Necip Fazıl'ın Düşünce Ufku ve...

Konu, 'Genel Dini Konular ve Sohbet' kısmında FurkanBilge tarafından paylaşıldı. Okunma: 4890 | Cevaplanma: 1

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. Necip Fazıl'ın Düşünce Ufku ve...
    Fethullah Gülen 13.05.2006
    Türkiye'de basın tarihimiz açısından, bazı yazarların hep birbirleriyle kapıştıklarını görürüz. Daha çok uç noktalarda bulunan insanların gerçekleştirdiği ve bazen günlerce, hatta aylarca süren bu kapışmalar, o dönemde o düşüncelerin temsilcileri tarafından ilgiyle takip edilmiştir. Bu türlü tartışmalar, bazen birbirine yakın insanlar arasında da olmuştur. Meselâ rahmetli Necip Fazıl ile Peyami Safa veya Nureddin Topçu farklı zamanlarda birbirleriyle kıyasıya tartışmışlardır. Ancak bunlar, netice itibarıyla dâvâya zarar verme noktasına geldiğinde, kalemlerini kırmasını da bilmişlerdir. Meselâ bugün bile herkesin gözlerini yaşartan bir hâdise vardır ki unutulmamalıdır. Necip Fazıl'ın Peyami Safa ile devam eden bir tartışmasında 'Çevremizde ağzını açmış ve canavarlar gibi bizleri yutmak için bekleyen, bir sürü düşman varken, bizim kendi kendimizle uğraşmamız doğru olamaz.' mülâhazasıyla kalemini kırması bir vefa ve firaset örneğidir. Üstad'ın fıtratını bilenler, onun bu davranışının ne denli bir fedakârlık olduğunu takdir edeceklerdir sanırım.
    Burada onun hassasiyetiyle alâkalı hoş bir hatıramı da zikretmek isterim. 1965'de Kırklareli'nde bir konferans vermişti. Orada mahallî bir mecmua, bu münasebetle Necip Fazıl aleyhinde çok kötü şeyler yazmıştı. Biz de onu Üstad'a göndererek kendilerini bundan haberdar etmiştik. Bunun akabinde çıkan ilk Büyük Doğu'nun orta sayfalarında kocaman bir çomar, yanında da küçük bir fino bulunan karikatür çizilmiş ve altına da: 'Biz böyle kocaman çomarlarla uğraşırken bu fino da nereden çıktı?' diye yazılmıştı.
    Hâsılı; basındaki tartışmalar, üslubumuza aykırı ve fitneyi körüklüyor mahiyette olmamalıdır. Böyle yapılınca hem kitleler aldatılıp, yanlış şeylerle meşgul edilmiş, hem de başkalarına koz verilmiş olur. Hele bu kapışmalar esnasında gıybetlere giriliyor ve bu gıybetler de hasedden kaynaklanıyorsa, hatta olur-olmaz itham ve iftiralarda bulunuluyorsa, bunun İslâmî esaslarla telifi mümkün değildir.
    Ayrıca; bir de günümüzde üstü kapalı gıybetler var ki, bunlar daha tehlikeli ve başkalarını Müslümanlar hakkında en kötü zanlara ve tahminlere sürükleyecek mahiyette. Evet bir kısım gizli şeyler dönüyor imajı uyarmak -aslı olmasa da- inananları töhmet altında bırakır. Böylesi sözler, kocaman bir cemaati ilgilendiriyorsa, o daire-i kutsiye içine giren herkesle helâlleşmek gerekir. Aksi hâlde, böylelerinin cennete girmesi hayal olur.

  2. Arkadaşım şunu unutmayalım; Dinimizi yanlış anlatanları ve ona zarar verenleri insanlara anlatmak gıybet olmadığı(İbn-i Abidinde yazılı) gibi bu emri maruftur.Yani alimlerimizin bunları bildirmesi gerekir ve insanları bu sahtekarlardan muhafaza etmeleri gerekir.
Yüklüyor...
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.