Sedef Çiçeği

  • 22 Ekim 2010
  • 420 Okunma
  • 0 Cevap

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. Sedef Çiçeği
    Mahkeme salonunda, seksenlerindeki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı.
    Adam inatçı bakışlarla suskun, Nine;nin ağlamaktan iyice çukurlaşmış
    gözleri ve keskin çizgileriyle bıkkın bakışları süzüyordu etrafını...Ve
    Hakimin tokmak sesiyle sustu uğultu ve tok sesiyle, sözü yaşlı kadına
    verdi, hakim...

    "Anlat teyze neden boşanmak istiyorsun...?"

    Yaşlı kadın derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını aralayıp,
    kısılmış sesiyle konuşmaya başladı...

    "Bu herif yetti gari, 50 yıldır bezdirdi hayattan..."

    Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda... Sessizlik bu tür
    haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu,
    kimbilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış 50 yılın ardından...

    Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı, kadın neler diyecekti..Herkes onu
    dinliyordu.. Yaşlı kadının gözleri doldu...Ve devam etti...

    "Bizim bir sedef çiçeği vardı, çok sevdiğim...
    O bilmez...50 yıl önceydi.. O çiçeği bana verdiği çiçeklerin arasından
    kopardığım bir yaprağı tohumlamıştım, öyle büyüttüm.. Yavrumuz olmadı,
    onları yavrum bildim... Bir süre sonra çiçek kurumaya başladı. O zaman
    adak adadım... Her gece güneş açmadan önce bir tas suyla suluycam onu
    diye... İyi gelirmiş dedilerdi... 50 yıl oldu, bu herif bir gece kalkıp
    bir kere de bu çiçeği ben sulayım demedi... Taki geçen geceye kadar...
    O gece takatim kesilmiş..uyuyakalmışım... Ben böyle bir adamla
    50 yıl geçirdim... Hayatımı, umudumu herşeyimi verdim... Ondan hiçbir şey
    göremedim.. Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini
    yapmasını bekledim.... Onsuz daha iyiyim, yemin ederim."

    Hakim, yaşlı adama dönerek ;

    "Diyeceğin bir şey var mı baba" dedi.

    Yaşlı adam bastonla zor yürüdüğü kürsüye, o ana kadar suçlanmış olmanın
    utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle hakime yöneldi.

    "Askerliğimi, reisicumhur köşkünde bahçevan olarak yaptım, o bahçenin
    görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim... Fadimemi de orada
    tanıdım... Sedefleri de... Ona en güzel çiçeklerden büketler verdim...
    O çiçeklerle doludur bahçesi... Kokusuna taptığım perişan eder
    yüreğimi...

    İlk Evlendiğimiz günlerin birinde boyun ağrısından onu hekime
    götürdüm... Hekim çok uzun süre uyanmadan yatarsa boynundaki kireç
    sertleşir, kötüleşir dedi.. Her gece uykusunu bölüp, uyansın, gezinsin
    dedi... Hekimi pek dinlemedi, bizim hatun...lafım geçmedi... O günlerde
    tesadüf bu çiçek kurudu... Ben ona gece sularsan geçer dedim.. Adak
    dilettim... Her gece onu uyandırdım. Ve onu seyrettim... O sevdiğim
    kadının yavrusu bildiği çiçekleri sularken seyrettim... Her gece o çiçek
    ben oldum... Sanki... Ona bu yüzden tapabilirdim..." dedi adam o yaştaki
    bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle...

    "Her gece O yattıktan sonra uyandım... Saksıdaki suyu boşalttım... Sedef
    gece sulanmayı sevmez, hakim bey.. Geçen gece de... Yaşlılık.. Ben de
    uyanamadım.. Uyandıramadım... Çiçek susuz kalırdı amma , kadınımın boynu
    yine azabilirdi... Suçlandım.. Sesimi çıkartamadım..."

    O an Mahkeme salonunda herşey sustu...

    Ertesi sabah gazeteler "Sedef susuz kaldı" diye yine yalnızca neticeyi
    haber yaptılar...

    Nolur Konuyu Kilitlemeyin
     


    Yazan: Salih™
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
Yüklüyor...
20/11/2018 - 20:21