Çocuk koğuşunda tecavüzde takipsizlik verilmiş

  • 28 Ekim 2010
  • 350 Okunma
  • 0 Cevap

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. Kemer'de geçen yıl 2 Ağustosta hırsızlık suçlamasıyla tutuklanan Z.D'nin (17), konulduğu Antalya L Tipi Cezaevi B1 ünitesinde tecavüz ve cinsel istismara maruz kaldığı iddialarıyla Antalya Cumhuriyet Savcılığınca 15-18 yaşlarındaki 15 çocuk hakkında açılan davanın üçüncü duruşması Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde yapıldı. Duruşma, mağdur ile sanıkların çocuk olması nedeniyle basına ve sanıkların anne ve babalarının dışındaki izleyicilere kapalı gerçekleştirildi.

    Duruşmaya, çocuk koğuşuna konulan Z.D'nin paspas sapıyla dövüldüğü, falakaya yatırıldığı ve jilet parçasıyla korkutularak tecavüze maruz kaldığı iddiasıyla ''çocuğun nitelikli cinsel istismarı'' suçlamasıyla TCK'nın 103. maddesinin ağırlaştırıcı hükümleriyle birlikte 15 yıldan az olmamak üzere hapis cezasına çarptırılması talep edilen tutuklu sanıklardan İ.Y. (15), B.Ç. (16), U.S. (17), tutuksuz yargılanırken ilk duruşmada tutuklanan S.H. (18) ile K.G. (16) ile bu davanın tutuksuz sanıklarından ancak başka suçlardan tutuklu bulunan Z.E. (15) ile V.A. (18) ve avukatları katıldı. Davanın tutuklu ve tutuksuz diğer sanıkları ise duruşmaya gelmedi.

    Mağdur Z.D'nin katılmadığı duruşmada, iddia konusu eylemin meydana geldiği koğuşta tutuklu bulunan iki çocuk ile daha önce tahliye edilen iki gencin tanık olarak dinlendiği öğrenildi.

    Öte yandan, duruşmada, Antalya Barosu ile Çağdaş Hukukçular Derneği Antalya Şubesinin Adalet Bakanlığına olayla ilgili cezaevi görevlileri hakkında ''görevi ihmal'' suçlamasıyla ayrı ayrı yaptıkları ihbar ve başvuru sonucu başlatılan adli ve idari soruşturmaların sonucunun ulaştığı bildirildi.

    Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün yazısı üzerine, dönemin cezaevi savcısınca yürütülen adli soruşturmada, Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi görevlileri hakkında ''görevi ihmal'' suçlamasıyla kovuşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildi.

    Z.D'nin maruz kaldığı iddia edilen cinsel saldırı eylemi sırasında cezaevi savcısı olan Hasan Baykal tarafından soruşturma evrakının incelenmesi sonucu 2 Temmuz 2010 tarihinde verilen takipsizlik kararında şu değerlendirmeler dikkati çekti:

    ''Kapasitenin çok üzerinde tutuklu ve hükümlü barındıran Antalya L Tipi Ceza İnfaz Kurumunda, çocuklu tutuklu sayısı 50'nin altına düşmemekte olup ayrı bir bölümde barındırılan bu çocuk tutukluların sık sık birbirleriyle kavga ederek, kendilerini jiletleyerek, çatıya çıkarak, kurum cam, masa ve sandalyelerini kırarak ve battaniyeleri yakarak kurumda sürekli sorun çıkardıkları, tüm idari soruşturma, iyileştirme ve eğitim çalışmaları, kurs, seminerler ile psikolog, sosyolog görüşmelerinden yeterli verim alınamadığı görülmüştür. Personel yetersizliği nedeniyle çocuk bölümünde gece 1, gündüz 3 görevlinin nöbet tutabilmesi nedeniyle koğuş içi olayların başlamadan önlenmesi olanaksızdır.''

    Savcı Baykal, takipsizlik kararında ''her mahkumun başında bir görevli bulundurmanın mümkün olmadığını da'' belirtirken cezaevindeki kamera sisteminin de özel hayatın gizliliği kuralı nedeniyle cezaevinde sadece ortak alanları görüntüleyebildiğini kaydetti.

    Kararda şu ifadeler yer aldı:

    ''Oda (koğuş) içlerinde meydana gelen olaylardan ihbar edilmemesi, anlatılmaması ve söylenmemesi durumunda görevlilerin haberdar olmasının mümkün olmadığı, her gün çeşitli etkinlikler, görüş, spor, eğitim ve psikolog-sosyolog görüşmeleri için odalarından çıkarılan mahkumların odalarında meydana gelen olayları görevlilere ihbar etmeleri kolay ve olağan bir yol iken hiçbir şey yokmuş gibi davranmaları durumunda görevlilerin kendiliklerinden oda içlerindeki olayları ortaya çıkarmaları mümkün bulunmamaktadır.''

    -''KÖTÜLÜK OLSUN DİYE İDDİA''-

    Savcı Hasan Baykal, takipsizlik kararında, çocuk tutukluların ''disiplin, devlet, görevli ve namus'' gibi kavramlar konusundaki duygularının tam anlamıyla olgunlaşmaması nedeniyle zaman zaman koğuşta bulunan kişilere yönelik iddialar ortaya atabildiklerini de savunarak, ''Çocuk tutuklular, kötülük olsun diye veya koğuş değiştirmeye dayanak olsun diye bazı çocuk tutukluların kendilerine cinsel tacizde bulunulduğu iddia etmekte olup bu iddialar üzerine hem adli hem idari soruşturma yapılmakta ve soruşturmalar sonucunda adli tıp ile tespit edilmiş bir şekilde iddianın asılsız olduğu anlaşılmaktadır'' ifadesini kullandı.

    Z.D'ye yönelik iddia konusu cinsel taciz olayının da görevliler tarafından sorulması üzerine 20 Ağustos 2009'da ortaya çıktığını ve tutanakla tespit edildiğini, mağdur çocuğa yönelik uzman raporunun alınmasıyla da süratle idari soruşturma başlatıldığını kaydeden Baykal, idari soruşturmanın 14 Ekim 2009'da tamamlanmasıyla Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunularak adli soruşturmanın başlatıldığını bildirdi. Baykal, mağdur ile diğer bazı çocuk tutukluların cezaevinden tahliye olmalarıyla ifadelerinin yazılı talimatla alınması ve bu yöndeki cevapların beklenmesinden dolayı ancak 30 Mart 2010 tarihinde soruşturmanın tamamlanabildiğini belirterek, böylelikle olayla ilgili kamu davası açıldığını ifade etti.

    Baykal, Çağdaş Hukukçular Derneğinin cezaevindeki ölüm olaylarına ilişkin iddialarıyla ilgili de Antalya L Tipi Ceza Enfaz Kurumunda açıldığı günden bu yana 11 ölüm olayının meydana geldiğini, bunlardan 7'sinin soruşturmalarının tamamlandığı, diğerleriyle ilgili soruşturmaların devam ettiğini bildirdi.

    Savcı Baykal, bütün bu araştırma, inceleme, soruşturma sonucunda toplanan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesiyle ''kurum mevcudunun kapasitenin çok üzerinde olması, personel yetersizliği, iş çokluğu ve yoğunluğu gibi nedenler göz önünde tutulduğunda, taciz ve benzeri olaylarda cezaevi görevlilerinin ihmal ve kasıtlarının olmadığının anlaşıldığını'' ifade ederek, kurum görevlileri hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığını belirtti.

    Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi Savcısı olduğu dönemde çocuk tutuklu Z.D'nin maruz kaldığı iddia edilen eylemlerle ilgili 15 tutuklu çocuk hakkında ''çocuğun nitelikli cinsel istismarı'' suçlamasıyla ceza davası da açan Hasan Baykal, kısa süre önce başka ilde göreve başlamıştı.

    Öte yandan, Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi Müdürlüğünce yürütülen idari soruşturma evrakı da mahkemeye ulaşırken bu soruşturmada da Z.D'nin maruz kaldığı iddia edilen cinsel istismar ile cezaevinde meydana gelen ölüm olaylarıyla ilgili görevlilerin ihmali ve kusuru bulunmadığı belirtildi. Cezaevi yönetimi, personel hakkında idari boyutta disiplin soruşturması yapılmasına gerek bulunmadığını bildirdi.

    -''SAVCININ KENDİSİ DE ŞÜPHELİDİR''-

    Cumhuriyet Savcısı Hasan Baykal'ın, cezaevi görevlileriyle ilgili verdiği takipsizlik kararına ilişkin duruşmada görüş bildiren mağdur Z.D'nin avukatlarından Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkan Yardımcısı Münip Ermiş, Antalya L Tipi Kapalı Cezaevindeki cinsel istismar ve ölüm olaylarında görevi ve sorumluluğu nedeniyle Savcı Baykal'ın da ihmali bulunduğunu iddia ederek, ''Kendisi de şüpheli sıfatını haiz olan bir savcı bu olaylarla ilgili soruşturma yapamaz. Takipsizlik kararı yok hükmünde kabul edilmelidir'' dedi.

    Ermiş, mahkemeye ulaşmasıyla kendilerinin de bilgi sahibi oldukları takipsizlik kararına itiraz ederek, cezaevi görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi. Ermiş, dönemin cezaevi savcısı Hasan Baykal'la ilgili de soruşturma açılması talebiyle Adalet Bakanlığına yeniden başvuracaklarını söyledi.

    Diğer müdahil avukatlar da takipsizlik kararına itiraz edecekleri yönünde görüş bildirdi.

    Duruşma, mağdur Z.D'nin ruh ve beden sağlığının bozulup bozulmadığına yönelik adli tıp incelemesinin sonucu ile bazı tutuklu sanıklarla ilgili adli sicil kayıtlarının beklenmesi nedeniyle aralık ayına ertelendi.

    Antalya Cumhuriyet Savcılığınca yürütülen soruşturma sonucu açılan davada, geçen yıl ağustos ayında hırsızlık suçlamasıyla Kemer'de tutuklanan ve Antalya L Tipi Cezaevindeki çocuk koğuşuna konulan Z.D'nin paspas sapıyla dövüldüğü, falakaya yatırıldığı ve jilet parçasıyla korkutularak livata yoluyla tecavüze maruz kaldığı öne sürülmüş, olayla ilgili 7'si daha sonra tahliye edilen 15 çocuk tutuklu hakkında ''çocuğun nitelikli cinsel istismarı'' suçlamasıyla TCK'nın 103. maddesinin ağırlaştırıcı hükümleriyle birlikte 15 yıldan az olmamak üzere hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. Cinsel saldırıya maruz kaldığı iddia edilen mağdur Z.D. ise tahliye edilerek memleketine dönmüştü.

    Çağdaş Hukukçular Derneği Antalya Şubesi üyeleri de Z.D'nin cezaevinde cinsel istismar ve tecavüze maruz kaldığına yönelik iddialar ile bu yönde dava açılmasının ardından cezaevi yönetimi hakkında Adalet Bakanlığının soruşturma başlatması talebiyle suç duyurusunda bulunmuştu.

    AA
     


    Yazan: HeiLmasTer®
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
Yüklüyor...
22/09/2018 - 11:52