Felsefe ve modernizm

  • 17 Nisan 2010
  • 485 Okunma
  • 0 Cevap

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. “Bir nehirde iki defa yıkanılmaz”.
    Felsefenin ve Modernizmin arasındaki ilişkiyi sorgularken doğrusu ne alakası var diye düşünülebilir. Felsefi görüş olarak modernizmi anlatmak Yeni Dünya Düzeninde zor olmasa gerek.
    Felsefenin Manası
    Sevgi anlamına gelen “filo” ve hikmet anlamına gelen “sofia” kelimelerinden oluşan “Hikmet sevgisi”dir felsefe. Feylesofların mesleği. Maddeyi ve hayatı ve bunların çeşitli tezahürlerini ve sebeplerini, ilk unsurları ve gaye cihetinden inceleyen fikri çalışma ve bu çalışmaların neticelerini toplayan ilim, herkesin hususi fikri.
    Felsefe genel manada kainatın tasviri, açıklanması ve yorumlanmasında külli kavramlara ulaşma çabasıdır. Bilim; olguları, deney ve gözlem aracılığı ile çözümlenen konuları ele alır. Buna karşılık felsefe; bilimden daha derin ve geniş bir bilgi alanını inceler ve daha kapsamlıdır. Felsefe bilimi “mümkün kılar”. Felsefe, bilimi eğitir, yetiştirir. Felsefe alanına giren konuların özel bir önemi ve önceliği vardır. Kısaca felsefe; YÜKSEK BİR BİLİM’DİR.
    Modernizm Manası
    Devre ve modaya uyan, taklitçi zamana uygun, bir devreye, asra ait ve müteallik anlamına gelen fikir. Yeniye taraftarlık, yenilik tutkunluğu, ileri derecede her eski olana düşman olma ve yerleşmiş her şeyi yıkma taraftarlığıdır.
    Modernizmin Etkileri
    Modernlik, kendisini iki görüşe dayanarak sundu. Birincisi fizik ve sosyal âlemin akledilebilir nitelikte olduğu. İkincisi sosyal âlemin insan tarafından şekillendirilip, yönetilebileceği.
    Modernizm aklı, bilimi, bilinci ön plana çıkarmış, ama aklın ve bilimin hürlüğü adına duyguyu, hayal gücünü, ruh zenginliğini, gelenek ve inançları hiçe saymış ve bunların yıkımına yol açmıştır.
    Moderleşme aynı zamanda sivil toplum oluşturma idealini de ifade eder. Teknolojinin getirdiği maddi rahatlıklarla beraber hayat tarzının değişmesi manasını da kapsar.
    Modern asır çok kompleks bir dönemdir ve ne akılcılık çağı, ne pozitivisit bilim çağı ne de inkarcılık çağı olarak adlandırılabilir. Modern olmak şöyle izah edilebilir:
    “Birbiriyle çelişkili olmalarına rağmen, bütün düşünce akımları ve ideolojiler, herhangi bir gruplaşma olmaksızın aynı anda mevcuttur. Yani, herkes kendi tercihine göre hareket edebilir.”
    Modernleşme olgusu, Batı kültürel modelinin bir izdüşümüdür. Batı; Aydınlanma çağının fikirleri ve sanayi medeniyeti ile modernliğin tanımını ve liderliğini üstlendikçe, Doğu toplumları iktidarsızlaşmış ve kendi yerlerini ve tarihlerini Batı modeline göre belirlemek zorunda kalmıştır. Bu toplumlar modernliğin tanımına kendi pratiklerinin damgasını vuramamış, yani değişimi ve yenilenmeyi içsel ve yapısal bir süreç olarak üretememişlerdir.
    Modernliği keşfedememiş olan toplumlar sürekli Batı Modernliğini taklide çalışmışlardır.
    Modern değince akla gelen ilk şey yenilikçi bir anlayıştır. Bu anlayış yenilikçi olmasından dolayı eski olan her şeyin zıddıdır.
    Modernizm aynı zamanda bir dünya görüşünün yaşanabilir ve uygulanabilir tarzıdır.
    SONUÇ
    Felsefe ve Modernizm devamlı iç içe olmuşlardır. Kainatta her şey sürekli bir tekamüle gidiyor. Yaşanan an bir daha geri gelmiyor.
    “Ya Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiklerinden başka bilgimiz yoktur. şüphesiz alîm ve hakîm olan ancak Sensin” (BAKARA: 32).
     


    Yazan: Doğuş Pertez
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
Yüklüyor...
12/11/2018 - 22:49