar söndü dillerimizde bir kekemelik var; rahmet ilinden bize dirilten bir meltem gönder.. hakkındaki recâ ve hüsnüzannımızı rahmetinin serhaddine ulaştır ve bizi o ufkun ümitli dilencileri kabul ederek gönüllerimizi imanî heyecanla şahlandır ve dillerimizdeki bağları çöz; çöz ki hâlimizi arz ederken yeni bir günah işlemeyelim.
Mücrimiz düşkünüz derbederiz. Ve yakın tarihimiz itibarıyla hiç bu kadar dağılmamış bu kadar zaafa düşmemiş bu kadar Senden uzak kalmamış; sürekli “Sen Sen” diyenler dahil asla bu ölçüde Sensizlik yaşamamıştık.
Ey talihsizlerin sığınağı ey âcizlerin güç kaynağı ey dertlilerin tabibi ve ey yolda kalmışların hâdîsi ve yol göstereni! Bir kere daha Sana dehalet ediyor ve içimizi son bir kez daha Sana döküyoruz. Boş şeylerin arkasından koşup durduk; olmayacak hülyalara gönül bağladık. Ümit ettiklerimiz yüzümüze bakmadı ve bel bağladıklarımız asla bizi umursamadı. Bugüne kadar Senden başka sesimizi duyan başımızı okşayan olmadı. Duygularımızla alay edildi; düşüncelerimiz cürüm sayıldı. Her yanda kundaklamalar yaşandı.. her tarafta fitne ateşleri körüklendi.. yananlar ocaklar gibi yandı ve yapılanlar ismet-i dine dayandı.
Şu anda duygularımız derbeder davranışlarımız ahenksiz ruhlarımız kirli ayaklarımız titrek ellerimiz mefluç çoğumuz itibarıyla ümitlerimiz sarsık havalar boz-bulanık mağripler hicranla tül tül maşrıklar lütfuna kalmış... İşte böyle bir dağınıklık içinde Sana geldik. Böyle gelenlerin ilki değiliz sonuncusu da olmayacağız. Rahmetin bu garip pişmanların ümit kapısı bizler de bu kapının önündeki liyakatsiz dilenciler. Şimdiye kadar gelip Senin kapında ihtiyaç izhar edenlerden boş dönen hiç olmamış; hiçbir kaçkın ve pişman da o kapıdan kovulmamıştır. O kapı Senin kapın onun başkalarından farkı da her gelene affındır. Bizi hilm ü silminle güçlendir. Zalimlere de varlığını duyur.
Ey her duada bulunana icabet eden ululuk tahtının Sultanı! Şu anda binler yüz binler Senin karşında divan durarak ellerimizi Sana açıyor ve külliyet kesbetmiş niyaz edalı soluklarımızla kullarına her zaman açık bulunan hiç olmazsa aralık duran rahmet desenli kapının tokmağına inleyerek dokunuyor ve “Biz geldik” diyoruz. Herkesi ve her şeyi görüp gözettiğine her sese ve herkese merhamet ettiğine gönülden inanarak kaçkınlığımızı muvakkat dahi olsa görmüyor günahlarımızı af çağlayanların içinde tasavvur ediyor karıştırdığımız haltlara değil Senin afv u safhına bakıyor ve ümitlerimizi ona bağlıyoruz; bağlıyor ve Sen varsan –ki aslında kendinden var olan sadece Sensin– bizim terk edilmemiz söz konusu olamaz. Enîsimiz Sen isen çevrenin vahşetinden bize ne! Her yanda şeytan ve avenesi içten içe homurdanıp duruyorlarmış Sen bizimle olduktan sonra ne ifade eder ki! Sen her şeyin biricik hâkimisin ve hükmünü engelleyecek bir güç de yoktur. Sen saltanat dairen içinde en küçük şeyleri görür en cılız sesleri işitir hiçbir şeyi ve hiçbir kimseyi cevapsız bırakmazsın.
Şimdi biz de bize verdiğin isteme duygusu ve istenenleri vereceğin inancıyla rahmetinin vüs'ati genişliğindeki kapına dayanıyor son bir kere daha hâlimizi arz etmek istiyoruz. Hâlimiz Sana ayan söyleyeceklerimiz bildiklerinin bir kısmını beyan. Beklediğimiz asırlardan beri bizi kıvrım kıvrım kıvrandıran dertlerimize derman.. icabet buyur ey Rahîm ü Rahmân!
Sızıntı Kasım 2002 Cilt 24 Sayı 286
FurkanBilge isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 21.11.2007, 12:24   #2
 
danger03 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Şehir: evden, işten, heryerden.
Üyelik: Ara 2006
Mesajlar: 1,109
Konular: 12
Telefon: s.e k810i/ N73
Cevap : Şimdi dua zamanı

teşekkürler ellerine sağlık
danger03 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Geri git   MaxiCep.Com > İslami Yaşam > Genel Dini Konular ve Sohbet

Etiketler
zamani, dua, simdi

Seçenekler
Benzer Konular
Konu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
İşte şimdi tam zamanı Midea Rubenis Konu Dışı 3 15.06.2007 21:03
Şimdi MP4 zamanı Negative Teknoloji Haberleri 0 02.02.2007 04:14
Tam zamanı şimdi seriFBurak Galatasaray 2 12.06.2005 16:43



Şu Anki Saat: 18:29
Hosted By Vital Hosting
This Page was generated in 0.39 seconds with 9 queries using HP® Intel® Quad-Core Xeon™ Server
vBulletin® 3.7.4 Gold ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd. - SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 Maxicep. All rights reserved.
"Taklitler, Asıllarını Yüceltir" 
Arama Motoru  Maxicep RSS Besleme  Alexa Toolbar indirin
Debt Consolidation | Personal Loans | Mortgage Calculator | Loan | Books| Alışveriş | Kadınlar Kulübü | Bursa Datacenter | Sanal Gezinti
Ayyas.Com | vbTech | UslanmaM | Main-Board | TekPlatform | Kadim Dostlar | iDo-FoRuM | MeleklerMekanı | Web Hattı | sohbet | chat | r10.net seo yarışması | Bakimliyiz | evden eve nakliyat