Napolyon Bonapart (1769 - 1821) Kimdir ? Napolyon anayasası, napolyonun ölümü

Konu, 'Biyografi Bölümü' kısmında Salihyet tarafından paylaşıldı. Okunma: 5409 | Cevaplanma: 0

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. Napoléon Bonaparte (Napoléon Bonaparte Kimdir? - Napoléon Bonaparte Hakkında)

    Napolyon Bonapart

    < Resmi açmak için tıklayın >


    Napolyon Bonapart (Fransızca Napoléon Bonaparte ) (15 Ağustos 1769 - 5 Mayıs1821), Fransız Devrimi'nin generali, 11 Kasım 1799'den 18 Mayıs 1804'e kadar Fransa Konsülü olarak Fransa Cumhuriyeti'nin ilk başkanı, sonrasında da 18 Mayıs 1804 ile 6 Nisan 1814 arasında Napolyon I adını alarak Fransa İmparatoru ve İtalya Kralı olmuştur.

    Hayatı

    15 Ağustos 1769'da Korsika'nın Ajaccio kentinde doğdu. 1779 yılında Brienne'de öğrenim gördü, 1784'te 'Parisian École Royale Militaire' adlı askeri akademiye girdi.

    1785 yılının Nisan ayında Valence'daki topçu alayına üsteğmen rütbesiyle katıldı.

    Aynı yılın Eylül ayında izinli olarak gittiği Korsika'da askeri ve politik açıdan etkin bir rol oynayarak Jakoben grubu içinde sivrildi. İzin süresinin bitmesine karşın Korsika'daki siyasal çalışmalarını bırakarak birliğine dönmemişti. Bu yüzden asker kaçağı sayılmasına karşın, Nisan 1792 de Avusturya savaşı başladığında bağışlanarak yüzbaşı rütbesiyle göreve çağırıldı. Yine Korsika'da kalarak Fransa'ya karşı bağımsızlık mücadelesine başlayan Korsikalı milliyetçilere karşı Jakoben örgütlenmesinde çalıştı. Ancak ailesiyle birlikte Fransa'ya kaçmak zorunda kalmıştır.

    Paris'teki siyasi faaliyetleri nedeniyle bir dönem 'vatana ihanet'ten tutuklandı. Ancak onu koruyan siyasilerin de desteğiyle serbest kaldı. Bu arada Fransa'da yeni bir anayasa ve direktuvarlık doğdu.

    Aralık 1793 de Toulon'da, kralcılar ve İngiliz ittifak kuvvetlerine karşı bir topçu komutanı olarak başarılı bir mücadele vermesiyle dikkati çekerek tuğgeneral rütbesine terfi etti.

    5 Ekim 1795 de yine kralcıların ayaklanmasını bastırmaktaki başarısıyla İç Güvenlik Kuvvetleri'nin komutanlığına getirilen Napolyon, kısa bir sürede ülkenin en saygın askeri otoritelerinden biri haline geldi.

    1796'da İtalya'daki ordunun başkomutanı oldu. 10 Nisan 1796 da General de Beauharnais'in dul karısı Josephine ile evlendi. İki gün sonra Kuzey İtalya'ya saldırıya geçti. Avusturya ordularını ard arda yenilgiye uğrattıktan sonra Ocak 1797 de İtalya'daki Avusturya askeri varlığını püskürterek Viyana üzerine yürüdü. Avusturya'nın ateşkes istemesi üzerine barış görüşmelerine başlanmıştır. Ancak görüşmeler uzamış, antlaşma 17 Ekim 1797 tarihinde imzalanmıştır.

    Fransız yönetimi (Direktörler), 1798 yılı başlarında Napolyon'u İngiltere anakarasının istilasıyla görevlendirmişlerdir. Ancak Napolyon, denizlerde etkili bir üstünlük sağlanmadan böyle bir operasyonun başarı şansı taşımadığını, İngiltere'ye karşı dolaylı bir strateji izlemenin en mantıklısı olduğunu savunmuştur. Bunun için de, Mısır'ın işgal edilerek İngiltere'nin Uzakdoğu ticaret yolunun kesilmesini önermiştir.

    1798'de Mısır seferine çıktı ve İngiliz donanmasını yenilgiye uğrattı, Malta'yı aldı. Haziran 1798 de İskenderiye&#8217;yi ele geçiren Napolyon, Nil vadisi boyunca içerlere ilerlemiştir. İngiliz Amiral Horatio Nelson komutasındaki İngiliz donanmasının Abukir körfezindeki Fransız donanmasını imha etmesi üzerine ikmal bağlantısı kesilmiş oldu. Şubat 1799 da Suriye üzerine yürümüş fakat Akka&#8217;da sert Osmanlı direnişi karşısında Mısır&#8217;a dönmek zorunda kalmıştır. Bu arada ordusu da salgın hastalıklardan kırılmaktaydı.

    Ordusunu Mısır'da bıraktı ve Fransa'ya döndü. 9 Kasım 1799'daki hükümet darbesiyle Fransa tarihinde yeni bir dönem başladı. Kısa bir süre içinde anayasada değişiklikler yapıldı ve yönetim üç konsülün eline bırakıldı. Napolyon en önemli görev olan 'birinci konsül'lüğe getirildi. Ekonomi ve yasal alanda reform çabaları içinde girdi. Napolyon I. Konsül olarak çok geniş yetkilere sahipti. Bu yetkilerden yararlanarak devlet mekanizmasının işleyiş etkinliğini artıracak yönde geniş düzenlemeler yaptı. Fransız Merkez Bankası&#8217;nın kurulması, devlet okullarının açılarak eğitimin bir kamu hizmetine dönüştürülmesi, 'Code Napoleon'u (Napolyon Kanunları) olarak da bilinen Fransız Medeni Kanunu&#8217;nun hazırlanması çalışmalarına başlanması, subay okulları açılması, onun dönemindeki gelişmelerdendir. Reform ve yasa çalışmaları halk tarafından da desteklendi.

    1800 yılında tekrar İtalya'ya girdi ve Milano'yu aldı. 1800 yılının baharında Avusturya üzerine yürüyen Napolyon komutasındaki Fransız orduları parlak bir zafer kazandılar. Şubat 1801 deki ve İngiltere ile Mart 1802 de imzalanan antlaşmalar ile Avrupa&#8217;da savaşlar sona ermişti.

    Ancak bu barış dönemi uzun sürmedi. Fransa&#8217;nın Avrupa&#8217;daki ekonomik ve politik gücünün giderek artması İngiltere açısından giderek genişleyen bir tehdit oluşturmaktaydı. Sonunda İngiltere 1803 yılının Mayıs ayında Fransa&#8217;ya savaş ilan etti.

    1804 yılının Mayıs ayında, kralcıların bir komplosunu bahane eden Napolyon kendisini imparator ilan etmiştir. Kendi eliyle taç giymiştir ama, Paris'teki Notre Dame Katedrali'ndeki törende Papa VII. Pius'un da bulunmasını sağlamıştır. Mart 1805 te ise İtalya&#8217;da kendi kurduğu cumhuriyeti lağvederek ve kendini İtalya kralı ilan etmiştir.

    İzleyen dönemde İngiltere&#8217;nin çabalarıyla Avusturya, Rusya ve Napoli ve İsveç&#8217;in katıldığı bir karşı ittifak, III. Koalisyon oluşmuştur.

    1805 yılının Ekim ayında Fransız-İspanyol birleşik donanmasının Trafalgar Deniz Savaşı&#8217;nda İngiliz donanması karşısında yenilmesi üzerine Napolyon İngiltere yerine müttefiklerini dize getirme yolunu seçmiştir. Fransız ordusunu Manş kıyılarından Orta Avrupa&#8217;ya yürüten Napolyon, Ulm ve Austerlitz savaşı zaferleriyle Avusturya&#8217;yı ve Napoli&#8217;yi savaş dışı bırakmıştır.

    Eylül 1806 da Prusya ordusunu Jena savaşında, hemen ardından da Rus ordularını Friedland savaşında bozguna uğratmıştır. Temmuz 1807 de Rus çarı I. Aleksandr&#8217;la Tiltis antlaşması imzalanmış ve Rusya savaştan çekilmek zorunda kalmıştır.

    Düşüş dönem

    İmparatorluğu dönemindeki olumsuz unsurlar İngiliz donanmasının gücü, İspanya ve İtalya'da akrabalarını tahta geçirmesi, halkın bu kişileri istememesi ve Fransa'ya bağlı devletlerdeki milliyetçilik akımları oldu.

    1810 yılının mart ayında Habsburg hanedanından ikinci eşi Marie-Louise ile evlendi, yasal varisi Napolyon II, 1811'de doğdu.

    I. Aleksandr&#8217;la yapılan antlaşma, Rusya&#8217;ya İngiltere&#8217;ye karşı askeri harekata kadar varacak yaptırımlar uygulama yükümlülüğünü getirmektedir ama I. Aleksandr, bu tür politikalardan kaçınmıştır. Bunun üzerine Napolyon, 1812 yılı ortasında 453 bin kişilik ordusuyla Rusya Seferine girişmiştir. Borodino Savaşı&#8217;nda General Kutuzov komutasındaki Rus ordusunu yenilgiye uğratan Fransız ordusu Moskova&#8217;ya girmiştir.

    Rus orduları Moskova gerilerine çekilmiştir ve çar, bir barış antlaşmasına yanaşmaktadır. Fransız ordusunun o günün teknolojisiyle bu denli uzun ikmal hatlarından ikmal edilmesi, dolayısıyla kışı Moskova&#8217;da geçirmesi olanaksızdır.

    Giderek sertleşen kış koşullarında geri çekilen Fransız ordusunu izleyen General Kutuzov, toplu bir saldırıya girişmemiş, fakat sürekli taciz etmekten de geri kalmamıştır.

    Napolyon, ordunun yönetimini Joachim Murat'ya bırakarak Paris'e döndü. Yıl sonunda bu ordudan Fransa'ya dönebilen ve savaşacak durumda olan sadece 10 bin askeri kalmıştı.

    Ordusunun büyük bir bölümünü Rusya Seferi sırasında kaybeden Fransa, yeni bir ordu oluşturmanın zorluklarına katlanmak zorunda kalmıştır. Üretimden çekilen işgücü ve artırılan vergiler, halkı da Napolyon&#8217;a karşı bir tutuma itmiştir.

    Bu dönemde kendisine karşı düzenlenen hükümet darbesini bastırdı ve yeni bir ordu kurdu. Ancak 1813 ve 1814'te baskılar arttı ve halk desteği düştü.

    Rusya yenilgisi ve içteki karışıklıklar Koalisyon güçlerini cesaretlendirmiştir. Üstelik Avusturya, aradaki akrabalık ilişkisine karşın Koalisyon güçlerine katılmıştır. 1813 yılının Ekim ayında Napolyon&#8217;un Leipzig savaşında uğradığı yenilgi onu iktidarının sonuna iyice yaklaştırmıştır.

    1814'te düşman orduları Paris kapılarına dayandı. Napolyon imparatorluk tahtını bırakarak Elbe adasına sürgüne gönderildi.

    7 Mart 1815'te ise tahtına geri döndü. Elbe adasından kaçtı ve gizlice Paris'e döndü. Halk desteği tekrar yükseldi. Böylece Napolyon ikinci kez tahta çıktı.

    Bir ordu topladı ve Belçika'ya saldırdı. Ancak haziran ayında İngiliz ve Prusya kuvvetleri tarafından Waterloo'da büyük bir yenilgiye uğradı. Paris'e dönünce tahtına ikinci kez veda etmek zorunda kaldı.

    Amerika'ya kaçmak istedi, ancak bunu başaramadı ve İngilizlere teslim oldu. İngilizler onu Atlantik'teki St. Helena adasına götürdü. Son yıllarını bu küçük adada geçiren Napolyon, 5 Mayıs 1821'de 51 yaşındayken öldü.

    Cenazesi 1840'ta Paris'e getirilebildi ve İnvalides'e gömüldü. Napolyon'un ölüm nedeni ise hala bir bilmece. İddialardan biri uşağı tarafından zehirlendiği.

    NAPOLYON'UN HAYATI
    < Resmi açmak için tıklayın >


    5 Ağustos 1769'da Korsika Adası'nın Ajaccio kentinde doğdu. 5 l Mayıs 1821 tarihinde Atlas Okyanusu'nda İngiltere'ye bağlı St.JL Helena Adası'nda öldü.
    Giriştiği fetihlerle Avrupa'nın siyasî haritasını değiştirmiş, yönetim ve hukuk düzenlemeleriyle Fransa'nın devrim sonrası devlet yapısını şekillendirmiştir.
    "Kurtarıcı" ve "zalim",
    "maceraperest" ve
    "kanun yapıcı",
    "imparator" ve
    "kanun kaçağı." Emil Ludwig bu sıfatlardan sonra "Hiçbir insan bu kadar kısa sürede bütün bu sıfatlara sahip olmamıştır" diyor.

    Carlo Buanoparte ile Marie Letizia Ramolino'nun ikinci oğullarıydı Napolyon... Tahsilini Brienne'de bir okulda yaptı, sonra Paris'teki askerî akademiye yazıldı. 1785'te Valence'deki topçu alayına katıldı. 1794'te İtalya'daki topçu birliklerinin komutanlığına getirildi. Paris'teyken Jakoben çevrelerle ilişki kurmuş olduğu anlaşıldığından La Vendee'ye gönderilmek istendi, bunu kabul etmeyince görevinden alındı. Paris'e döndükten sonra konvansiyona karşı hareketi bastırmak için Paul François Barras ile Lazare Carnot'un kuvvetlerine katıldı. Olaylar kısa zamanda gelişerek yeni bir anayasanın ve direktuvarlığın doğmasına yol açtı.

    Napolyon 1795 Ekim'inde Fransa'daki ordunun başına getirildi. 1796 Şubat'ında da İtalya'daki ordunun başkomutanı oldu. Bu arada General de Beauharnais'in dul karısı Josephine'le evlendi. 1796 Nisanında ilk italya seferini yaptı. Bu sefer Napolyon'un ününü yaydı. Stratejik ustalığın şaheseri sayılan italya seferi büyük başarıyla sonuçlandı. İmzalanan Carripo Formio Antlaşması'yla Venedik Cumhuriyeti İtalya'ya bırakılıyor, karşılığında da Belçika ve İyon adaları alınıyordu. Bu önemli siyasî olayla devrim cumhuriyeti Avrupa'nın en tutucu devleti olan Avusturya'ya gücünü göstermiş, Napolyon da İtalya'daki Fransız yönetimini kabul ettirmiş oluyordu.

    Napolyon Paris'e döndükten sonra direktuvarlık tarafından İngiltere'yi ele geçirmekle görevlendirildi. Doğrudan İngiltere'ye saldıracağına İngiliz etki alanının en can alacı noktasına saldırmayı uygun bulan Napolyon, Mısır seferine çıktı. Akdeniz'deki İngiliz donanmasını yenilgiye uğrattı, Malta'yı aldı. 1798 Temmuz'unda İskenderiye'ye girdi. Piramitler Savaşı'nda Memlükler'i yendi. Ancak Horatio Ne-son yönetimindeki İngiliz donanması Fransız donanmasına saldırarak gemilerini batırdı. Nelson'un başarısı üzerine İngiltere, Osmanlı Devleti, Avusturya ve Rusya, Fransa'ya karşı birleştiler.
    Birleşik ordu Rus generali Alexander Suvorov'un komutasında Napolyon'un ele geçirdiği topraklan geri aldı. 1799'da Suriye'ye girdi. Akka'nın Cezzar Ahmed Paşa tarafından başarıyla savunulması ve ordusunda salgın hastalıkları yüzünden Mısır'a çekildi. Ordusunu burada bırakarak gemiyle Fransa'ya döndü.
    9 Kasım 1799'daki hükümet darbesi Fransa tarihinde yeni bir dönem başlattı. Birkaç hafta sonra anayasada değişiklikler yapılarak yönetim üç konsülün eline bırakıldı. Napolyon "birinci konsül" olarak Fransa'nın mutlak hâkimi oldu. Bazı reformlar yapmaya çalıştı. Devletin dağıttığı kredileri belli düzene soktu, 1802'de Fransa Bankası'm kurdu, idarî alanda bazı reformlar gerçekleştirerek valilerin ve belediye başkanlarının siviller arasından seçilmelerini ve kendilerini seçen tek merkeze karşı sorumlu olmalarını sağladı, mahkemeleri ve emniyet örgütünü yeniden düzenledi..
    Avusturya ve İngiltere orduları hâlâ silahlarını bırakmamışlardı. Napolyon 1800'de tekrar İtalya'ya.girdi ve Milano'yu aldı. Böylece Avusturya ordusunu ikiye bölmüş oluyordu. Birini kuşatma altında tutarken diğerine saldırdı. Saldırıları başarıyla sonuçlandırdı. J. V. Moreau'nun Hohenlinden'deki zaferi üzerine Avusturya İmparatoru İngiltere'yle ittifakını bozmak ve 1801 Şubat'ında Luneville barış anlaşmasını imzalamak zorunda kaldı.
    Napolyon kısa zamanda Fransa halkının sevgisini kazandı. Yabancı ülkelerdeki Fransızlar'ın ülkelerine dönüp devletin modernleştirilmesinde kendisine yardımcı olmalarını sağladı. 1804'te yaptığı Code Napoleon (Napolyon Kanunları) halk tarafından da desteklendi. Napolyon aynı yıl Paris'teki Nötre Dame katedralinde Papa Pius VU'nin eliyle taç giyerek imparator oldu. Napolyon imparatorluğu boyunca sayısız zaferler kazandı. Ancak Fransa içinde beliren bazı hoşnutsuzluklara İngiliz donanmasının gücüne, İspanya ve italya'da tahta geçirdiği akrabalarına halk tarafından duyulan kin ve nefrete, kendine bağladığı devletlerde beliren milliyetçilik akımları da eklenmişti. 1812'de Rusya'ya girdi. Ancak yiyecek sıkıntısı, asker kaçakları ve Rusya'nın dondurucu soğuğu gibi sebepler yüzünden ordunun yönetimi Joachim Murat'ya bırakarak Paris'e döndü. Kendisine karşı düzenlenen hükümet darbesini bastırdiktan sonra yeni bir ordu kurdu. 1813 Ekim'İnde Leipzig'de yenik düştü. Düşman kuvvetleri 1814'te Paris kapılarına dayanınca görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Elbe adasına sürgüne gönderildi.

    Napolyon'dan sonra Fransa tahtına XVIII. Louis geçirildi. Viyana Kongresi'ne katılan bakanlar ve delegeler 7 Mart 1815'te Napolyon'un kaçıp Paris'e dönmüş olduğunu, halk tarafından büyük sevgiyle karşılandığını öğrendiler. Hemen bir ordu toplayan Napolyon Belçika'ya saldırdı. Kazandığı önemsiz birkaç zaferden sonra Wellington'un komutasındaki İngiliz ve Gebhard von Blücher komutasındaki Prusya kuvvetleri tarafından 18 Haziran 1815'te Waterloo'da büyük bir yenilgiye uğratıldı. Paris'e dönünce ikinci defa tahttan indirildi. Amerika'ya kaçmak istedi, ancak bunu başaramayınca İngilizler'e teslim oldu. İngilizler onu Atlantik'teki St. Helena adasına götürdüler. Son yıllarını bu küçük adada geçirdi ve hatıralarını yazdırdı. 5 Mayıs 1821'de öldü, ancak cenazesi 1840'ta Paris'e getirilebildi ve İnvalides'e gömüldü. Napolyon'un uşağı tarafından zehirlendiğini ileri sürenler vardır.
    Askerî dehaya sahip bir komutan olan Napolyon, siyasî bakımdan da önemliydi. Burjuva ihtilâlini kendi İstediği doğrultuya yöneltmiş, ne eski rejime dönülmesine ne de bir halk hükümetinin kurulmasına yol açmıştır. Waterloo yenilgisinden sonra Paris halkını silahlandırmaya bu yüzden cesaret edememiştir. Halk onun için silaha sarılabilirdi ama Napolyon bu hareketten bir halk hükümetinin doğabileceğini düşünmüştü. Orta sınıfın hakim olduğu merkezî hükümet tarzının mucidiydi.
    Napolyon'un anlayışına uygun bu hükümet şeklini daha sonraki yıllarda başka Avrupa devletleri de benimseyerek uyguladılar. Napolyon milliyetçilik duygularına Önem vermezdi ama İtalya, Polonya, Almanya ve Balkanlar'da farkında olmayarak milliyetçilik tohumlarının atılmasına yol açtı.

    Napolyon nasıl öldü?

    Sürgündeki Fransa İmparatoru Napolyon 1821'de arsenikle mi zehirlendi, yoksa mide kanserine mi yenildi? Tartışma 179. ölüm yıldönümünde yeniden alevlendi. Resmî açıklamaya göre, Napoleon 5 Mayıs 1821'de Ölmüştü. Ölüm sebebi mide kanseriydi. Ölüm raporu Dr. Antom marchi tarafından imzalanmıştı. Peki, cidden mide kanserinden mi ölmüştü? Gerçek 140 yıl sonra 1961'de iki tıp doktoru Smith ve Forshufwood tarafından açıklandı. Doktorlar dünyanın birçok müzesine garip bir istekte bulunmuşlardı. Koleksiyonlarında Büyük Fransız'ın bir tutam saçı olup olmadığım sordular, Araştırmacılar şanslıydılar. Ölümünden sonra Napolyon'un saçından kesilmiş bir tutam saçı bulmayı başarmışlardı. Doktorlar insan organizması tarafından alınan arseniğin yavaş yavaş saçta biriktiğini biliyorlardı. Normalde saçtaki arsenik miktarı çok- azdır. Kimyasal analiz yöntemleri kullandılar. İsveçli Fizikçi Wassen de araştırmaya katıldı. Saç telleri alüminyum silindire konuldu ve birkaç saat süreyle bir uranyum reaktöründe tutuldu. Sonuç şaşırtıcıydı. Saçtaki arsenik miktarı normalin 13 katıydı. Dahası, arsenik ufak dozlar halinde, yavaş yavaş verilmişti. Aynca Kanada'daki Uluslararası Napolyon Derneği'nin başkanı Ben Weider, FBI'ın 1995'te imparatorun saçlarında milyonda 20-50 parça seviyesinde arsenik belirlediğini vurguladı. Tabiî arsenik seviyesi yalnızca milyonda bir parça. Napolyon'un son günlerinde ışığa karşı aşın hassasiyeti, saç dökülmesi, uykusuzluk ve sinir rahatsızlıkları Weider'a göre imparatorun şarabına azar azar konan arseniğin eseri. Ayrıca otopsi raporlarında kaydedilen şişmanlık, kanserden eriyen bir adam tablosuna uymuyor. Rakip kuruluş Amerikan Napolyon Derneği başkanı Snibbe'ye göre delil olarak ileri sürülen saçların Napolyon'a ait olduğunun ispatlanması gerek. Arsenik zehirlenmesinin yol açtığı avuç içlerinin ve ayak derilerinin sertleşmesi de görülmemiş. Yale Üniversitesi'nden Philip Corso, Napolyon'un ölümünden sonra sekiz doktorca imzalanmış beş ayrı otopsi raporunun ortak teşhisinin yaygın mide kanseri olduğunu hatırlatıyor. Snibbe, Napolyon'un Florida'da gömülmüş bir akrabasından DNA Örnekleri toplamak için izin peşinde. Ancak her iki kampın rüyası, anıt mezarı açıp imparatorun kemiklerinden alınacak örneklerle tartışmayı noktalamak.

    Napolyon'un boyu

    Napolyon'u bütün dünyayı yönetme kompleksine sürüklediği iddia edilen kısa boyuna ait bilgilerin tarihin büyük yalanlarından biri olduğu öne sürüldü. Napolyon'un boyu konusundaki tartışmanın eski Fransız ölçüm sisteminden kaynaklandığı belirtiliyor. Napolyon'un 1.60 olarak bilinen boyunun "kralın adımları" diye anılan eski Fransız ölçüm sistemine göre hesaplandığı, bu rakamın günümüz ölçüm hesaplanna vurulduğunda boyunun aslında 1.80'in biraz daha üstünde Olduğu belirtildi.
    Hazırlayan:Ayla DEĞER
     
    Yazan: Salihyet
Yüklüyor...
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.