sevap ve gunahlara ornekler

Konu, 'Ramazan Özel' kısmında *-king-* tarafından paylaşıldı. Okunma: 18595 | Cevaplanma: 0

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. Ramazan ayı kuran ayı olduğundan dolayı kuran her zaman okunur tabiî ki ama ramazan ayında daha fazla okunmalıdır. O yüzden ramazan ayında kuranı kerim okumaya mutlaka vakit ayırmalıyız. Kuranı kerimi aslından bilenler aslından okumalıdırlar. Aslını bilmeyenler mealini tavsiye edebilirler ya da gerekirse tevsirini tercih edebilirler. Bunun dışında tabi ki Allah’ı anmak, zikretmek insanlara en güzel şekilde davranışlar sergilemek, onların hayrına koşmak onların maddi ve manevi ihtiyacına koşmak önemlidir. Eğer mali gücümüz varsa maddi gücümüzü de göstermeli ve insanlara yardımcı olmalıyız. Ama böyle gücümüz yoksa insanlara gülerek tebessüm ederek yardımcı olabiliriz. Yani bu tür şeyler hem ramazanda hem ramazan dışında yapılmalı, yapılması gereken şeylerdir. Bizi sevaba götürecek, cennete ulaştıracak en güzel en hoş şeylerdir. Savap anlam olarak, İslam dininde kişinin iyi hareketleri ve farz ve nafile ibadetleri yerine getirmesinden dolayı kazandığı hayra verilen isimdir.
    Ramazan Ayı ve Ramazan Ayında Yapılması ve Yapılmaması Gerekenler
    Her zaman yapılmaması gereken ama Ramazan’da daha dikkatli olunması gereken, Peygamber Efendimiz’in sav uyardığı bazı davranışlar vardır.
    İşte bu bölümde bunları inceleyeceğiz.
    1-Harama bakmaktan sakınmak,
    Müslüman kadın ve erkeğin en çok dikkat etmesi gereken fiillerden biri, gözlerini haramdan korumaktır.
    Yüce Rabbimiz Kur’an’ı Kerimde özellikle bizleri uyarmıştır. Bu uyarıyı kadınlara ve erkeklere ayrı ayrı yapmıştır.
    İşte o mübarek ayetler:Mü’min erkeklere söyle, gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar ve mahrem yerlerini (ırzlarını) korusunlar! Bu onlar için daha temiz (bir hareket)tir. Hiç şüphesiz Allah, onların yaptıklarından haberdardır.Nur Suresi, ayet 30
    Mü’min kadınlara da söyle “Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar, mahrem yerlerini korusunlar. Ziynetlerini/ziynet sayılan yerlerini göstermesinler.Nur Suresi, ayet 31
    Oruçlunun orucunun sevabını kaçırmamak ve asıl olan da Allah’ın emrine aykırı davranmamak için gözlerini haramdan koruyacak. Yoksa akşam iftar ettiğinde sadece aç kalmaktan başka menfaati kalmamış olur.
    Çünkü Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuşlar:
    Nice oruç tutanlar vardır ki kendilerine kalan ancak açlık ve susuzluktur.Neden böyle bir duruma düşüyor?
    Çünkü Allah’ın yasakladığı davranışlardan kendisini korumamış oluyor. Orucun farz kılınmasının gayesi neydi, kulu Allah’ın emirlerine uygun yaşamayı öğretmekti.
    İşte bunun için oruçlu olmakla beraber hiç oruç tutmamış gibi oluyor. Rabbimiz bizleri böyle durumlardan korusun.
    Gözü Allah’ı unutturan şeylerden korumalıyız. Bilhassa şehveti tahrik eden, cinsel arzuları harekete geçiren ve sonunda günah deryasına daldıran davranışlardan nefsimizi korumalıyız.
    Peygamberimiz sav:
    Şehvetli bakış, şeytanın zehirli oklarından bir oktur. Allah korkusundan dolayı şehvetten sakınan, kalbinde imanın lezzetini bulur.
    2-Diline sahip olmak,
    Oruçlunun amelini sonuçsuz bırakan organlardan en önemlisi dildir desek yanlış olmaz. Sevgili Peygamberimizin bildirdiği ve uyardığı kötü huylar hep dildendir.
    İşte onlar:
    a-Yalan söylemek
    b-Söz taşımak
    c-Gıybet etmek
    d-Yalan yere yemin etmek
    e-Kötü şehvet isteği ile birine bakmak.
    Yukarıda saydığımız fiillerin orucun ve abdestin sevabını yok ettiğini bizlere Efendimiz sav bildiriyor.
    Öyleyse en çok dikkat edeceğimiz iş dilimize sahip olmak. Diline sahip olan insan büyük bir iş başarmış olur.
    Hatta bazı veliler, yanlış söz ve haram söylememek için dillerine sahip olmayı öğreninceye kadar değişik metotlar denemişlerdir.
    Bazıları dilinin altına çakıl taşı koyarak her söz söyleyeceğinde önce düşünür sonra söylermiş. Yanlış yaptıklarında kendilerini cezalandırırmış.
    Sayılan kötü amellerin dört tanesi de dille olması ne kadar önemli. Demek ki oruçlu diline sahip olsa büyük ölçüde mutlu sona kavuşacak.
    Diline sahip olmayan da kaybedecek.
    Yine Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor:Oruç sadece yemeyi ve içmeyi bırakmakla olmaz; asıl oruç, boş sözü ve kötü sözü bırakmakla olur.
    Bu konuda söylenebilecek çok söz olmakla beraber sözün özü:Ya güzel, hayırlı bir söz söyle ya da sus.
    3-Kulağı korumak,
    Söylenmesi uygun olmayan sözü dinlemek de uydun olmaz. Allah’ın razı olmadığı sözleri dinlemek onu söylemek gibi insanı sorumlu kılar. Birinin gıybeti yapılırken onu dinlemek gıybete ortak olmak demektir.
    Öyleyse yalan gıybet, iftira vb kötü sözler söylediğinde söyleyeni uygun bir dille engellemeli, buna gücümüz yetmiyorsa oradan uzaklaşmalı ki onun günahına ortak olmamalıyız.
    4-Diğer organlara sahip çıkmak,
    Oruçlu eline, ayağına ve diğer bütün organlarına sahip olmalı, Allah’a isyan ettirmemelidir. Eli harama değmemeli, ayağı harama gitmemeli.
    Çünkü bunlarında günahı olduğundan hem orucun sevabı gider hem de ahirette bizi kötü sonuçla karşılaştırır.
    5-Haram ve şüpheli şeylerle iftar etmemek,
    Allahın emrine uygun yaşamaya alıştırma çalışması olan orucu haramla açmak çok büyük bir kayıptır, edepsizliktir. Orucun gayesiyle uyuşmaz. Allah ile dalga geçmek gibidir ki çok büyük bir felakettir.
    Rabbimiz bizleri böyle yanlı işler yapmaktan korusun. Amin.
    Hatta helal olandan bile az yemeli ki asıl gaye gerçekleşsin. Rabbim bizlere yardım etsin de bu yolda sevdikleri gibi amel etmeyi nasip eylesin.
    Bizim iftarlarımız bir acayip. Gün içinde yiyemediğimiz öğünleri telafi edercesine kendimizi telef ediyoruz. Sıhhatimiz bozuluyor, ibadetlerden haz alamıyoruz.
    Sonuçta oruçla elde edilecek nice hayırdan mahrum kalıyoruz. Çözüm, Sevgili Peygamberimizin yeme içme adabına uygun yeme içme alışkanlığı kazanmak.
    Bu gün birçok hastalığın asıl sebebi yanlış beslenmede olduğunu işin uzmanları söylüyorlar.
    6-Kalp kırmamak,
    En çok dikkat edilecek davranışlardan biri de insanların gönlünü kırmamak.
    Sevimli geçimli Müslüman olmak, bizim gayemiz ve hedefimiz olmalı.
    Hele oruçlu iken duygularımıza hakim olamayarak gönül kırmak ne kötü bir iştir. Kabe’den kıymetli olan müminin gönlünü kırmak oruçluya yakışan bir davranış değildir.
    Çok defa şahit olduğumuz bir durum, özellikle ikindiden sonra oruçlunun yanına yaklaşmak tam bir cesaret işidir. Çünkü bazı tiryakilikleri sebebiyle iyice asabileşir ve kimse yanına yaklaşamaz.
    Allah cc bu tür müminleri sevmiyor. Efendimiz sav insanların kendinden sakındığı, çekindiği kimsede hayır yoktur buyurmuş.
    Kendimizi kontrol etmeli, çevremizdekilere sormalı eğer bizde böyle bir durum varsa düzeltmeliyiz.
    Gönül kırmak ne kadar kötü ise, tamir etmek, kazanmak da en az o kadar kıymetlidir.
    Bizler bu mübarek ayda gönül kazanan, yıkık gönülleri tamir edenlerden olmaya çalışalım. Allah gönül kazanan kullarını seviyor.
    Biz de Allah’ın sevdiği kul olmak için hemen harekete geçelim. Allah’ım bana bu hayrı işleme fırsatı ver diye de dua edelim.
     
Yüklüyor...
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.