Uykunun İnsan Hayatindakİ Yerİ

  • 16 Nisan 2010
  • 386 Okunma
  • 0 Cevap

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. Uykunun İnsan Hayatindakİ Yerİ
    UYKUNUN İNSAN HAYATINDAKİ YERİ

    Psikiyatri ve nöroloji alanındaki çalışmalara bakıldığında, günümüzde insanların gerçekten iyi bir uyku uyuyamama problemi yaşadığı görülür. Kaliteli ve dinlendirici bir uyku konusunda bilgi bulma şansımız, beslenme ve egzersiz hakkında bilgi edinme şansından daha azdır. Diğer yandan ise hayatımızın yaklaşık üçte biri veya dörtte biri uykuda geçmektedir. Bu da dengeli bir hayat sürmede uykunun önemini ortaya çıkarmaktadır.
    Uyku yetersizliği, iç dengenin önemli bir kaynağı olan REM (rüya zamanı devresi) eksikliği anlamına da gelir. Hastaların şikâyetlerinin %20’si bitkinlik, yorgunluk ve tükenmişlik belirtileri ile ilgilidir. Doktora giden bitmiş tükenmiş haldeki insanların yarıdan fazlası, yeterli miktarda uyuyamamaktan şikâyetçidirler. İşin daha da garibi, uyku yetersizliğinden şikâyetçi olan insanların büyük bir kısmı, bunun farkında bile değildir.????:

    < Resmi açmak için tıklayın >


    Uyku, insan sağlığı için yemek, içmek kadar önemli bir olaydır. Dinlendirici bir uyku, dengeli bir hayat için şarttır. Beyindeki sinir ağlarından oluşan devreler, stresle çalışamaz hale geldiğinde, bitmiş vaziyette kendimizi yatağa atarız ve uykuya dalarız. Uyku esnasında vücut dinlenir, kendini temizler, saflaştırır, tamir eder, yeniden inşa eder, büyür ve kendini tedavi eder. Uyku esnasında, gün boyunca biriktirilen gerginlikler ve sinirlilikler serbest hâle gelip vücuttan kolayca atılır. Rüyalarımızda da bir dereceye kadar, bu gerilim çözülür. Derin uyku esnasında beynimiz çalışma temposunu yavaşlatır. Çalıştırdığımız bütün zihni programlar işlevini durdurur ve saf halde dinlenmemize izin verir. Sinir sistemi ve duyu organları dinlenme halindedir. Bu duruma bazal metabolizma da denir. Uyku sinir sistemimiz için bir besin kaynağıdır. Fakat uyku esnasında, uykunun bize ne gibi faydalar kazandırdığını idrak etme, bilme ve anlama şansımız çok azdır.

    UYKUNUN EVRELERİ
    Uykunun fizyolojisini tanımlamak, uyku sırasında gelişen olayları incelemek ve açıklamak için elektroansefalogram(EEG), elektromiyogram(EMG) ve elektrookülogram(EOG) âletleri kullanılmaktadır. Elektroansefalogram, beyin dalgalarını algılar. Elektromiyogram, kaslardaki hareketleri yansıtır. Elektrookülogram, ise göz hareketlerini saptar.
    Diğer bazı incelemeler, organizmadaki belli başlı hayatî merkezlerin durumunu ve izlenen uykunun özelliklerini ortaya koyar. Bazen incelemelerin sürdürüldüğü odaya birçok kamera ve mikrofon yerleştirilerek, uyuyan kişinin en ufak bir hareketi ya da soluk alışı bile kaydedilir. Uyku sırasında beyin dalgaları yavaşlama ve genişleme gösterir. Bu olay senkronizasyon adını alır. EEG ile elde edilen çizgiler, uyku sırasında bu dalgaların sürekli değişiklik gösterdiğini ortaya koyuyor. Bundan, beynin çalışmalarına aralıksız devam ettiği anlaşılmaktadır.
    Uykunun başlangıcında EEG, alfa dalgaları kaydeder, bu devrede nabız ve nefes düzenli bir seyir gösterir ve vücut ısısı düşer. Rahatlık, sükûnet ve huzur gibi koşullar beyni alfa dalgaları yayınlayacak bir ortama getirir. On ya da on beş dakika süren bu alfa dalgalarından sonra, beyin faaliyetlerinde bir hızlanmanın görüldüğü 1. evre başlar. Gitgide kaybolan alfa dalgaları, yerini teta dalgalarına bırakır. Uyuklamaktan, hafif bir uykuya geçilir. Kalp atışları yavaşlar, tansiyon düşer. Kaslarda gevşeme, göz hareketlerinde yavaşlama ve azalma görülür.
    Alfa dalgalarından, uykunun birinci evresine geçerken bazen hafif bir kasılma olur; eğer uykuya yatan kişi bu şokla uyanmazsa, uyku mekanizmaları işe koyulurlar.
    Uyandırma sistemini harekete geçirecek bir olay olmadığı zaman, uykuya geçiş de mümkün olur. İşitme, görme ve koku alma, hatta acı hissetme gibi duyguların da artık uyarılmamaları gerekir. Organizmanın besin ihtiyacını gidermiş olması ve uygun ısı ortamının sağlanması çok önemlidir. Tüm bu koşullar yerine geldiği ve çevreden karşı uyarı olmadığı durumlarda kişi 2. evreye geçer. Bu evrede teta dalgalarında bir takım sıçramalar görülür ve kişi yavaşça derin uykuya girer. Göz hareketleri tamamen sona ermiştir.
    3. ve 4. evrelerde uyku gitgide daha derinleşir ve beynin elektriksel faaliyetleri giderek yavaşlar. Dış dünyayla tüm ilişki kesilir, kaslardaki gevşeme tüm vücuda yayılır. Yattıktan yaklaşık iki saat sora, EEG ve EOG verileri büyük bir kaynaşma gösterir. Uyumakta olan kişi, sanki birden bire uyanmış gibidir. Aslında böyle bir şey yoktur. Elektromiyograf sıfır durumunda iken vücut tıpkı felce uğramış gibi hareketsizlik içindedir. Oysa aynı anda beyinde şiddetli fırtınalar oluşmaktadır. Bu devrede uyku zıt görüntüler verir: Yoğun beyin faaliyetleri karşısında kaslar tüm gerginlik ve hareketini kaybetmiş durumdadır. Uykunu bu evresi çeşitli adlarla tanımlanmıştır: Rapideye movement sleep- REM-(Çabuk göz hareketi uykusu), paradoksal uyku. Gerçekten görülen rüyaların çoğu bu evreye rastlar. Çabuk göz hareketlerinin olduğu devrede uyandırılan on kişiden sekizi rüyalarını hatırlar. Hatta, renk ve görüntülerdeki tüm ayrıntılara kadar inebilir. ????:

    < Resmi açmak için tıklayın >


    Normal bir gece uykusu sırasında paradoksal uykunun ayırt edici özellikleri birkaç defa kendilerini gösterir, bazen yavaş dalgalarla belirlenen uyku evreleri arasına da girerler. Paradoksal uyku evrelerinin, vücutta tam bir istirahat halinde harcanan kaloriyi en aza indirgeyerek beyinde belli bir faaliyete imkân verdikleri söylenebilir. Beyin, yavaş uyku evresindeki hareketsizliğe uzun zaman dayanamadığından aşağı yukarı her doksan dakikada bir meydana gelen bir paradoksal uyku kriziyle kendini bu durumdan kurtarmaya çalışır.
    Uyku kişinin hissi veya diğer uyarılarla uyandırılabildiği şuursuzluk halidir. Uyanık kalmayı sağlayan bir merkez mevcuttur. Bu merkezin yeri beyinde Retiküler Formasyon denilen bölgedir. Orta beyinden buraya gelen mesajlar Retiküler uyarıcı sistem aracılığıyla beyin kabuğuna iletilir. Bu uyarılarda omurilik aracılığıyla kişiyi uyanık tutar. Uykunun anahtar bölgesi ise beynin daha altında bulunan Pons&#8217; tadır. Bu bölgeden her 90 dakikada bir uyku uyarısı gönderilir. Buna Paradoks Uyku denir. Fakat insanlar aktif oldukları zamanlarda bunun farkına varamayabilirler. Gün ortasında ağır basan uykunun sebebi budur.
     


    Yazan: kum kзđiśi
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
Yüklüyor...
20/11/2018 - 20:35