Müzik ile ilgili terimler

Konu, 'Müzik' kısmında Dogus Pertez tarafından paylaşıldı. Okunma: 25876 | Cevaplanma: 9

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.

  1. A


    Armonika:

    Bir müzik aleti. Bir sıra çan, çubuk, ya da sırça tüplerinden meydana gelmiştir. Ses verici parçalar, birbirine değdirilerek çalınır.

    Bu arada, armonika ile hiç ilgisi olmayan, ağızla üflenerek çalman bir çalgıya da, �Armonika� adı verilmektedir. Halk arasında �mızıka� da denilen bu çalgı, bir sıra madensel dilciklerin gam derecelerine göre dizilmiş bulunması ile meydana gelmiştir.

    Armonyum:

    Bir müzik aleti. Küçük boyda bir piyano büyüklüğündedir. Önünde, piyanodaki gibi bir klavye, karşısında, çekildiğinde değişik ses veren düğmeler vardır. Org gibi çalınır.


    kum kзđiśi bunu beğendi.

  2. B​


    Barkarol:
    Venedik gondolcularının şarkılarına verilen ad. Venedik gondolcularına has halk şarkıları olan barkarolların, Chopin, Rahmaninov, Offenbach gibi ünlü besteciler tarafından da işlenmiş çeşitleri vardır.

    Bayati:

    Türk musiki makamlarından birinin adı. Bu makamın, Murat IV. ün Bağdat seferinden dönüşünde Iraklı Bayat Türklerinden İstanbul'a getirdiği musikiciler vasıtası ile Türk musikisine geçtiği söylenir. Uşşak makamına benzer.

    Bayati Araban:
    Türk musiki makamlarından birinin adı. Şetaraban ve bayatı makamlarının birleşmesinden meydana gelmiş birleşik bir makamdır.



  3. C​


    Caz müziği:
    Amerika Birleşik Devletleri'ndeki zencilerin ritmik karakterli müziği ile beyazların halk havalarının karışımından doğmuş çalgı müziği. Fakat caz, bir müzik değildir. Çeşitli müziklerin bir karışımı halindedir. Amerika'nın beyaz halkının din müziği, zencilerin dinî ses müziği, İspanyol Amerikasinın halk müziği, Fransız salon, dans ve opera müziği, Afrika yerlilerinin iş şarkıları caz müziğinde etki yapmışlardır.

    Caz müziği, Amerika Birleşik Devletlerinde, Mississipi deltasının en büyük şehri olan New Orleans'tan XIX. yüzyılın sonlarına doğru bütün Amerika'ya ve bütün dünyaya yayılmaya bağlamıştır. Caz, kısa zamanda, folklor sınırlarını aşıp yepyeni bir sanat müziği hüviyeti kazanmış, Amerika ve Avrupa'da geniş yayılma alanları bularak, çağımızın en yaygın ve en rağbet gören bir müziği haline gelmiştir.

    Cazın gelişmesi, şu safhalarda olmuştur:

    1 - Ragtime : Bunun başlangıcı, eski zencilerin, çeşitli törenlerde söyledikleri şarkılara kadar uzanır. Parçaya ve ritmik bir şekilde ayrı ayrı ve bir çok seslerin meydana getirdiği ses dizisi takip eder. Caz'ın 1917 yılına kadar sürmüş olan bu devresinde yetişen musikişinasların en ünlüsü Elly Roli Marton'dır. Bu devrede çalınan parçalardan günümüze tek bir plâk bile kalmamıştır.

    2 - Blues : Amerikalı zencilerin çalışma sırasında söyledikleri halk şarkıları biçimi olan Blues, cazı meydana getiren en önemli unsurdur. İfade muhtevası bakımından zencinin iç sıkıntısını, hüznünü ifade eder.

    3 - Hot Caz : Cazın perdeye ve sahneye geçmesinden sonra gelişen melodilerle meydana gelmiştir. Bu gelişmede herkes kendi stili bir solo yapar.

    4 - Swing : Hot müziğinin devamı ve tekâmülüdür. Bu tekâmülde cazın karakteri kesin olarak belli olmuş, caz bütün cepheleriyle olgunlaşmış ve tamamlanmış bir müzik haline gelmiştir. Bu tekâmülde bilhassa klâsik musiki parçalarının caz müziğine uydurulması ön plânda yer alır. Bu çağda Louis Armstrong, Colemas Havvkins, Lester Young, Roy Eldridge, Glenn Miller gibi büyük caz sanatçıları yetişmiştir.

    Cazda ölçü dört zamanlıdır. Dört zamanlı ölçünün zayıf zaman denilen ikinci ve dördüncü vuruşlarının vurgulanmış ve temponun dinleyenlere dans etme arzusu verecek şekilde hafiflik ve rahatlıkla yaşatılması cazın başlıca özelliğidir. Caz, armoni bakımından musikiye bir şey getirmemiş, buna rağmen melodi bakımından bir yenilik getirmiştir.

    Bir caz topluluğu, enstrümantasyon bakımından melodi ve ritim olmak üzere iki bölüme ayrılır. Melodi bölümünde trompet , trombon, klarnet, saksafon, gibi nefesli çalgıları; ritim bölümünde piyano, kontrbas, gitar ve davul vardır. Keman, flüt, akordiyon, mandolin gibi çalgılar ya az ya da hiç kullanılmaz.


  4. D​


    DAVUL:

    Tahtadan enlice tekerlek bir kasnağın iki tarafına deri gerilmek suretiyle yapılan ve bu deriye bir tokmakla vurulduğunda ses çıkarılan âlet. Türklerde asker toplamak, bir olayı haber vermek için kullanırdı. Bugün ise, özellikle köylerde bir çalgı âleti olarak kullanılır. Köylerde davul ve zurna ile birlikte oynanan oyunlar, Türk halk oyunlarının başlıcalarını meydana getirmektedir.

    Batı ülkelerinde de davul, çalgı âletlerinden biri olarak kullanılır. Senfoni orkestraları ile caz orkestralarında çeşitli büyüklüklerde davul bulunur.


  5. G​


    Plâklar üzerine tespit edilmiş olan esasları tekrarlamaya yarayan alet. Gramafon iki bölümden ibarettir: Plâk ve makine.

    Plâk, gomalaka ve mumlu maddelerle (son yıllarda plâstik maddelerle) yapılan bir disktir.İki yüzünde helezon şeklinde oyuklar vardır. Bu oyuklar, girintili çıkıntılıdır, özel olarak yapılmış olan gramafon iğnesi, bu oyuklar arasında dolaşırken, meydana gelen titreşimler, plâğa alınan sesin tekrar duyulmasını sağlar.

    Makine, plâğın devamlı olarak ve aynı hızda dönmesini sağlayan bir motor ile, sesi yansıtan bir bölümden ibarettir. Motor, zemberek ya da elektrikle çalıştırılabilir. Her iki şekilde de dakikada ortalama olarak 78 devir yapılır. Elektrikle çalışan gramafonlara pikap adı verilir.

    iğne, plâk üzerinde dolandıkça, oyukların girinti ve çıkıntısına göre meydana gelen titreşimler, iğnenin bağlı bulunduğu diyagrama yansır, ses titreşimleri, diyagram ve ses kutusu yardımı ile büyütülerek aksettirilmiş olur.

    Gramafon 1877 yılında Edison tarafından icat edilmiş olan fonografın geliştirilmiş şeklidir.

    Plâk nasıl doldurulur?

    Balmumundan yapılmış düz ve daire biçimli kalıplar, gramafona benzeyen bir makineye konur. Bu makine, balmumundan kalıbı, belli bir hızla döndürür. Kalıbın üzerine bir iğne konmuştur. Bu iğ ne bir diyaframa bağlıdır.

    Makinenin karşısında yapılan bir konuşma ya da söylenen bir şarkı, havayı titreştirir, hava da diyagramda titreşimler meydana getirir. Bunun sonucu olarak, diyagrama bağlı olan iğnede de titreşmeler olur. iğne, titreşerek, dönmekte olan balmumu kalıbı üzerinde, titreşme durumuma göre inişli çıkışlı çizgiler çizer. Böylece, bir kalıp elde edilmiş olunur. Bu kalıptan nikel kalıplar çıkarılır. Sonra da bu nikel kalıptan, bildiğimiz gramafon plâkları çoğaltılır.


  6. H - K​


    HARP:

    Dik tutularak parmaklarla çalınan, üç köşeli, değişik uzunluklarda birçok telli büyük musiki âleti. Karakteri pek değişmeden zamanımıza kadar gelen en eski musiki aletidir.

    M. Ö. 3.500 yıllarına ait olduğu sanılan ve Ur şehrinde yapılan kazılarda, harf'lerin en eskisi sayılan on kişi telli musiki aletine rastlanmıştır. Biçimi zarif, sesi ahenkli olan bu musiki aleti, çoklukla kadınlar tarafından kullanılır.

    KEMAN:



    Yayla çalınan dört telli çalgı. Yapılışının gerektirdiği incelik yüzünden sesinin tatlılığı ve zenginliği bakımından hemen bütün musiki âletlerinin bağında yer alır.

    70 kadar ayrı parçadan meydana gelir. Telleri koyun ve keçi barsaklarından, yayının telleri de atkuyruğundan yapılır. Çok eskiden yapılmış bir musiki âletidir. Fakat asıl kemanlar XVI. yüzyılın ikinci yarısından sonra İtalya'da yapılmıştır. Bu arada Stradivarius (1644 - 1737) un yaptığı kemanlar, kemanların en ünlüleri ve kıymetlileridir


  7. N - M​


    NEY:

    Klâsik Türk musikisindeki nefesli sazlardan biri. Bu musikideki ahenkler, ney'e göre yapıldığı için önemi büyüktür. 12 çeşidi vardır.Çok etkili bir sesi olan ney, sarı budaklı bir çeşit kamıştan yapılır. Delikleri kızgın demirle açılır. Neyler küçüldükçe sesleri incelir. Kaim seslilerin çalınması için kuvvetli nefes ister.

    Ney çalanlara �neyzen� denir.

    Müzik Aletleri:,

    Müzik âletleri, ses verme şekillerine göre üç bölüme ayrılırlar:

    1 - Telli müzik âletleri: Bunların ses çıkarabilen bölümleri gergin tellerdir. Her tel belli bir nota çıkarır. Alto, bağlama, balalayka, banco, çello, gitar, harp, kanun, keman, kemence, kontrbas kopuz, lavta, lir, mandolin, piyano, rübab, tanbur, ut, viyola, viyolonsel telli müzik âletleridir.

    2 - Nefesli müzik âletleri: Bunların bir ucundan doğrudan doğruya ya da uygun bir ağızlıkla üfleyerek borunun içindeki hava titreştirilir. Ses borularından çeşitli sesler elde etmek için boru boyunca dizilmiş bulunan delikler açılıp kapatılır. Akordeon, baso, flüt, gayda, klarnet, ney, obua, org, saksafon, trompet, zurna, nefesli müzik âletleridir.

    3 - Gergin zarlı müzik âletleri: Bir kasnak üzerine gerilmiş zarlardan meydana gelen âletlerdir. Gerginlikleri ve boyu değişmediği için verebildikleri nota çeşidi az olur. Davul, tef, dümbelek, gergin zarlı müzik âletleridir.

    MEHTER:


  8. O - P - S​


    Orkestra:

    Değişik tipte sazlardan meydana gelen müzik aletleri topluluğu. Bir orkestrada nefesli sazlar, yaylı sazlar, telli sazlar, vuruşlu sazlar bir arada bulunur. Orkestralar, 1 - Senfonik ya da konser orkestraları, 2 - Sairce orkestraları, 3 - Salon orkestraları olmak üzere başlıca üç tipte olur.

    Senfonik orkestralar, büyük konserler için hazırlanan çok kalabalık (en azı 90 saz) topluluklardır. Sahne orkestraları, opera ve benzeri müzikli tiyatro eserleri için gerekli sazlardan meydana gelmiş topluluklardır. Salon orkestraları, kırk kadar sazdan meydana gelmiş orkestralardır.

    Bugün opera ya da büyük senfonik eserlerde kullanılan orkestralar şu şekilde meydana gelmektedir : Birinci keman, 13 ikinci keman, 10 alto, 12 viyolonsel 10 kontrbas, 3 flüt, 2 obua 2 klarnet, 4 bas korno, 3 boru (trompet), 2 pistonlu boru, 3 trombon, 1 tuba, 1 küçük davul, 1 trampete, 1 üçgen, 1 davul, 1 zil ve lüzumlu halinde 1 den 4'e kadar harp.

    PEŞREV:

    Klâsik Türk mûsikisinin en çok tanınmış saz eseri şekline verilen ad. Genel olarak dört bölümden yapılmıştır. Güftesi olmaz ve yalnız sazlarla çalınır. Dini peşrevler, Mevlevi âyinlerinde çalınırdı.

    PİYANO:

    Klavyeli telli bir müzik âleti. Esası ses titreşimlerine dayanır. Klavye denilen tuşlara basmak suretiyle çalışır. Bir dolap yapılışındadır.Üstündeki kapağı kaldırınca tuşlar meydana çıkar. İçindeki dayanıklı bir çerçeve içinde gerili teller bulunur. Nota gam sırasıyla kalından tize doğru sıralanmıştır. Her tuşa basıldığında kaldıraç düzeniyle o tuşa bağlı bir tokmak harekete geçer karşısında bulunan tele vurur. Tellerin bu şekilde titreşmeleri istenen ses ve notayı verir.

    Piyano'nun öbür bölümleri sesi kuvvetlendiren rezonans kutusu özelliğindedir. Dışı salon için gösterişli ve möble olacak biçimde yapılır.

    SAKSAFON:

    Bir çeşit üfleme çalgı. Bandolarda ve cazlarda kullanılır. Düz dilli, iricedir ve klarnete benzer. Çeşitli bemollerde olmak üzere yedi türlü saksafon vardır.


  9. t54yyu6ı67oooooo


  10. tesekkürler


Yüklüyor...
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.