Sende Bir Fıkra Patlat...


ömer talat katı

ömer talat katı

Üye
    Konu Sahibi
Hadi ilk ben patlatayım.

Nasrettin Hoca, bir gün zengin bir adamın cenazesinde hem tabutun yanında yürüyor hem de sesli sesli ağlıyormuş. Cenazeye katılanlardan biri onu teselli etmek için yaklaşmış.
- Merhum akraban mıydı?
Hoca cevap vermiş:
- Yok akrabam değildi, ben de ondan ağlıyorum ya!


Bir Ramazan günü Nasreddin Hoca'nın gözleri susuzluktan afallamış.
Dayanamayıp bir çeşmeye çaktırmadan yanaşmış. Tam suyunu içerken,
bir köylü görmüş Hocayı:
- Aman hoca, günah değil midir bu yaptığın!
- Yıkıl karşımdan, Ramazan gider bir daha gelir, ama ben gidersem bir daha gelmem; ne günahı...


Nasreddin Hoca göle maya çalarken Temel bunu görmüş.
- Hayırdır hocam ne yapıyorsun? Demiş. Hoca:
- Göle maya çalıyorum. Temel:
- Yaa hocam ne yapacaksın o kadar yoğurdu...


Hoca, bir gün kırlardan topladığı çalı çırpıyı eşeğine yükleyip evine götürürken:
"Acaba, yaş çırpı da kurusu gibi yanar mı?" diye düşünür ve şeytana uyarak çakmağını çakar ve alevi çalı çırpıya dokundurur. Aralarında kuruları da bulunan çalı çırpı hemen alev alır. Eşekte bir korku, bir telaş, huzursuzluktur başlar. Anıra anıra, çifte ata ata dörtnala koşmaya başlar. Hoca da arkasından olanca gücüyle bağırır:
- Aklın varsa göle koş!


Bir gün çift sürerken Nasrettin Hocanın ayağına bir diken batınca canı çok yanmış, sonrasında kollarını gökyüzüne kaldırıp şöyle dua etmiş:

- Çok şükür yarabbim iyi ki yeni aldığım çarıkları giymemişim!


- Nasrettin Hoca akşam uyurken dışarıdan sesler gelmiş, Hoca karısına seslenmiş:
- Hanım kalk dışarıdan sesler geliyor. Hanımı
- Kedidir kedi, deyip yatmış.
Nasrettin Hoca dayanamayıp dışarı çıkmış, bakmış ki iki adam kavga ediyor. Kavgayı ayırmaya kalkmış, ikisini ayıracakken arkadan biri Nasrettin Hocanın yorganını aldığı gibi kaçmış. Nasrettin hoca eve girince karısı sormuş:
- Bey ne oldu?
- Ne olacak hanım, yorgan gitti kavga bitti


Nasrettin hoca pazarda dalgın yürüyormuş. Etrafındaki esnafları seyrediyor. Bu sırada ensesine bir tokat geliyor. Hoca tökezlemiş bir kaç adım sendelemiş neyse toparlanıp sinirli bir şekilde arkasını dönmüş.

Bir bakmış ki hocanın 2 katı hayvan gibi bir adam. Hoca durmuş bir yutkunmuş önce, sonra:
- Bana sen mi vurdun? Demiş adama. Adam:
- Ben vurdum lan ne olacak? Demiş. Hoca:
- Şakadan mı vurdun ciddiden mi? Demiş. Adam:
- Ciddi vurdum napacaksın? Hoca:
- Aman aman öyle olsun... Çünkü şakadan hiç hoşlanmam da


Hoca bir gün pazara gitmiş. Aldığı şeyleri heybesine doldurmuş, omuzuna vurmuş, eşeğine binmiş, evin yolunu tutmuş gidiyormuş. Yolda birisi:
- Efendi! Efendi! Niye heybeyi eşeğin semerine koyup da rahat rahat gitmiyorsun? deyince Hoca şu cevabı vermiş:
- Hem hayvan bizi taşısın, hem de fazla olarak sırtına bir de heybeyi mi yükleyelim!...


Nasrettin Hocanın mahallesindeki çocuklar, sokak ortasında oyun oynuyorlarmış.

Çocukların oyunu Hocanın da çok hoşuna gitmiş. Eşeğini durdurarak onları seyretmeye başlamış. Bu arada yaramaz çocuklardan birisi Hocanın yanına gelerek, şaka olsun diye vurmuş, Hocanın başındaki kavuğu yere düşürmüş. Çocuklar koşuşmuşlar. Kavuk elden ele dolaşmaya başlamış. Hoca, çocuklara: "Etmeyin çocuklar. Kavukla oynamayın! Ayıptır, yazıktır." demişse de Hocanın sözlerini dinleyen olmamış. Hoca, çocukların söz dinlemediğini görünce, çekip gitmiş. Başı açık olarak eve gelince karısı sormuş.

- Hayrola Hoca Efendi! Kavuğun nerede? Hoca:

- Nerede olacak hatun? Bu gün çocukluğu tuttu. Mahallede çocuklarla oynuyor! demiş.


Hoca, misafir olarak kaldığı bir köyde heybesini kaybetmiş. Başlamış bağırıp çağırmaya.

- Demek heybemi kaybettiniz! Ben bilirim size yapacağımı...

Hoca; "Ben bilirim yapacağımı" deyince, köylüler korkmuşlar. Yediden yetmişe, heybeyi aramaya koyulmuşlar. Köşe bucak derken heybeyi bulmuşlar. Hoca, köyden ayrılacağı zaman, köylülerden biri:

- Hoca Efendi, inan çok merak ettim. "Ben, yapacağımı bilirim" dediniz. Heybe bulunmasa idi, acaba ne yapacaktınız? diye sormuş.

Hoca gülerek:

- Hiç, demiş. Evdeki eski kilimi bozup heybe yapacaktım. Başka ne yapabilirdim? demiş.


Hoca, eşeğini satmaya karar vermiş.
- Gel uzun kulaklım, diyerek eşeği ahırdan çekmiş. Arkasına atladığı gibi pazarın yolunu tutmuş. Hava yağmurlu olduğu için yollar çamurluymuş. "Eşeğimin kuyruğu çamurlanmasın; daha erkenden müşteri bulayım," diye düşünerek eşeğin kuyruğunu kesip heybeye koymuş. Pazara varınca:

- Satılık eşek! Satılık eşek! diye bağırmaya başlamış. Çok geçmeden birisi müşteri olmuş. Adam, eşeğin sağına soluna bakarken, kuyruksuz olduğunu görmüş.



- Ben, kuyruksuz eşeği ne yapayım? diyerek pazarlıktan vazgeçmek istemiş.
Hoca bakmış müşteri elden gidecek:

- Kuyruk yabanda değil arkadaş, demiş. Heybeden, eşeğin kuyruğunu çıkararak:

- İşte kuyruk! diye bağırmış.


Nasrettin Hoca'ya; "Bal ve sirke birlikte, uyuşmaz!" demişler. Bunun doğruluğunu test etmek isteyen Hoca, bir miktar bal ve sirkeyi karıştırıp afiyetle yemiş. Yemiş ama, bir süre sonra da yüzü renkten renge girmeye başlamış. Hocanın bu halini gören arkadaşları;

"Bal ve sirke uyuşmadı değil mi Hocam?" demişler.

Hoca; "Yaaa!" demiş, "Onlar birbiriyle uyuştu, şimdi beni aradan çıkarmak istiyorlar."


Hoca, evinin çatısında kiremit aktarıyormuş. Yorgun argın çalışırken kapısı çalınmış. Hoca yukarıdan seslenmiş.

- Kim o?
Kapıyı tak tak vuran adam:

- Hoca Efendi, bir zahmet aşağı gelir misin? demiş. Nasrettin Hoca, önemli bir durum olabileceğini düşünerek işi bırakmış ve aşağıya inmiş. Telaşla kapıyı açınca perişan kılıklı birisiyle karşılaşmış.

- Bir şey mi var? Ne istiyorsun? diye sormuş. Adam:

- Dilenciyim. Allah rızası için bir sadaka verin, demiş. Hocanın fena halde canı sıkılmış. Ama, "Oldu olacak bu adamı yukarıya çağırayım." demiş kendi kendine. Bozuntuya vermeden:

- Yukarıya gelir misin? demiş.

Hoca önde, dilenci arkada, merdivenleri tırmanıp damın üstüne çıkmışlar. İkisi de nefes nefese oldukları bir sırada, Hoca dilenciye dönerek:

- Allah versin, demiş.

Dilencinin keyfi kaçmış, bu duruma çok öfkelenmiş tabii.

- Madem sadaka vermeyecektin, beni buraya kadar niçin çıkardın be Hoca? Bu sözü taa aşağıda söyleyemez miydin? diye söylenmiş.

Hoca, laf altında kalır mı? Taşı hemen gediğine koymuş.

- Sen beni aşağıya neden indirdin? Ben yukarıda iken, sadakanı isteyemez miydin? demiş.

Bir gün khontkar, "ben ve ezhel, Ceza ve Sagopa'dan iyiyiz" demiş.
 
  • Kahkaha
  • Beğen
Tepkiler: MAERKEK, Murat Alper ve sinan yüksel
ömer talat katı

ömer talat katı

Üye
    Konu Sahibi

Nasreddin Hoca?nın horoz dövüşlerine yeni merak sarmış bir arkadaşı varmış. Birlikte gidip pazardan dövüşken bir horoz aramaya başlamışlar. Derken, arkadaşı bir horoz beğenmiş. Satıcıya adı ne bunun diye sormuş. Satıcı, adı yiğit demiş. Arkadaşı horozu almış. Daha sonra yiğit hangi dövüşe girse dönüp kaçmış. Tabii ki rakibi de peşinde. Yiğit kaç dövüşe girdiyse hiç yakalanmamış. Arkadaşı, Hoca?ya: ? Hoca ne iştir? Benim yiğit neden dövüşe girmeyip kaçıyor?? demiş. Hoca: ? Bilmez misin Selami, yiğitliğin onda dokuzu kaçmaktır. Ne yapsaydı yani dövüşe girip de yara - bere içinde mi kalsaydı? Bak şuna hiçbir yerinde çizik bile yok. Hey maşallah! ? demiş.
 
Genc007

Genc007

Üye
Hadi ilk ben patlatayım.

Nasrettin Hoca, bir gün zengin bir adamın cenazesinde hem tabutun yanında yürüyor hem de sesli sesli ağlıyormuş. Cenazeye katılanlardan biri onu teselli etmek için yaklaşmış.
- Merhum akraban mıydı?
Hoca cevap vermiş:
- Yok akrabam değildi, ben de ondan ağlıyorum ya!


Bir Ramazan günü Nasreddin Hoca'nın gözleri susuzluktan afallamış.
Dayanamayıp bir çeşmeye çaktırmadan yanaşmış. Tam suyunu içerken,
bir köylü görmüş Hocayı:
- Aman hoca, günah değil midir bu yaptığın!
- Yıkıl karşımdan, Ramazan gider bir daha gelir, ama ben gidersem bir daha gelmem; ne günahı...


Nasreddin Hoca göle maya çalarken Temel bunu görmüş.
- Hayırdır hocam ne yapıyorsun? Demiş. Hoca:
- Göle maya çalıyorum. Temel:
- Yaa hocam ne yapacaksın o kadar yoğurdu...


Hoca, bir gün kırlardan topladığı çalı çırpıyı eşeğine yükleyip evine götürürken:
"Acaba, yaş çırpı da kurusu gibi yanar mı?" diye düşünür ve şeytana uyarak çakmağını çakar ve alevi çalı çırpıya dokundurur. Aralarında kuruları da bulunan çalı çırpı hemen alev alır. Eşekte bir korku, bir telaş, huzursuzluktur başlar. Anıra anıra, çifte ata ata dörtnala koşmaya başlar. Hoca da arkasından olanca gücüyle bağırır:
- Aklın varsa göle koş!


Bir gün çift sürerken Nasrettin Hocanın ayağına bir diken batınca canı çok yanmış, sonrasında kollarını gökyüzüne kaldırıp şöyle dua etmiş:

- Çok şükür yarabbim iyi ki yeni aldığım çarıkları giymemişim!


- Nasrettin Hoca akşam uyurken dışarıdan sesler gelmiş, Hoca karısına seslenmiş:
- Hanım kalk dışarıdan sesler geliyor. Hanımı
- Kedidir kedi, deyip yatmış.
Nasrettin Hoca dayanamayıp dışarı çıkmış, bakmış ki iki adam kavga ediyor. Kavgayı ayırmaya kalkmış, ikisini ayıracakken arkadan biri Nasrettin Hocanın yorganını aldığı gibi kaçmış. Nasrettin hoca eve girince karısı sormuş:
- Bey ne oldu?
- Ne olacak hanım, yorgan gitti kavga bitti


Nasrettin hoca pazarda dalgın yürüyormuş. Etrafındaki esnafları seyrediyor. Bu sırada ensesine bir tokat geliyor. Hoca tökezlemiş bir kaç adım sendelemiş neyse toparlanıp sinirli bir şekilde arkasını dönmüş.

Bir bakmış ki hocanın 2 katı hayvan gibi bir adam. Hoca durmuş bir yutkunmuş önce, sonra:
- Bana sen mi vurdun? Demiş adama. Adam:
- Ben vurdum lan ne olacak? Demiş. Hoca:
- Şakadan mı vurdun ciddiden mi? Demiş. Adam:
- Ciddi vurdum napacaksın? Hoca:
- Aman aman öyle olsun... Çünkü şakadan hiç hoşlanmam da


Hoca bir gün pazara gitmiş. Aldığı şeyleri heybesine doldurmuş, omuzuna vurmuş, eşeğine binmiş, evin yolunu tutmuş gidiyormuş. Yolda birisi:
- Efendi! Efendi! Niye heybeyi eşeğin semerine koyup da rahat rahat gitmiyorsun? deyince Hoca şu cevabı vermiş:
- Hem hayvan bizi taşısın, hem de fazla olarak sırtına bir de heybeyi mi yükleyelim!...


Nasrettin Hocanın mahallesindeki çocuklar, sokak ortasında oyun oynuyorlarmış.

Çocukların oyunu Hocanın da çok hoşuna gitmiş. Eşeğini durdurarak onları seyretmeye başlamış. Bu arada yaramaz çocuklardan birisi Hocanın yanına gelerek, şaka olsun diye vurmuş, Hocanın başındaki kavuğu yere düşürmüş. Çocuklar koşuşmuşlar. Kavuk elden ele dolaşmaya başlamış. Hoca, çocuklara: "Etmeyin çocuklar. Kavukla oynamayın! Ayıptır, yazıktır." demişse de Hocanın sözlerini dinleyen olmamış. Hoca, çocukların söz dinlemediğini görünce, çekip gitmiş. Başı açık olarak eve gelince karısı sormuş.

- Hayrola Hoca Efendi! Kavuğun nerede? Hoca:

- Nerede olacak hatun? Bu gün çocukluğu tuttu. Mahallede çocuklarla oynuyor! demiş.


Hoca, misafir olarak kaldığı bir köyde heybesini kaybetmiş. Başlamış bağırıp çağırmaya.

- Demek heybemi kaybettiniz! Ben bilirim size yapacağımı...

Hoca; "Ben bilirim yapacağımı" deyince, köylüler korkmuşlar. Yediden yetmişe, heybeyi aramaya koyulmuşlar. Köşe bucak derken heybeyi bulmuşlar. Hoca, köyden ayrılacağı zaman, köylülerden biri:

- Hoca Efendi, inan çok merak ettim. "Ben, yapacağımı bilirim" dediniz. Heybe bulunmasa idi, acaba ne yapacaktınız? diye sormuş.

Hoca gülerek:

- Hiç, demiş. Evdeki eski kilimi bozup heybe yapacaktım. Başka ne yapabilirdim? demiş.


Hoca, eşeğini satmaya karar vermiş.
- Gel uzun kulaklım, diyerek eşeği ahırdan çekmiş. Arkasına atladığı gibi pazarın yolunu tutmuş. Hava yağmurlu olduğu için yollar çamurluymuş. "Eşeğimin kuyruğu çamurlanmasın; daha erkenden müşteri bulayım," diye düşünerek eşeğin kuyruğunu kesip heybeye koymuş. Pazara varınca:

- Satılık eşek! Satılık eşek! diye bağırmaya başlamış. Çok geçmeden birisi müşteri olmuş. Adam, eşeğin sağına soluna bakarken, kuyruksuz olduğunu görmüş.



- Ben, kuyruksuz eşeği ne yapayım? diyerek pazarlıktan vazgeçmek istemiş.
Hoca bakmış müşteri elden gidecek:

- Kuyruk yabanda değil arkadaş, demiş. Heybeden, eşeğin kuyruğunu çıkararak:

- İşte kuyruk! diye bağırmış.


Nasrettin Hoca'ya; "Bal ve sirke birlikte, uyuşmaz!" demişler. Bunun doğruluğunu test etmek isteyen Hoca, bir miktar bal ve sirkeyi karıştırıp afiyetle yemiş. Yemiş ama, bir süre sonra da yüzü renkten renge girmeye başlamış. Hocanın bu halini gören arkadaşları;

"Bal ve sirke uyuşmadı değil mi Hocam?" demişler.

Hoca; "Yaaa!" demiş, "Onlar birbiriyle uyuştu, şimdi beni aradan çıkarmak istiyorlar."


Hoca, evinin çatısında kiremit aktarıyormuş. Yorgun argın çalışırken kapısı çalınmış. Hoca yukarıdan seslenmiş.

- Kim o?
Kapıyı tak tak vuran adam:

- Hoca Efendi, bir zahmet aşağı gelir misin? demiş. Nasrettin Hoca, önemli bir durum olabileceğini düşünerek işi bırakmış ve aşağıya inmiş. Telaşla kapıyı açınca perişan kılıklı birisiyle karşılaşmış.

- Bir şey mi var? Ne istiyorsun? diye sormuş. Adam:

- Dilenciyim. Allah rızası için bir sadaka verin, demiş. Hocanın fena halde canı sıkılmış. Ama, "Oldu olacak bu adamı yukarıya çağırayım." demiş kendi kendine. Bozuntuya vermeden:

- Yukarıya gelir misin? demiş.

Hoca önde, dilenci arkada, merdivenleri tırmanıp damın üstüne çıkmışlar. İkisi de nefes nefese oldukları bir sırada, Hoca dilenciye dönerek:

- Allah versin, demiş.

Dilencinin keyfi kaçmış, bu duruma çok öfkelenmiş tabii.

- Madem sadaka vermeyecektin, beni buraya kadar niçin çıkardın be Hoca? Bu sözü taa aşağıda söyleyemez miydin? diye söylenmiş.

Hoca, laf altında kalır mı? Taşı hemen gediğine koymuş.

- Sen beni aşağıya neden indirdin? Ben yukarıda iken, sadakanı isteyemez miydin? demiş.

Bir gün khontkar, "ben ve ezhel, Ceza ve Sagopa'dan iyiyiz" demiş.
Benim fıkra da kaynamış araya. Sonuncusu benimdi. :ehe
 
  • Beğen
Tepkiler: ömer talat katı
DarkredBlue61

DarkredBlue61

Üye
Medyaları görüntülemek için kayıt olmalısınız
 
  • Beğen
Tepkiler: ömer talat katı ve MAERKEK
ömer talat katı

ömer talat katı

Üye
    Konu Sahibi
Her halde yönetim birleştirdi.
 
  • Beğen
Tepkiler: Murat Alper
frkanbayraktar1

frkanbayraktar1

Üye
Medyaları görüntülemek için kayıt olmalısınız
fakır nıye fakırdır bılıyormusun ? nıye fakırdır ? fakır calmasını bılmedıgı ıcın fakırdır .
 
sinan yüksel

sinan yüksel

Üye
Temel ve oğlu Trabzon'dan İstanbul'a gezmeye gelmişler.
Gezerlerken, Topkapı Sarayı'nı gören Temel'in oğlu, babasına:

- "Baba bunu kim yaptı?" diye sormuş.
Temel de oğluna:
- "Bilmiyorum." demiş.


Bir süre sonra Temel'in oğlu, Kız Kulesini görmüş ve:
- "Baba bunu kim yaptı?" diye sormuş.
Temel yine sabırla:
- "Bilmiyorum." demiş.


Oğlu, en son Dolmabahçe Sarayı'nı göstererek:
- "Baba bunu kim yaptı?" demiş.
Temel yine:
- "Bilmiyorum" demiş.


Oğlu:
- "Baba seni sorularımla sıkmıyorum değil mi?" demiş.
Temel ise oğluna gülerek:

- "Yok sıkılmıyorum evladım, sor ki öğrenesin."
 
  • Kahkaha
Tepkiler: MAERKEK
MAERKEK

MAERKEK

Moderator
Temel ve oğlu Trabzon'dan İstanbul'a gezmeye gelmişler.
Gezerlerken, Topkapı Sarayı'nı gören Temel'in oğlu, babasına:

- "Baba bunu kim yaptı?" diye sormuş.
Temel de oğluna:
- "Bilmiyorum." demiş.


Bir süre sonra Temel'in oğlu, Kız Kulesini görmüş ve:
- "Baba bunu kim yaptı?" diye sormuş.
Temel yine sabırla:
- "Bilmiyorum." demiş.


Oğlu, en son Dolmabahçe Sarayı'nı göstererek:
- "Baba bunu kim yaptı?" demiş.
Temel yine:
- "Bilmiyorum" demiş.


Oğlu:
- "Baba seni sorularımla sıkmıyorum değil mi?" demiş.
Temel ise oğluna gülerek:

- "Yok sıkılmıyorum evladım, sor ki öğrenesin."
Bu temel dayaklık ya
 
  • Beğen
Tepkiler: ömer talat katı ve sinan yüksel
Genc007

Genc007

Üye
Bir gün khontkar, "ben ve ezhel, Ceza ve Sagopa'dan iyiyiz" demiş.
 
Selim Baltaci

Selim Baltaci

Üye
Bir gün bir patlıcan bir balona sende patlıcan demiş.
 
  • Kahkaha
Tepkiler: Murat Alper
ömer talat katı

ömer talat katı

Üye
    Konu Sahibi
Ya Üstünde Olsaydı Nasrettin Hoca Fıkrası
Bir gün Nasrettin Hoca eşeğini kaybeder.
Eşeğini aramaya koyulur.
Arada bir de ellerini açarak, – Allah’ım şükürler olsun, diye dua eder..
Bunu gören komşusu: – Hoca’m bu ne iştir? Sen eşeğini kaybetmişsin, üzüleceğin yerde şükrediyorsun, der.
Hoca şöyle cevap verir: – Öyle deme komşum. Tabii şükrediyorum,
ya bir de eşeğin üzerinde olsaydım! Ben de kaybolup gidecektim.

Ya Kabak Kafama Düşseydi Nasrettin Hoca Fıkrası
Nasrettin Hoca, bir gün tarlasında çok çalışıp yorulur. Gidip bir ceviz ağacının dibine oturur. Sırtını ağaca yaslayarak düşünmeye başlar. – Allah’ım şu ceviz ağacında ne çok ceviz var. Keşke benim kabaklarım da ağaç ağaçta yetişseydi. O zaman bu kadar yorulmazdım. Hoca böyle düşünürken ağaçtan bir ceviz “taakk” diye Hoca’nın başına düşer. O anda Hoca’nın aklı başına gelir. – Tövbeler olsun Allah’ım! Sen her şeyi çok güzel yaratmışsın. Eğer kafama ceviz değil de kabak düşseydi ne olurdu halim!

Bir Fil Daha İsteriz Nasrettin Hoca Fıkrası
Timur, bir gün fillerinden birini Nasrettin Hoca’nın köyüne gönderir. File iyi bakılmasını emreder.
Fil, köylülerin tarla ve bahçelerine girer. Her şeyi yiyip bitirir. Köylüler ne yapacaklarını şaşırırlar.
– Bu koca fil yüzünden her şeyimiz mahvoldu. Ne yapsak da ondan kurtulsak, diye düşünmeye başlarlar.
Sonunda kalkıp Hoca’nın yanına giderler. – Hoca’m ne olur bize yardım et. Timur , seni sever. Sözüne değer verir.
Bizimle beraber gelirsen ona rica ederiz. Fili köyümüzden götürmelerini isteriz, diyerek Hoca’yı ikna ederler.
Hep birlikte yola çıkarlar. Ama tam Timur’un bulunduğu yere yaklaşınca,
– Hoca, biz vazgeçtik. Sen bu işi tek başına yap, derler.
Hoca’yı tek başına bırakıp köylerine geri dönerler.
Nasrettin Hoca köylülere çok kızar. Timur’un yanına gider.
Timur onu görünce çok şaşırır.
– Hoş geldin Nasrettin Hoca. Ne oldu, yoksa filime bir şey mi oldu, diye sorar.
Nasrettin Hoca cevap verir.
– Hükümdarım. Gönderdiğiniz fil çok iyi. köylüler de onu çok seviyor. Ama zavallıcık çok yanlız.
Bize bir fil daha gönderir misiniz?

Nasrettin Hoca|Kısa fıkralar| En komik fıkralar |

Ayaklarını Kaybeden Çocuklar Nasrettin Hoca Fıkrası
Mahallenin çocukları Nasrettin Hoca’nın geldiğini görürler.
Ona güzel bir şaka yapmak isterler.
Yere oturup ayaklarını üst üste koyarlar.
İçlerinden biri:
– Hey Nasrettin Hoca! Ne olur bize yardım et.
Ayaklarımızı karıştırdık.
Kimse kendi ayağını bulamıyor, der.
Nasrettin Hoca da,
– Öyle mi? Biraz bekleyin,
ben şimdi ayaklarınızı bulurum diyerek yerden kalın bir sopa alır.
Çocukların ayaklarına hafifçe vurmaya başlar. Çocuklar hemen ayaklarını çekerler.
Nasrettin Hoca da gülerek,
– Çocuklar, her kes ayağını kolayca buldu, değil mi, der.

Kendisi Haber Vermiş Nasrettin Hoca Fıkrası
Nasrettin Hoca bir gün kırlarda dolaşıyormuş.
Birden başı dönmüş ve bayılmış.
Kendisine geldiğinde,
– Galiba ben öldüm.
En iyisi gidip haber vereyim de gelip beni gömsünler,
diye düşünerek evine gitmiş.
Karısına olanları anlatmış.
Karısı ağlayarak komşulara haber vermiş.
Komşuları üzülerek,
– Allah Allah! Nerede öldü, kim haber verdi, diye sormuşlar.
Hocanın karısı:
– Zavallının kimi var ki!
Kendisi haber verdi.
Sonra da öldüğü yere gitti, diye cevap vermiş.

Sana Ne Nasrettin Hoca Fıkrası
Adamın biri yolda Nasrettin Hoca’yı durdurur.
– Hey Hoca’m! Demin büyük bir tepsi baklava götürüyorlardı.
Nasrettin Hoca ilgilenmez.
-Bana ne, der.
Adam devam eder.
– İyi ama Hoca’m, tepsiyi sizin eve götürüyorlardı.
Bunu duyan hoca adamı tersler.
– O halde sana ne?

Kuyuyu Ters Çevirmişler Nasrettin Hoca Fıkrası
Nasrettin Hoca ile bir arkadaşı Konya’yı gezerler.
Bu sırada yüksek minareli bir cami görürler. Arkadaşı merakla,
-Hoca’m sen bilirsin her halde. Şu minareleri acaba nasıl yaparlar, diye sorar.
Nasrettin hoca kendisinden emin,
– Bunda bilmeyecek ne var! Tabii ki kuyuyu ters çevirince minare olur, cevabını verir.

Kazan Öldü Nasrettin Hoca Nasrettin Hoca Fıkrası
Nasrettin Hoca, Bir gün komşusundan bir kazan ödünç alır. Ertesi gün kazanı geri götürür.
– Sağ ol komşu. Senin kazan çok işime yaradı.
Haa unutmadan şu küçük tencereyi de al. Şeyy senin kazan doğurdu da! Adamcağız, Hoca’nın söylediklerine şaşırır. Ama hiç yoktan bir tencere kazandığına çok sevinir. Memnuniyetle tencereyi alır. Birkaç gün sonra Nasrettin hoca, Komşusundan yine kazanı ister. Komşusu sevinçle kazanı ona verir. Aradan günler geçer. Ama Nasrettin Hoca bir türlü kazanı getirmez. Merak eden komşusu Hoca’nın evine gider.
– Hoca’m, neredeyse bir ay oluyor, bizim kazanı getirmedin, deyince
Hoca üzgün – Ah komşum. Sorma, başın sağ olsun. Senin kazan öldü, der. Bunu duyan komşusu,
– Ne diyorsun Hoca. Hiç kazan ölür mü, deyince
Nasrettin Hoca şöyle cevap verir:
– Neden şaşırdın komşum. Kazanın doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne neden inanmıyorsun?

İçinde Ben De Vardım Nasrettin Hoca Fıkrası
Nasrettin Hoca, bir sabah evinden çıkarken komşusuna rastlar.
Komşusu:
Hoca’m dün akşam evinin önünde geçiyordum. Paldır küldür sesler geliyordu sizin evden. Ne o, yoksa bir şey mi oldu, diye sorar.
Nasrettin Hoca:
– Hiç bir şey olmadı canım. Sadece şu benim cübbem merdivenlerden düştü. Onun sesini duymuşsun herhalde der,
Komşusu inanmaz.
– Olur mu Hoca Efendi. Merdivenlerden yuvarlanan cübbe hiç öyle ses çıkarır mı?
bunun üzerine Nasrettin Hoca,
– İyi ama komşucuğum, cübbenin içinde ben de vardım, diye karşılık verir.

İçinde Bulunmayın Da Nasrettin Hoca Fıkrası
Mahalleli, cenaze meselesi yüzünden tartışmaya başlamış. Kimisi, cenaze götürülürken tabutun önünde durmalı diyormuş. Kimisi, sağında, kimisi solunda, kimisi de arkasında bulunmalıyız diyormuş.
Sonunda:
– Nasrettin Hoca’ya soralım, demişler.
– Hoca’m, ne dersiniz, cenazede nerede bulunmak gerekir, diye sormuşlar.
Nasrettin Hoca kimseyi kırmak istemediği için.
– Vallahi, tabutun içinde bulunmayın da istediğiniz yerde bulunun, demiş.

Ne Arıyormuş Nasrettin Hoca Fıkrası
Bir gece Nasrettin Hoca’nın canı çok sıkılır.
O da biraz dolaşmak için dışarı çıkar. Ama o zamanlar geceleri dolaşmak yasakmış.
Bekçi Nasrettin Hoca’yı görünce hemen yanına gider.
– Hey, Hoca efendi. Geceleri dolaşmanın yasak olduğunu bilmiyor musun?
Söyle bakalım burada ne arıyorsun, diye sorar.
Nasrettin Hoca hemen bir cevap bulur.
– Şeyy. Uykum kaçtı da onu arıyorum!

İnanmazsan Ölç Nasrettin Hoca Fıkrası
Bir Gün Komşusu Nasrettin Hoca’ya,
– Hoca’m, sen çok bilgilisin. Söyle bakalım dünyanın ortası neresidir, diye sorar.
Nasrettin Hoca gülümser,
-Tam şu ayağımı bastığım yerdir, der
Komşusu ona inanmayınca Nasrettin hoca şöyle der:
– Eee, komşucuğum. İnanmazsan ölç!

Eşek Olmak Gerekirmiş Nasrettin Hoca Fıkrası
Timur, çok sinirli ve sert bir hükümdarmış. Köylüler ona bir eşek hediye etmek istemişler. Nasrettin Hoca’ya gitmişler.
– Hoca’m, içimizdeki en akıllı ve en cesur kişi sensin. Şu eşeği bizim adımıza Timur’a götürür müsün, demişler.
Hoca, köylülerin isteğini kabul etmiş. Eşeği alarak Timur’a götürmüş. Timur, keniisine bir eşek hediye edilmesine çok kızmış.
– Ben büyük bir hükümdarım. Ne cesaretle bana böyle bir eşek hediye edersiniz, demiş. Hoca Timur’un çok kızdığını görünce,
– Ama hükümdarım bu eşek çok zekidir. Kısa zamanda okumayı bile öğrenebilir, demiş.
Timur şaşırmış.
– Demek öyle. O halde on beş günde ona okumayı öğret, demiş
Nasrettin hoca eşeği alarak köyüne dönmüş. Ne yapıp edip Timur’u ikna etmeliymiş. Sonunda aklına iyi bir fikir gelmiş. Önce bol miktarda arpa almış. Bir kitabın sayfalarının arasına yerleştirmiş. Hca eliyle sayfalarının arasına yerleştirmiş. Hoca, eliyle sayfaları çevirince, eşek bu işe iyice alışmış. Artık sayfaları diliyle de çevirebiliyormuş. Nasrettin Hoca kitabın arasına arpa koymamaya başlamış. eşek de sayfaları çevirip aiai diye bağırmış. On beş gün sonra Nasrettin Hoca, Timur’un yanına gitmiş. Elindeki kitabı eşeğin önüne koymuş. Eşek, bir yandan kitabın sayfalarını çeviriyor diğer yandan da bağırıyormuş.
Timur, bunu görünce çok şaşırmış.
– Çok güzel sayfaları çevirip bağırıyor.
Ama ne dediğini nereden anlayacağız, diye sormuş.
Hoca gülerek cevap vermiş.
– Aman efendim. O bir eşek. Ne dediğini anlamak için eşek olmak gerekir!

Eşeğe Yardım Ediyorum Nasrettin Hoca Fıkrası
Nasrettin Hoca, bir gün eşeğine binip çarşıya gitmiş. Torbasını tıka basa doldurup omuzuna atmış. Tekrar eşeğine binip yola çıkmış.
Yolda karşılaştığı komşusu,
– Ya, hoca bu ne hal? Ne diye torbayı eşeğinde yüklemiyorsun, demiş.
Hoca cevap vermiş.
-Zavallı eşeğe yardım ediyorum. Zaten beni bile zor taşıyor!

Kapıdan Ayrılma Nasrettin Hoca Fıkrası
Küçük Nasrettin’in annesi çamaşır yıkayacakmış.
– Oğlum, ben göl kenarında çamaşır yıkayacağım. Sen de burada beni bekle. Sakın kapıdan ayrılma, yoksa eve hırsız girer, der. Annesi gittikten sonra küçük Nasrettin beklemeye başlar. Biraz sonra teyzesi gelir.
– Nasrettin, yavrum bu akşam size geleceğiz. Hemen annene haber ver. Unutma tamam mı, diyerek gider. Küçük Nasrettin düşünür taşınır. Sonunda aklına bir fikir gelir. Evin kapısını sırtına alıp, Annesinin yanına koşar.
Annesi onu görünce çok şaşırıp,
– Oğlum, bu ne hal, diye sorar.
Küçük Nasrettin:
-Anneciğim, sen bana sakın kapıdan ayrılma demedin mi, der.

Karanlıkta Nasıl Göreyim Nasrettin Hoca Fıkrası
Nasrettin Hoca
ile karısı gece yarısı uyanırlar. İçerisi çok karanlıktır.
Karısı:
– Hoca, şu mumu yakıver, der
Nasrettin Hoca:
-Mum nerede hatun, diye sorar.
Karısı:
-Bak hemen sağ tarafında, der.
Nasrettin hoca uykulu uykulu:
-Aman hatun! Bu karanlıkta sağımı sorumu nasıl göreyim, diye karşılık verir.
 
  • Beğen
Tepkiler: Selim Baltaci
Selim Baltaci

Selim Baltaci

Üye
Ya Üstünde Olsaydı Nasrettin Hoca Fıkrası
Bir gün Nasrettin Hoca eşeğini kaybeder.
Eşeğini aramaya koyulur.
Arada bir de ellerini açarak, – Allah’ım şükürler olsun, diye dua eder..
Bunu gören komşusu: – Hoca’m bu ne iştir? Sen eşeğini kaybetmişsin, üzüleceğin yerde şükrediyorsun, der.
Hoca şöyle cevap verir: – Öyle deme komşum. Tabii şükrediyorum,
ya bir de eşeğin üzerinde olsaydım! Ben de kaybolup gidecektim.

Ya Kabak Kafama Düşseydi Nasrettin Hoca Fıkrası
Nasrettin Hoca ...
aslında ders vermek için derler ama bazıları gırgır'dan başka birşey değil :sirit:
 
Selim Baltaci

Selim Baltaci

Üye
Her zamanki gibi okula gitmek için servise
binip cam kenarındaki bir koltuğa oturdum.
Bir yandan müzik dinliyor bir yandan da
dalgın dalgın servisteki diğer öğrencilere
bakıyordum. Servisin sarsılarak duruşu beni
kendime getirdi. Tommy'nin evinin
önündeydik. Dışarıdan yan pencereye doğru
bir el belirdi ve otobüs şoförüne devam
etmesini işaret etti. Tommy bugün hasta
galiba diye düşündüm.
Okuldan çıktıktan sonra eve geldim ve
akşam haberlerini seyretmeye başladım.
Duyduğum son haberle neredeyse felç
geçiriyordum. Tommy ve tüm ailesi bu sabah
kimliği belirlenemeyen biri tarafından
öldürülmüştü. Aldığım bu kötü haberden
sonra odama doğru süründüm ve uyumaya
çalıştım.
Ertesi gün yine okula gitmek üzere servise
bindim. Olanlardan bihaber servis şoförü
yine Tommy'nin evinin önünde durdu. Tam
haberlerde duyduklarımı söyleyecekken yine
solgun bir el belirdi pencerede. Devam
etmemizi işaret etti.
Olduğum yere yığıldım.

Alıntıdır
 
Genc007

Genc007

Üye
Her zamanki gibi okula gitmek için servise
binip cam kenarındaki bir koltuğa oturdum.
Bir yandan müzik dinliyor bir yandan da
dalgın dalgın servisteki diğer öğrencilere
bakıyordum. Servisin sarsılarak duruşu beni
kendime getirdi. Tommy'nin evinin
önündeydik. Dışarıdan yan pencereye doğru
bir el belirdi ve otobüs şoförüne devam
etmesini işaret etti. Tommy bugün hasta
galiba diye düşündüm.
Okuldan çıktıktan sonra eve geldim ve
akşam haberlerini seyretmeye başladım.
Duyduğum son haberle neredeyse felç
geçiriyordum. Tommy ve tüm ailesi bu sabah
kimliği belirlenemeyen biri tarafından
öldürülmüştü. Aldığım bu kötü haberden
sonra odama doğru süründüm ve uyumaya
çalıştım.
Ertesi gün yine okula gitmek üzere servise
bindim. Olanlardan bihaber servis şoförü
yine Tommy'nin evinin önünde durdu. Tam
haberlerde duyduklarımı söyleyecekken yine
solgun bir el belirdi pencerede. Devam
etmemizi işaret etti.
Olduğum yere yığıldım.

Alıntıdır
Bu nasıl fıkra :zong:
 

askeeer

Üye
yaaani
ne
mizah duygumu mu yitirdim hiç anlam veremedim.
 
ömer talat katı

ömer talat katı

Üye
    Konu Sahibi
Her zamanki gibi okula gitmek için servise
binip cam kenarındaki bir koltuğa oturdum.
Bir yandan müzik dinliyor bir yandan da
dalgın dalgın servisteki diğer öğrencilere
bakıyordum. Servisin sarsılarak duruşu beni
kendime getirdi. Tommy'nin evinin
önündeydik. Dışarıdan yan pencereye doğru
bir el belirdi ve otobüs şoförüne devam
etmesini işaret etti. Tommy bugün hasta
galiba diye düşündüm.
Okuldan çıktıktan sonra eve geldim ve
akşam haberlerini seyretmeye başladım.
Duyduğum son haberle neredeyse felç
geçiriyordum. Tommy ve tüm ailesi bu sabah
kimliği belirlenemeyen biri tarafından
öldürülmüştü. Aldığım bu kötü haberden

sonra odama doğru süründüm ve uyumaya
çalıştım.
Ertesi gün yine okula gitmek üzere servise
bindim. Olanlardan bihaber servis şoförü
yine Tommy'nin evinin önünde durdu. Tam
haberlerde duyduklarımı söyleyecekken yine
solgun bir el belirdi pencerede. Devam
etmemizi işaret etti.
Olduğum yere yığıldım.

Alıntıdır
Anlamadım olayı anlatır mısın?
 
DarkredBlue61

DarkredBlue61

Üye
Fıkra Patlatmak
 
Selim Baltaci

Selim Baltaci

Üye
arkadaşını seçerken dikkatlimi olacakmışsın neymiş öyle bişey yazıyor :zong:
Mesaj birleştirildi:

Psikolojisi bu tip korkunç şeylerle bozulan kişilerin insanlara anlatmaya çalıştığı zart zurt.
 

Benzer Konular



MaxiCep.com internet sitesi 5651 Sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının m) bendi ile aynı kanunun 5. maddesi kapsamında Yer Sağlayıcı olarak faaliyet göstermektedir. İçerikler, ön onay olmaksızın tamamen kullanıcılar tarafından oluşturulmaktadır.

MaxiCep.com; Yer sağlayıcı olarak, kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriği ya da hukuka aykırı paylaşımı kontrol etmekle ya da araştırmakla yükümlü değildir.

MaxiCep.com’un yer sağladığı içeriğin 5651 Sayılı Kanun’un 8 ila 9. maddelerine aykırı şekilde; kişilik haklarınızı ihlal ettiğini ya da hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsanız Buradan yada [email protected] mail adresine e-mail göndererek iletişime geçerek bildirebilirsiniz.

Bildirimleriniz dikkatle ve özenle incelenmekte olup kişilik haklarınızın ihlali ya da hukuka aykırılığın tespiti halinde mevzuat kapsamında en kısa sürede işlem yaparak bilgi vereceğiz.
Üst Alt