Biyoteknoloji ve Yaşamın Dijitalizasyonu

  • 17 Nisan 2010
  • 337 Okunma
  • 0 Cevap

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. Yıllardır teknolojinin tarafsız olmadığını iddia etmekteyim, kendi içinde, kendi yarattığı hükmetmenin ve sömürmenin yönetim şekillerinin ideolojisini taşır. Eğer bu önceki teknolojik gelişmelerde apaçık değilse, biyoteknolojinin gelişmesi bunu açık ve kesin yapar. Anlamak için her şeyi küçücük parçalara ayırmaya çabalayan modern bilimin yöntembilimini takip eden, biyoteknoloji bireysel bütünlüğün ve özgür, birbirine tesir eden olanağını, yaşamın mekanize edilmiş bakışını ve mekanizmanın işleyişini devam ettirmek için uzmanlara bağımlılığı mecbur kılmanın dışında, zayıflatır da.

    Kökeninden, modern bilim evreni geniş bir makine olarak görmüştü. Bunun gibi mekanik bakış açısında, evrenin nasıl işlediğini başarmak için metot, parçalara ayır ve hepsini ayrı koyarak çalış. Böylelikle, bilimsel metot asla yalnızca deneysel bir metot – gözlem metodu- değildi. Deneysel gözlem, laboratuarın izolasyonunda kontrol edilmiş deneyim boyunca saptanmış olmalıydı.

    Evrenin mekanik görüşü kapitalist gelişimin ihtiyaçları ile tamamen bir araya geldi. Kapitalizmin teknolojik araç ile beraber sömürülmüş sınıfları ve gezegenin malzemesini kontrol etmiş olması sayesinde geliştiği gibi, evrensel makinenin bilimsel anlaşılması değişmesi bile, sömürünün ve hükmetmenin gelişen metotları için ideolojik ispatları sağlıyor. Bazıları göreceliğin yeni bilimsel görüşlerini ve kuantum fiziğini, mekanik görüş için son ve bilimde mistisizmin başlangıcı olarak sona erdirmeyi denemişken, Newton mekanizminin sibernetik mekanizme –evren, bilgilerden, parçacıklardan inşa edilmiş matematiksel bir ürüne dönüştürülmüştür- müsaade etmekte olduğunu söylemek daha doğru olacaktır. (Yarı-atomik parçaların hepsi değilse de çoğu sadece belirli problemi çözüyormuş gibi gözüken matematik denklemlerinden ve kocaman laboratuarlarda “bliplerden” başka bir amaca hizmet etmeyen makinenin ekranında, blipler meydana getirebilmekten başka hiçbir şeye değmez.. Burada bilim tamamen “zihinsel tecrübeler”in (ve şimdi bilgisayarla hesaplanmış taklitler de) iddia edilmiş sonuçlarını eşitleme noktasındaki gözlemi, bu maddi deneyimler ile hesaba katmamaktadır. Hissettiğimiz somut dünya hiçbir şeydir. Veri, bitler, parçalar dünyası her şeydir—gerçekliktir.

    Biyoteknoloji evrenin bu sibernetik bakışına mükemmel derecede uyar. Genetik bilimi, atomik ve yarı-atomik fiziğin evrene yaptığını –birbiriyle değiştirilebilir veriler, bitler bilgilerine parçalamıştır- yaşama yapmaktadır. Ve sadece yeni tıp ilimleri gibi, deneyimlediğimiz maddi evren parçacıkların birbirine tesir etmesi için vasıtalardan başka önemli olarak devam etmemektedir, öyleyse genetik bakış açısında, bireysel canlı varlıkların ve çevreleri ile ilişkileri kendilerinde önemli değildir. Onlar ancak yaşamın özü olarak gözükmeye; bireyselliği, canlılığı, özgür ilişkileri ve uygunluğunu(ahengini) zayıflatmaya erişen genetik bilgi için araçlardır.

    Gerçekte, bu bakış açısının yaptığı hayatı dijitalize etmektir. Varlığımız artık bedenimiz, aklımız, arzularımız, tutkularımız, faaliyetlerimiz, seçimlerimiz ve dünyanın bir başından öbür başına eşsiz bir dans içersindeki ilişkilerimizden oluşmamaktadır, fakat aksine uzmanlar tarafından el ile işlenerek ayarlanabilme potansiyeline sahip birbiriyle yer değiştirebilen biyo-bitlerin bir serisi olarak var olmaktadır.????:

    < Resmi açmak için tıklayın >



    Bu görüş için sosyal çevre zaten DNA&#8216;nın keşfinin bilgi bitleri için tayin edilmiş maddeleri vermesinden önce başlamıştı. Kapitalist gelişim, özellikle 20. yy.ın son yarısında, vatandaşı (evvelce ulus-devlet aygıtının bir parçası) üretici-tüketiciye çevirdi, temel olarak diğerleri ile birbiriyle değişebilme, sosyal düzenin bakış noktasını düzenler. Bireyin bütünlüğü hala şiddetle sosyal makinenin ihtiyaçlarına hizmet etmenin altını kazmaktadır. Öyleyse bireyi diğer canlı aletlerin parçaları ile değişebilen genetik parçaların toplamından başka hiçbir şey olmayana çevirmek için büyük bir adım mıdır?

    Önceki modern bilim insanları esasen dindar Hıristiyanlardı. Evrenin makinesini hayal ettiklerinde, tanrı tarafından kendinin ötesinde bir amaç ile yaratılmış bir makine görürlerdi. Bilim insanları çoktan beri yüksek amacın ötesindeki anlayışı terk etmişlerdir. Sibernetik evren, bilgi bitlerinin akışını sürdürmek için kendini sürdürmekten başka hiçbir amaca hizmet etmez. Pratik sosyal seviyede bunun geldiği anlam, her bir ve bütün varlıkların şimdiki sosyal düzeni sürdürmesinin tek amacı için var olurlar. Her birey bu amaç için bir araçtır, ve bu araçlar bu toplumun devam etmesine izin veren bilgi akışının &#8211;kar diyebiliriz- sürdürülmesi için gerekli olarak ayarlanabilmektedir????:

    < Resmi açmak için tıklayın >



    Elbette, bununla beraber alçaltılmış, bireyler hala var olmaktadır. Biyoteknolojinin destekçileri bizi onun faydalarına ikna etmeye zorlanmaktadırlar. Eğer dünya açlığı ile savaşmak için araç olarak biyoteknoloji fikri genetik materyallerin patentleşmesi ve terminatör teknoloji gibi çoğu korkunçluğa rağmen bütün tutarlılığını kaybetmiş olsaydı, ilaç bölgesinde, biyoteknoloji daha fazla iyi kalpli yüzler sunmak için düzenlenirdi. Kanser, alkolizm, şizofreni, uyuşturucu bağımlılığı ve diğer hastalıkların artan sayıları, düzensizlikler ve davranışların kökeninin genetik hipotezleri çoğunun varsayı olarak temellendiği, bu hemen hemen varolmayan şeyler için gerçek delillerin gerçeğine rağmen sıradan basma kalıp olarak kabul edilmişlerdir. Medya propagandası henüz çalışmaktadır, bilginin bitlerinin idaresinin başından sonuna kadar daha dikkatle işlemek için yapılabilen sibernetik makine olarak davranılması için gönüllülük, biyoteknolojinin iyi medikal kullanımlarının çoğunun kabulü için gönüllülük üretiyor.

    Biyoteknolojinin potansiyel korkunçlukları &#8211;genetik kirlilik, genetik olarak geliştirilmiş organizmaların doğaya kaçması, klonlamanın totaliter kullanımı- sadece bu teknolojik sistemin düzeni için, onun kötü kullanımını önlemek için gereklidir. Fakat eğer bilginin bitlerinin akışı için mekanizmalardaki bireysel yaşayan varlıkların tenzili olarak sorduğumuz bu teknolojinin ardındaki asli ideoloji ise, o zaman reform yararsız hale gelir. Eğer bireyin değerini, yaşamın güzelliğini, evrenin mucizesini kurtaracaksak, bu teknoloji ve onu üreten sosyal sistemi yok etmek için eylemeliyiz. Ve biyoteknolojinin basit olarak başlangıcından beri tekno-endüstriyel sistemin &#8211;ve evcilleştirmenin içinde- tabiatında bulunan bu alçaltıcı ideolojinin sonuncu, son derece sofistike uyarlaması olduğunu unutamayız. Yaşamları safi beka olmayan, harikalığı, güzelliği, tutkusu ve neşesi var oluşun özü olan, her yaşayan canlının eşsizliği özgür ilişkilerin dünyası için temel olan bizler için, görev çok büyük: sevdiklerimiz ile ilişkide eşsiz ve hayret verici varlıklar olarak bizim ve kendimizin her gün yeniden yaratılışı üzerine zorla yüklenen dijitalize var oluşun yok edilmesi&#8230;
     


    Yazan: Albert Einstein
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
Yüklüyor...
17/11/2018 - 23:23