Necip Fazıl'ın Söylediği ve Yazdığı Sözler

Konu, 'Kitap Özetleri' kısmında Dogus Pertez tarafından paylaşıldı. Okunma: 466 | Cevaplanma: 0

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. Necip Fazıl'ın Söylediği ve Yazdığı Sözler

    Kendinden geçmek iman, kendinde olmak küfür
    ______________________________________
    Tam 30 yıl saatim işlemiş ben durmuşum, gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum
    _____________________________________
    Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya
    Alsa buz gibi taşlar, alnımdan bu ateşi
    Dalıp; sokaklar kadar esrarlı bir uykuya
    Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi!
    _______________________________
    Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar
    Onu ‘İstanbul’ diye toprağa kondurmuşlar
    ___________________________________
    Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın
    Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın
    ______________________________
    Kalbimi ve aklımı hep sağ elime verdim
    Görevi olmasaydı, sol elimi keserdim
    ____________________________
    1400e bir yıl var, yaklaştı zamanımız
    Bu asırda gelir mi dersin kahramanımız
    ______________________________
    Arı bal yapar, fakat balı izah edemez
    ___________________________________
    Şiir, Allah’ı sır ve güzellik yolundan arama işidir
    _____________________________________
    Dağı tanıyan, nasıl tanımaz uçurumu?
    Madem ki yükseliş var, iniş olmaz olur mu?
    ____________________________________
    Beni kimsecikler okşamaz madem
    Öp beni alnımdan, sen öp seccadem
    __________________________________
    Kader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı
    Elindeyse beyazdan, gel de sıyır beyazı
    ______________________________
    Dipsiz hasrete tuzak
    En yakınken en uzak
    Tadı zehrinde erzak;
    …KADIN!
    ___________________________
    Ne hasta bekler sabahı
    Ne taze ölüyü mezar
    Ne de şeytan bir günahı
    Seni beklediğim kadar

    Geçti, isteme gelmeni
    Yokluğunda buldum seni
    _______________________
    Çaycı, getir ilaç kokulu çaydan
    Dakika düşelim senelik paydan
    Zindanda dakika, farksızdır aydan
    Karıştır çayını zaman erisin
    Köpük köpük, duman duman erisin
    _______________________________________
    Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber
    Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber(sav)?
    ____________________________________
    Kapı kapı bu yolun son kapısı ölümse
    Her kapıda ağlayıp o kapıda gülümse
    _______________________________
    Dostlarım ev eşyamdı, bir bir gitti diyorum
    Artık boş odalarda ölümü bekliyorum
    ______________________________
    Tel tel ve iple iplik dikseler de ağzımı
    Tek ses duyarlar, ALLAH..yoklayanlar nabzımı
    ____________________________________
    Tutuşturanşlar lügat kitabını elime
    Bilsin, Allah’tan başka bilmiyorum kelime
    _________________________________
    Ellerime uzanan dudakları tepeyim
    Allah diyen, gel, seni ayağından öpeyim
    ________________________________
    Neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık
    Anla ki yok, Allah’tan başkasıyla yakınlık
    _____________________________
    Aşk korkuya peçedir, korku da aşka perde
    Allah’tan nasıl korkmaz, insan onu sevse de
    ______________________________
    Bu yük senden Allah’ım, çekeceğim, naçarım
    Senden Sana sığınır, Senden Sana kaçarım
    _____________________________
    Bir anlık emanete ne türlü övünelim
    Gel, rahmet kapısında ağlaşıp dövünelim
    __________________________
    Bal Sensin(sav), varlık petek
    ___________________________–
    Ben, haritada deniz görmüş boğulmuş
    Dokuz köyün sahibi dokuz köyden kovulmuş
    ___________________________________
    (nefis için yazdığı şiiri)

    Güneşle bir tutsam girmez hizaya
    Dar bulur sığmam der, dipsiz fezaya
    Kuyruk salar, sonra hırlar ezaya
    Benim nefsim, benim nefsim..ne köpek

    Nefsimin ardından koştum perişan
    Ondan bir kıl bile avlayamadım
    _____________________________
    Annesi gül koklasa ağzı gül kokan çocuk
    Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk
    Çocukta uçurtmayla göğe çıkmaya gayret
    Karıncaya göz atsa ‘ niçin? Nasıl?’ ne hayret
    __________________________________
    Anlamak yok çocuğum, anlar gibi olmak var
    Akıl için son tavır, saçlarını yolmak var
    _________________________________
    Gözüm, aklım, fikrim var deme hepsini öldür
    Sana çöl gibi gelen, o göl diyorsa göldür
    ________________________________
    Allah dostu odur ki nefsine tek pay biçmez
    Kırk yıl bir ekşi ayran özler de onu içmez
    __________________________________
    Eklense de başıma, dünyada kaç baş varsa
    Başım, onların hepsi için secdeye varsa
    ______________________________
    Sual= ey veli, insan nasıl olmalı, söyle!
    Cevap= son anda nasıl olacaksa hep öyle!
    _______________________________
    Öyle bir devim ki, hakikatte pireyim
    Bir delik gösterin de utancımdan gireyim
    _____________________________
    Her ağızda her telde fanilik dırıltısı
    Sonunda tek bir şarkı, tabutun gıcırtısı
    _______________________________
    Son gün olmasın dostum, çelengim, top arabam
    Alıp beni götürsün, tam 4 inanmış adam
    _____________________________
    Minarede ‘ölü var’ diye bir acı sala
    Er kişi niyetine saf saf namaz..ne ala
    Böyledir de ölüme kimse inanmaz hala
    Ne tabutu taşıyan, ne de toprağı kazan
    _____________________________-
    Açı doyurmaksa kabirde meram
    Yemeğim fatiha, günde beş öğün
    ___________________________
    Tahtadan yapılmış bir uzun kutu
    Baş tarafı geniş, ayak ucu dar
    Çakanlar bilir ki bu boş tabutu
    Bir gün kendileri dolduracaklar

    Cılız vücuduma tam görünse de
    İçim bu dar yere sığılmaz diyor
    Geride kalanlar hep dövünse de
    İnsan birer bire yine giriyor

    Ölenler yeniden doğarmış, gerçek!
    Tabut değildir bu, bir tahta kundak
    Bu ağır hediye kime gidecek
    Çakılır çakılmaz üstüne kapak?
    ______________________________
    Sonum yokluk olsa, bu varlık niye?…
     
Yüklüyor...
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.