Çanakkale Savaşı - Zaferi Şiirleri | 18 Mart 1915

Konu, 'Şiir - Güzel Söz ve Yazılar' kısmında Negative tarafından paylaşıldı. Okunma: 468379 | Cevaplanma: 3

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.

  1. Çanakkale Savaşı Şiirleri





    Zafer Türküsü


    Yaşamaz ölümü göze almayan,
    Zafer, göz yummadan koşana gider.
    Bayrağa kanının alı çalmayan,
    Gözyaşı boşana boşana gider!

    Kazanmak istersen sen de zaferi,
    Gürleyen sesinle doldur gökleri,
    Zafer dedikleri kahraman peri,
    Susandan kaçar da coşana gider.

    Bu yolda herkes bir, ey delikanlı,
    Diriler şerefli, ölüler şanlı!
    Yurt için dövüşen başı dumanlı,
    Her zaman bu şandan, o şana gider.


    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL




    Çanakkale Şehitlerine



    Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?
    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
    Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
    Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!
    Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı”
    Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
    Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer
    Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer.
    Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
    Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada!
    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.
    Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.
    Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...
    Hani tauna da zuldür bu rezil istila...
    Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,
    Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,
    Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
    Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,
    Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz ...
    Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.
    Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab,
    Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.
    Öteden saikalar parçalıyor afakı;
    Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;
    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
    Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.
    Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
    Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.
    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer
    O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
    Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
    Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,
    Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
    Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
    Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.
    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
    Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?
    Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram?
    Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam.
    Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,
    Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;
    Bir göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi;
    “O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi.
    Asım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
    İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.
    Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,
    Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
    Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
    Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i...
    Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
    Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?
    “Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın.
    Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...
    Seni ancak ebediyetler eder istiab.
    “Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına;
    Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;
    Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
    Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan;
    Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;
    Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,
    Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.
    Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
    Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i,
    Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
    Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
    O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
    Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
    Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat...
    Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
    Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.



    Mehmet Akif ERSOY



    18 Mart Çanakkale


    Bulutlar sarmıştı her yanı,
    Kapkara bir geceydi,
    Yağmur,bardaktan boşalırcasına,
    Sağnak gibi yağıyordu,
    Yedi düvelin gemilerinden yükselen,
    Top,tüfek sesleri,
    Her yanı inletiyordu,
    Mustafa Kemalin askerleri,
    Aslanlar gibi dövüşüyordu,
    Ve Çanakkale kahramanca,
    Düşmana selam veriyordu,

    Kükrüyordu tepeden,
    Mustafa Kemal,
    Vatanıma ayak basacaksa düşman,
    Yaşamanın ne gereği var,
    En son nefer ölünceye kadar,
    Dövüşeceksiniz aslanlar,
    Görecek bütün dünya,
    Ne aslanlar doğururmuş,
    Emineler,Hatçeler,Ayşeler,Fatmalar.


    Ali Osman Yılmaz



    Bir Yolcuya


    Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
    Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
    Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
    Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

    Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
    Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda
    İstiklal uğrunda, namus yolunda
    Can veren Mehmet'in yattığı yerdir.

    Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
    Son vatan parçası geçerken ele,
    Mehmed'in düşmanı boğduğu sele
    Mübarek kanının akıttığı yerdir.

    Düşün ki, haşr olan kan, kemik eti
    Yaptığı bu tümsek, amansız çetin
    Bir harbin sonunda bütün milletin
    Hürriyet zevkini tattığı yerdir.


    Necmettin Halil ONAN



    Çanakkale


    Gün geçmiş,yıl geçmiş ne yazar.
    Her karış torağında bin,şehit bir mezar.
    Yeryüzünde yaşadıkça,tek dişi canavar.
    Türk milleti aynı destanı yine yazar.

    Sen rahat uyu ey şanlı şehit.
    Gölgesinde gölgelen al bayrağın.
    Hangi kem göz sana edebilir nazar.
    Türk milleti aynı destanı yine yazar.

    Yedi cihana yeter yazdığın destan.
    Gök kubbe ay,yıldız sana verir selam.
    Çanakkaleyi düşmana yaptınya mezar.
    Türk milleti aynı destanı yine yazar.

    Dünya döndükçe Çanakkale yine geçilmez.
    Kanınla suladın toprağı hangi canlı seni bilmez.
    Sen yazdın cihana şanlı tarihi artık kim bozar.
    Türk milleti aynı destanı yine yazar.


    Şefik Aydemir




    Çanakkale Destanı



    Bir destan yazılmıştı, Çanakkale isminde,
    Bin dokuz yüz on beşin, Mart’ın on sekizinde.
    O bir destan değildi, masal sayılır destan,
    Ölüm kalım savaşı, kurtuluştu kaostan.
    Bu savaş milletimin, varlık yokluk savaşı,
    Savaşan Mehmetçiğin, koltuğundaydı başı.
    Üşüştü başımıza, dünyanın yabanisi,
    Her birisi sanki de, cehennem zebanisi.
    Mahşeri aratmıştı, o günde Çanakkale,
    Kurdular her cephede, etten, yürekten kale.
    Haçlı haçın altında, hedef almış hilali
    Geldiyse de top yekun, yaşadı izmihlali.
    Bir mühür basılmıştı, dünyanın tarihine
    Kim ki şehit düşmezse, küserdi talihine.
    Düğüne gider gibi, gittiler şahadete,
    Koştular seve seve, en büyük ibadete.
    Vatan uğrunda canlar, fedadır birer birer
    Şehittir o yiğitler, ölmezler diridirler,
    Cephedeydi neferi, duadaydı hastalar,
    Kimi yetmiş den fazla, kimi çocuk yaştalar.
    Semadan yağmur gibi, yağıyorken kurşunlar,
    Sevindiler giderken, Allah’a kavuşanlar.
    Nerde mal mülk sevdası, canlarından geçtiler
    Kurşun kurşun, şehadet şerbetini içtiler.
    Ne Yâr var akıllarda, nede çocuk hayali,
    Hedef tek, canı verip, yüceltmekti hilali.
    Birkaç gazisi kalan, tek savaştır cihanda,
    Kanatlanıp uçtular, cennete hep bir anda.
    Toprak kan kustu o gün, denizler demir yuttu,
    Şehitleri O Nebi, kucağında uyuttu.
    Ne gerek mezar taşı, ne gerek ona mezar
    Bugün tarih onları, altın harflerle yazar.
    Namazsız ve Kur’an sız, düşse de bir yanına,
    Kefensiz, kanlı yelek, şahittir imanına.
    Bir damla şehit kanı, bütün dünyaya değer,
    Bir toprak parçasıdır, vatan değilse eğer.
    Kurtarıp boğazları, şehadete erdiler,
    Dünyaya yiğitliğin, bir dersini verdiler.
    Gafiller ucuz sandı,oysa paha biçilmez
    Sonunda anladılar, Çanakkale geçilmez.
    Vatana göz dikenler, azdırdıkça azdılar,
    Aslanlar savunmanın, destanını yazdılar.
    Okusun bütün dünya, oturup ezberlesin,
    Artık ininden çıkıp,yurduma göz dikmesin
    Bu vatanın evladı, kurbandır toprağına,
    Çakallar rüzgar olsa, değemez yaprağına.
    Bir Hilal ki bağrında, yaşatır bu milleti,
    Binlerce güneş feda, yaşasın Türk Devleti.


    Kasım KAPLAN




    Çanakkale Destanı (1)

    YİĞİDİM / ŞEHİDİM


    Bakmakla bilinmez kıymetim/kadrim
    Her karşı toprağım kutsaldır benim
    Uğruma binlerce şehitler verdin
    Al kanla yazıldı tarih defterim

    Vurulup koynumda yatan yiğidim
    Kıyamette elbet sana şahidim
    Bu vatan uğruna gitti gençliğin
    Göklerden verildi rütben şehidim

    Vatan bir cehennem gibi yanıyor
    Dünya bizi mağlup olmuş sanıyor
    Suskun duran millet bir uyanıyor
    İttifaklar Mehmetçiği tanıyor

    Kahramanlar burda çoktur seçilmez
    Şehitlik şerbeti kolay içilmez
    Bir nefes anında umman geçilir
    Bilinir ki Çanakkale geçilmez

    Burası Türklerin ebedi yurdu
    Her Mehmet bir tabur düşman vurdu
    Böylece tüm dünya şanın duydu
    Yedi Düvel mecbur selama durdu

    Dinle beni dinle anla ey gencim
    Yiğitler koynumda artar direncim
    Atanın yazdı takvime göre
    Seninle akranım ben de çok gencim

    Huzurla şad olsun ruhu atanın
    Pişman oldu soyu bana çatanın
    Sonsuza dek sana kutsal vatanım
    (Bu)Övünç binlerce kefensiz yatanın

    Ey gencim ecdadın bedel ödedi
    Uğratma namerdi yurduma dedi
    Üzme sen Ata’nı incitme emi

    Görevi ilahi bilincindendi
    Şöhreti saygıyla söylenip geldi


    Zeki İ. KIZILIŞIK




    Çanakkale Destanı (2)

    Yıl 1915
    18'indeyiz Martın.
    Kendine gel biraz!
    Pek tekin değildi Çanakkale'nin suyu,
    Geçilmez bu boğaz...
    Geçilmez bu boğaz...
    Bizi
    Ne topun yıldırır,
    Ne kurşunun.
    Çünkü artık
    Başladı cengimiz.
    Er meydanında bulunmaz dengimiz...
    Sen misin Mustafa Kemal'im ileri diyen?
    İşte fırladık siperden.
    Sırtına yüklenmiş kahraman
    Seyit 276 kiloluk mermiyi,
    Koşuyor bataryasına ateşler içinden.
    Bu mermi denizlere gömecek Elizabet'i Buvet'i...
    Yanıyor bugün Anafartalar yanıyor,
    Denizler yanıyor,
    Dağlar yanıyor.
    Zafer bizimdir artık
    Düşman zırhlıları batıyor...
    Türk'üm,
    Muzaffer olarak doğmuşuz bir kere.
    Bir karış toprak uğruna Kimimiz şehit oluruz.
    Kimimiz gazi.
    Hiç değişmez bu yazı.
    Dünyada her yer geçilir belki
    Lâkin geçilmez Çanakkale Boğazı...


    Fahri ERSAVAŞ




    Çanakkale Geçilmez


    Çanakkale dediğin manasızdır sanma sen
    Ordaki şehitlerdir tarihlere şan veren
    Vatan toprağı için can ile serden geçen
    Korkuyor bu kafirler tüyleri diken diken

    Su üstü mayın dolu nusret toplar mayını
    Bir yandan Elizabeth düşünüyor canını
    Komayacağız yerde şehitlerin kanını
    Korku bilmez bu millet artıracak şanını

    Mehmedoğlu Seyyid'in mermiyi kaldırışı
    Dünya durdu, dönmüyor seyreyliyor yarışı
    Anlayacak kafirler bucağı ve karışı
    Türküm başkaldırdı ki zaferdir haykırışı

    Gaza, cihad nasib et Türk milletine ya Rab!
    Anzak, Hindu, İngiliz... Hepsi harab ve bitab
    Her renk, her dil, her kıta bilsin ki bu kutlu ab
    Çanakkale suyu bu ne Rum dinler ne Arab

    Anafarta, Dardanos, Boğalı, Seddülbahir
    Türktedir bu topraklar dünyada evvel ahir
    Kayboldu İngilizler bilinmiyor nerdedir
    'Çanakkale Geçilmez' bu da açık gerçektir


    Samet Mehmet Bora



    Çanakkale Kahramanları


    Malım, mülküm
    Eşim, dostum
    Yarim demediniz
    Hiç tereddütsüz
    Gidip can verdiniz
    Elimde bardağım
    Çayımı rahat içebiliyorsam
    Çünkü siz orda öldünüz
    Daha onbeşinde, onaltısında
    Kurşunlara yürüdünüz
    Helal edin hakkınızı
    Yapabildiğim tek şey bugün
    Bir Elhamla, iki damla gözyaşı
    Ruhunuz şadolsun
    Çanakkale Kahramanları


    Ayşe Adlım


    --------------- Ekleme ---------------

    Çanakkale Marşı


    Çanakkale içinde aynalı çarşı
    Anne ben gidiyorum düşmana karşı.

    Çanakkale içinde sıra sıra selviler
    Binbaşı oturmuş asker öğütler.

    Çanakkale içinde bir kırık testi
    Anneler babalar ümidi kesti

    Arı burnundan çıktık yan basa basa
    Düşmanlar kaçıyor, kan kusa kusa.



    Çanakkale Şehidine


    Bir orduya bir bölükle,
    Boş karınla, boş tüfekle,
    Karşı duran yiğidim.
    Ey benim yalın ayak,
    Yama tutmaz libâs giyen şehidim.
    Aşsız, susuz düşmana saldırıpta,
    Aç karnından, kurşun yiyen şehidim.
    Düşmanın çiğnediği vatanda can,
    Bedenime yüktür, diyen şehidim.

    Senin candan ve cânandan,
    Yücede tuttuğun vatan,
    Kolyuğa pazarlanıyor.
    Sığıntılar başa geçti,
    Sahipler azarlanıyor.
    Parçalayıp bölmek için,
    Sinsice hızarlanıyor.

    Bizi adam belleyip,
    Emanet ettiğin yurt,
    Uğruna şehid olup,
    Bağrında yattığın yurt,
    Soysuzlar eline düştü,
    Kölelik yoluna düştü..

    Senin diktirmediğin,
    Bayraklar dikiliyor.
    Tüm temel değerlerim,
    Sırayla yıkılıyor,
    Hazan vurdu çınarı,
    Yapraklar dökülüyor..

    Biz uyurken düşmanlar,
    Etrafımızı sarmış.
    Meğerki içimizde,
    Nice Anzaklar varmış.
    Hilâlli maskelerle,
    Haçlı içime girmiş.

    Maskeli soysuzlara,
    Inananda hakkın var.
    Tek dişli canavara,
    Yamananda hakkın var.
    Yabancı bayraklarla,
    Gönenende hakkın var.

    Bizi affet demeye,
    Bunların yüzleri yok.
    Bunlar serapa kabuk,
    Bomboşlar, özleri yok.

    Affetme yiğidim, ihânetlerini,
    Can verdiklerini, verenlerin.
    İki elin yakalarında olsun, ahirette,
    Bayrağı kumaş,
    Vatanı toprak,
    Bağımsızlığı boş görenlerin..

    Ergenekon çevirdi, yine dört yanımızı,
    Demirdağları bulmak, borcumuzdur şehidim.
    Nevruz vakti, bu çemberden çıkmaya,
    Ateşle geçit delmek, borcumuzdur şehidim.
    Seni geçilmez eden, Çanakkale ruhunu,
    Silkinip, tekrar bulmak, borcumuzdur şehidim….



    İlhan Esen



    Çanakkale Zaferi


    Her şeyi hesaplayıp yurdumuzu böldüler
    Bizi yok etmek için sürülerle geldiler
    Türk’ü tanımadılar gafletlere daldılar
    Mehmetçiği görünce kanı dondu kurudu
    Mehmetçik şehit oldu vatanını korudu

    Düşmanlar tekniğiyle işini kolay sandı
    Her taraf cehennemdi ateş barut ve kandı
    “Çanakkale geçilmez” o ne müthiş destandı
    Can verdi Mehmetçikler vatanını korudu
    “Ya ölüm Ya istiklâl” buydu şartı şurutu

    Cephede her yer müthiş, kan barut kokuyordu
    Mehmetçik mermisizdi süngüyü takıyordu
    Ölüme emir almış dualar okuyordu
    Taarruz için değil ölmek için yürüdü
    Düşmana dehşet saldı vatanını korudu

    İşte böyle ölümü ölümsüzlük bilmişler
    Ne engin iman gücü, ölürkende gülmüşler
    Anladı ki düşmanlar yanlış yere gelmişler
    Onları aynı anda büyük korku bürüdü
    Bizim şehitler ölmez onlar öldü çürüdü

    Der Mikdatî askerin her biri bil ki zahit
    Cengaverce savaştı vatan uğrunda şehit
    Kazanmayı bildiler imanlarıydı ahit
    Şadolsun ecdadımız vatanını korudu
    Ölen düşmanları da Mehmetçikler kürüdü


    Mikdat Bal



    Çanakkalede otuzbin şehit


    Çanakkalede otuzbin şehit,
    Hepsi bir birbirinden yiğit,
    Bundan sonrasını tarihler yazar,
    Çanakkale de analar ağlar.

    Derdim derdim garip halim,
    Kanı içmiş dağlar sanki düşmanım,
    Ne analar ne bacılar,
    Çanakkalede zaferler yatar.

    Düşman pusu atmış çanakkale yollarına,
    Yol vermiyor dağlar nice yiğit aslanlara,
    Yol vermesen küserim yara,
    Deli gönlüm gitmek ister şanıyla.

    Mermiler yağıyordu yağmur gibi yiğitlerimizin üstüne,
    Ay yıldızlı bir bayrak dalgalanıyordu gök yüzünde,
    Mekanınız cennet olsun ebediyetde,
    Çanakkalede şehitler yatar diz dize.


    Haydar Turan



    Çanakkalede Şehadet


    Conkbayırında kaldın elbet sana felaket
    Bir bilseydin burası bizim memleket
    Türk tür Türk e tek rakip devlet
    Hep dışardan destekli büyük hiyanet
    Yedi düvel hepsi birden önümde
    Unutmayız anarız seni Anzak gününde
    Barıştan yana oldu Çabamız
    Yurtta sulh, Cihanda sulh diye öğüt veren Atamız
    Tarihten alsaydık ibret
    Türkü, Kürdü bir Millet
    Buna şahittir Çanakkale de şehadet
    Toprak rengi kızıllara boyandı
    Yedi düvel hepsi birden dayandı
    Bin yıl oldu bu topraklar bize yazıldı
    Her göz dikene, gürzle mezar kazıldı
    Çanakkale benim güzel vatanım
    Fedadır sel olsa akan kanım
    Ayrılık en büyük gaflet
    Türkü, Kürdü bir Millet
    Buna şahittir Çanakkale de şehadet


    İrfan Kayagil



    Eski Ordu Marşı


    Ceddin deden, neslin baban
    Hep kahraman Türk Milleti
    Ordularin pek çok zaman
    Vermiştiler dünyaya şan

    Türk Millet Türk Millet!i
    Aşk ile sev milliyeti
    Kahret vatan düsmanını



    Mehmetçik Çanakkalede


    Şahittir boğazın iki yakası,
    Cihandan hesabı sordu Mehmetçik.
    Sırla dolu,binbir ibret vakası,
    Kanıyla,canıyla vardı Mehmetçik.

    Gelenler İstanbul düşüyle gezer,
    Nusretim,demirkap mayını dizer,
    Zırhlı gemileri parçalar,ezer,
    Zalimin aczini gördü Mehmetçik.

    Toplar,ölüm saçan gülleler atar,
    Şehit gençler,koyun koyuna yatar,
    Etrafta Cennetin kokusu tüter,
    Şehitlik düşüne erdi Mehmetçik.

    Allah Allah diyen aşkı dillerde,
    Süngü bellerinde,tüfek ellerde,
    Can pazarında,can kalır yollarda,
    İmanı yürekte kordu Mehmetçik.

    Ayağını örten çul ile çaput,
    Soğuktan korumaz yamalı kaput,
    Mezarı siperi,gerekmez tabut,
    Gül bahçesi gibi girdi Mehmetçik.

    Onyedi yaşında yedek subaylar,
    Hayatın baharı.selvidir boylar,
    Bu günü bekledi seneler,aylar,
    Sabırla,metanet serdi Mehmetçik.

    Bir yudum umutdu yürekte atan,
    Anafartalarda sevindi vatan,
    İşte ön sezgili,cesur komutan,
    Mustafa Kemalim derdi Mehmetçik.

    Yarbay Nail,Teğmen Arif coşunca,
    Binbaşım Mahmutla,Sabrim koşunca,
    Askerimde mangal yürek taşınca,
    İşgale geleni kırdı Mehmetçik.

    Cesarete simge Hakkı Binbaşı,
    Sırada Nazmiyle,Tahsin Yüzbaşı,
    İsmi gizli kalmış nice adaşı,
    Zulmün çemberini yardı Mehmetcik.

    Tefekkürle oldu ruhun bakımı,
    Sadakatin kalbe nurlu akımı,
    Destan yazdı,Yahya Çavuş takımı,
    Savaş alanında sırdı Mehmetçik.

    Mangası şehitti,kalmadı asker,
    Topun mermisini kaldırmak ister,
    Allahım bu gücü Seyitte göster,
    Düşmanı denizde vurdu Mehmetçik.

    Şahlandı askerim değmesin nazar,
    Gerçeği bilenler Almana kızar,
    Kadir,bu savaşta zerreyi yazar,
    Hepsini anlatmak zordu Mehmetçik.


    Ödüllü şiir.
    Kadir Kaya





    Zafer Marşı



    Tarihi çevir, nal sesi kısrak sesi bunlar
    Delmiş Roma'nın kalbini mızrak gibi Hun'lar

    Göktürkler, Uygurlar, Oğuzlar, Peçenekler
    Türk'ün tarihine binbir zafer ekler

    Dünya atımın nalları altında ezildi
    Kaç haçlı sefer göğsüme çarpınca kesildi

    Bir gün gemiler dağlara tırmandı denizden
    Kudret ve zafer bizlere miras dedemizden.
     
    gizem_123 ve Samsun55'' bunu beğendi.

  2. çok güzel buldum.yine böyle yapmaya devam edin.
     

  3. çok güzel:oku::muha::dance:aa
     
  4. Tek kelime ile hepsi mükkemmel
     
    gizem_123 bunu beğendi.
Yüklüyor...
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.