kum kзđiśi
Üye
Değişmek istiyorum!
John Irvıng 'Sudan Adam'da kullandığı matrak dili ve iyi gözlemlenmiş karakterlerini görücüye çıkarıyor. Kahramanımız ise yaşam için hiçbir taslağı olmayan Bogus
FATİH BALKIŞ
John Irving'in Sudan Adam'ı roman tarihinde alışık olmadığımız bir değişim temasını ele alıyor. Kafka'nın Gregor'unun talihsiz değişimi ya da Butor'un çok sesli kahramanı Leon Delmont'nun ritmik değişimi söz konusu değil bu romanda. Açıkça yaşamının ayrımında olan ve bu gidişattan pek de memnun olmayan biri var karşımızda. Değişimin görünenin üzerinde değil sakl*****n korunarak gerçekleşmesi gerektiğini bilen ve sevgilisi tarafından hiçbir şey yapmamakla yaşam için hiçbir planı olmamakla dahası bir taslağı bile bulunmamakla suçlanan biri. Ama tam da Amerikan toplumunun tuhaf tiplerinin belirmeye başladığı bir yandan Vietnam'ın diğer yanda televizyon çağının ve pop artın hüküm sürdüğü bir zamanda 1972'de yazılıyor roman.
Kahramanımız Fred Bogus Trumper ise böylesi bir ortamda ailesi ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerinin yanında bir de dar idrar yolları yüzünden çektiği acılarla baş etmek zorunda kalıyor. Bogus'un doktora gittiği ilk bölümde aslında roman boyunca onun kişiliğini simgeleyen su imgesi arasında kurulan bağlantının nedeni ortaya koyuluyor. Doktorun önerdiği tedaviler arasında kendine en mantıklı geleni seçen Bogus bolca su içerek ve yoğurt yiyerek bu dertlerinden kurtulmaya çalışıyor. İşin aslı bolca su tüketmek hastalığını iyileştirmek bir yana yaşama karşı olan o sudan tutumunu güçlendirmesinden başka bir işe yaramıyor. Ancak kimilerinin ona seslendiği gibi Trumper'in kendine ait bir düşüncesi var:
İç dünya metastazları
"Değişmek istiyorum." Bu devrimci cümle en azından yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunu ayrımsayan Bogus için iyi bir başlangıç olabilir. Borçlu olduğu bütün devlet kurumlarına mektuplar yazabilir doktorasını yaptığı okulda artık kimsenin ilgilenmediği aşağı Norveççe'den Akthelt ve Gunnel adlı destanı çevirebilir bir arkadaşının onun yaşamı üzerine çektiği filmde ses kayıt teknisyeni olarak çalışabilir ve Viyanalı arkadaşı Merrill Overtuf'ün anılarının peşinden gidebilir. Bogus'un bu çok renkli yaşamı yüzlerce küçük ayrıntıya sığdırılmış olaylarla geçmişin ve şimdinin sık sık sahneye çıkmasıyla ve kesişmesiyle sürerken biz okurlar da aslında roman kahramanlarının çoktan Gutenberg Galaksisi'ni terk ettiğini ve 'gösteri toplumu'nun bir parçası olduklarını gözlemliyoruz.
John Irving'in başarısı biraz da buna dayanıyor. Baudrillard'ın öngördüğü ve gerçekliğin durumunu sorguladığı bütün denemelerinde olduğu gibi Bogus'un iç dünyasının metastazları da romanın her yerine her sözcüğüne bulaşıyor. Bu anlamda Sudan Adam'ı yaklaşmakta olan postmodern zamanların bir habercisi olarak nitelemek yanlış olmayacaktır. Çünkü bütün çevresi ve kendisiyle birlikte yol açtığı etkilediği her şeyi su yüzüne çıkaran olayların tam ortasında bulunuyor Bogus. Bu nevrotik roman kahramanı var olmanın tatsız ağırlığını üzerinden atmak için bodrumda beslediği bir fareyi sevgilisinden gizliyor eski karısı ve çocuğunu terk ettiği arkadaşına mektuplar yazıyor ve bütünüyle kendini verdiği çeviriye Profesör Kien'i aratmayan bir aymazlıkla saplanıyor. Yalnızca bununla da kalmıyor Bogus'un dünyası.
Tipik Amerikan portresi
Kuşkusuz romanın önemi yalnızca Bogus'un eğlenceli dünyasını ayrıntılara bulayarak anlatmasından kaynaklanmıyor. Yazın türleri arasında geçiş yapılması eş zamanlı kurguyla romandaki bütün olayların aynı zamanda filme çekiliyor olması ve bütün bunları içine alan bir tipik Amerika portresi dikkati çeken ve romanı güçlendiren unsurlar olarak öne çıkıyor. Ayrıca berbat bir yaşam süren Bogus'un filminin gişede ve sinema çevresinde büyük başarı kazanması belki de Bogus'a acı veren şeylerin başında geliyor. Bogus da küçük manevralarla bazen terk etmeyi bazen de 'yapmamayı tercih ederek' yaşamda yol almasını biliyor. Romanın sonu ise tüm roman kahramanlarının bir araya gelmesi ve birlikte geçirdikleri bir geceye dayanıyor.
Sudan Adam çok önemli bir roman. Matrak bir dili ve iyi gözlemlenmiş karakterleri var. Romana katılanlar sanki gösterinin önemli bir parçasıymış gibi bütün hünerlerini sergiliyorlar. Kimi zaman yüksek sesle gülme krizlerine tutulabilir kimi zamansa Bogus için gerçekten hüzünlenebilirsiniz
FATİH BALKIŞ
John Irving'in Sudan Adam'ı roman tarihinde alışık olmadığımız bir değişim temasını ele alıyor. Kafka'nın Gregor'unun talihsiz değişimi ya da Butor'un çok sesli kahramanı Leon Delmont'nun ritmik değişimi söz konusu değil bu romanda. Açıkça yaşamının ayrımında olan ve bu gidişattan pek de memnun olmayan biri var karşımızda. Değişimin görünenin üzerinde değil sakl*****n korunarak gerçekleşmesi gerektiğini bilen ve sevgilisi tarafından hiçbir şey yapmamakla yaşam için hiçbir planı olmamakla dahası bir taslağı bile bulunmamakla suçlanan biri. Ama tam da Amerikan toplumunun tuhaf tiplerinin belirmeye başladığı bir yandan Vietnam'ın diğer yanda televizyon çağının ve pop artın hüküm sürdüğü bir zamanda 1972'de yazılıyor roman.
Kahramanımız Fred Bogus Trumper ise böylesi bir ortamda ailesi ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerinin yanında bir de dar idrar yolları yüzünden çektiği acılarla baş etmek zorunda kalıyor. Bogus'un doktora gittiği ilk bölümde aslında roman boyunca onun kişiliğini simgeleyen su imgesi arasında kurulan bağlantının nedeni ortaya koyuluyor. Doktorun önerdiği tedaviler arasında kendine en mantıklı geleni seçen Bogus bolca su içerek ve yoğurt yiyerek bu dertlerinden kurtulmaya çalışıyor. İşin aslı bolca su tüketmek hastalığını iyileştirmek bir yana yaşama karşı olan o sudan tutumunu güçlendirmesinden başka bir işe yaramıyor. Ancak kimilerinin ona seslendiği gibi Trumper'in kendine ait bir düşüncesi var:
İç dünya metastazları
"Değişmek istiyorum." Bu devrimci cümle en azından yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunu ayrımsayan Bogus için iyi bir başlangıç olabilir. Borçlu olduğu bütün devlet kurumlarına mektuplar yazabilir doktorasını yaptığı okulda artık kimsenin ilgilenmediği aşağı Norveççe'den Akthelt ve Gunnel adlı destanı çevirebilir bir arkadaşının onun yaşamı üzerine çektiği filmde ses kayıt teknisyeni olarak çalışabilir ve Viyanalı arkadaşı Merrill Overtuf'ün anılarının peşinden gidebilir. Bogus'un bu çok renkli yaşamı yüzlerce küçük ayrıntıya sığdırılmış olaylarla geçmişin ve şimdinin sık sık sahneye çıkmasıyla ve kesişmesiyle sürerken biz okurlar da aslında roman kahramanlarının çoktan Gutenberg Galaksisi'ni terk ettiğini ve 'gösteri toplumu'nun bir parçası olduklarını gözlemliyoruz.
John Irving'in başarısı biraz da buna dayanıyor. Baudrillard'ın öngördüğü ve gerçekliğin durumunu sorguladığı bütün denemelerinde olduğu gibi Bogus'un iç dünyasının metastazları da romanın her yerine her sözcüğüne bulaşıyor. Bu anlamda Sudan Adam'ı yaklaşmakta olan postmodern zamanların bir habercisi olarak nitelemek yanlış olmayacaktır. Çünkü bütün çevresi ve kendisiyle birlikte yol açtığı etkilediği her şeyi su yüzüne çıkaran olayların tam ortasında bulunuyor Bogus. Bu nevrotik roman kahramanı var olmanın tatsız ağırlığını üzerinden atmak için bodrumda beslediği bir fareyi sevgilisinden gizliyor eski karısı ve çocuğunu terk ettiği arkadaşına mektuplar yazıyor ve bütünüyle kendini verdiği çeviriye Profesör Kien'i aratmayan bir aymazlıkla saplanıyor. Yalnızca bununla da kalmıyor Bogus'un dünyası.
Tipik Amerikan portresi
Kuşkusuz romanın önemi yalnızca Bogus'un eğlenceli dünyasını ayrıntılara bulayarak anlatmasından kaynaklanmıyor. Yazın türleri arasında geçiş yapılması eş zamanlı kurguyla romandaki bütün olayların aynı zamanda filme çekiliyor olması ve bütün bunları içine alan bir tipik Amerika portresi dikkati çeken ve romanı güçlendiren unsurlar olarak öne çıkıyor. Ayrıca berbat bir yaşam süren Bogus'un filminin gişede ve sinema çevresinde büyük başarı kazanması belki de Bogus'a acı veren şeylerin başında geliyor. Bogus da küçük manevralarla bazen terk etmeyi bazen de 'yapmamayı tercih ederek' yaşamda yol almasını biliyor. Romanın sonu ise tüm roman kahramanlarının bir araya gelmesi ve birlikte geçirdikleri bir geceye dayanıyor.
Sudan Adam çok önemli bir roman. Matrak bir dili ve iyi gözlemlenmiş karakterleri var. Romana katılanlar sanki gösterinin önemli bir parçasıymış gibi bütün hünerlerini sergiliyorlar. Kimi zaman yüksek sesle gülme krizlerine tutulabilir kimi zamansa Bogus için gerçekten hüzünlenebilirsiniz
