Yaşamımızın, seçimlerimizin sorumluluğunu almak, bakış açımızı değiştirmek, davranış şeklimizi değiştirmek sizce bize ne kazandırır? Ya da ne kaybederiz?

Bugüne kadar yaşamış olduğumuz hayatlarımızda her insan kendine göre bir çok deneyim yaşadı. Bir çok rol oynandı... İyi yaşanan olaylarla birlikte korkular, endişeler, sıkıntılar, hastalıklar, suçlama ve suçlanma, yargılamalar, kızgınlıklar, mutsuzluklar, acılar deneyimlendi. Yaşanan olaylar farklı olsa bile duygular hep aynıydı... Kimisi öfkeyi ve kızgınlığı eşiyle, kimisi işiyle veya ailesi ile yaşadı ama sonuçta duygu, öfke ve kızgınlıktı... Ya da korkusu güvensizlik olan biri bunu eşinin aldatmasıyla yaşadı, ya da ailesi yaşattı, onu yarı yolda bıraktı, belki de iş arkadaşı... Yine duygu güvensizlikti... Kimisi kaza geçirdi ölüm korkusunu yaşadı kimisi kanser oldu... Ama korkusu ölümdü... Bazı insanlar iflas ederek parasızlığı yaşadı, bazıları borsada, kumarda kaybederek kimi insan da işsiz kalarak parasızlık korkusunu yaşadı... Bazı insanlar zenginleri yargıladı ya da suçladı, bazı insanlar uygunsuz yaşanan ilişkileri ama yaşanan duygu yargılama ve suçlamaydı vs...

Bir gün içinde bir milyondan fazla düşünce geçer zihnimizden ve bunların %90’ı olumsuzdur. Bir gün içinde defalarca yeminler eder bir daha asla diye başlayan sözler kullanırız... Ama asla dediğimiz her şeyi yapmaya devam ederiz... Kızarız, söyleniriz ve bütün bunları yine yapmaya devam ederiz... İşte aslında bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğumuz seçimlerdir bunlar... İnançlarımızdır, korkularımızdır... Olumsuz duyguları deneyimlediniz ve öğrendiniz... Artık diğer insanları anlayabilirsiniz... Olumsuz duygular deneyimlediniz ki olumluyu arzulayabilin diye... Ama siz bardağın dolu tarafı yerine boş tarafını görmek istediniz... Ne öğrendim neyi gördüm neyi anladım diye bakmak yerine suçladınız kızdınız isyan ettiniz...

Sonuçta bu hayatta ne yaşanırsa yaşansın yaşanan her olay bir deneyimdi... Her deneyimle büyüdük, öğrendik ve bu deneyimler şu an biz olmamızı sağladı... Olaylar ne kadar farklı olsa da duygular, korkular aynıydı... Bütün bu yaşanan deneyimlerle bugüne kadar her insanın yaptığı bir davranış şekli vardı; hep başkalarını suçlamak, şikayet etmek, kendine acımak, kızmak, hayata öfke duymak, her yeni güne geçmişte yaşamış olduğu kızgınlık dolu enerjilerle başlamak, geçmişi hep şimdiye, yeni başlayan bugüne taşımak.

Her gün yeni bir gün... Her yeni gün senin isteğin doğrultusunda senin seçimlerinle oluşuyor ve o günü sen yaratıyorsun... Ama korkularınla ve endişelerinle... Ama umutlarınla, hayallerinle, sevgi dolu düşüncelerinle ya da inançlarınla... Bu hayatın içinde yaşarken yeterince üzülmedin mi? Yeterince olumsuz duygular yaşamadın mı? Hâlâ bunları tekrar tekrar yaşayarak neden kendine acı çektiriyorsun? Neden aynı tarz ilişkiler yaşamaya devam ediyorsun, neden çalıştığın yerde hâlâ haksızlığa uğradığına inanıp şikâyet etmeye devam ediyorsun? Neden yaşadığın olaylara farklı bakmayı bu kadar reddediyorsun?

Bugüne kadar bir döngü haline gelmiş olan tüm davranış kalıplarınızı değiştirip yaşama yeniden başlayın... Her gününüzü, her anınızı yeniden yaratın... Kendiniz için bir şey yapın...

Öğrendikleriniz ve deneyimlediğiniz her şey için teşekkür edin...

Yaşamının, bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğun seçimlerinizin sorumluluğunu alın... Bu senin hayatın, senin oyunun... Sen ancak sen gerçekten istediğinde hayatını iyileştirebilirsin. Başka hiç kimse bunu senin adına yapamaz... Kimse senin adına tuvalete gidemediği gibi... İstediğin kadar terapiste git, doktora git, kişisel gelişim dersleri al ne yaparsan yap sen değiştirmek istemediğin müddetçe aynı hayatı yaşamaya devam edersin... Evet bu benim yaşamım benim oyunum ben istedim ben yaşadım demek, kendinle barışmak için adım atmak demektir... Çünkü artık başkalarına kızmıyorsundur, başkalarını suçlamıyorsundur, kafandan geçen o milyonlarca düşünceden, korkulardan birini yaşadığının farkına varmışsındır... Ne yaşarsan yaşa senin sorumluluğunda olan bir hayatı yaşadığını kabul et...

Şikayet ettiğin hayatı değiştirme cesaretin yoksa da bunu da kabul et bu da senin seçimin... Ben söylenmeyi şikayet etmeyi seviyorum bu yüzden böyle bir hayat yaşatıyorum kendime... Sorumluluk bana ait de... Ama başkalarına kızma, suçlama...

Başkalarına kızdığın, başkalarını suçladığın her konuda aslında oyunu göremediğin için sen kendine kızıyorsun... Kendini suçluyorsun... Bunu kabul etmek sana ağır geldiği için bahaneler yaratıyorsun...

Hani elimizle birisini suçlarken parmaklarımızı ileri doğru uzatırız senin yüzünden deriz ya... Aslında bir bakın elinizle nasıl bir hareket yaptığınıza... İşaret parmak ileri bakar... Avucun içinde ise diğer parmaklar birleşir ve onların yönü de seni gösterir... Aslında söylendiğim kızdığım şey kendimedir... Kendimize kızdığımızı kabul etmek hayatımızın sorumluluğunu almak cesaret ister... Ne yaşadıysanız doğrudur, böyle yaşanması gerekiyordu, bu yüzden yaşadınız... Sorgulamayı bırakın... Siz yaptınız, parayı harcayan sizsiniz, kötü bir ilişki yaşayan sizsiniz, geç kalan sizsiniz, işe tutunan sorun çıkaran sizsiniz vs vs... Ama bütün bunları göremiyor kabul etmiyoruz ehhh şikayet etmek, suçlamak daha kolay tabii..

Geceleri uyuyamıyorum, sabahları yorgun kalkıyorum, enerjim çok düşük... Kötü bir gün... diye konuşuyoruz...

Değiştirin... Geceleri uyuyamıyorsun çünkü tüm gün içinde hatta geçmişten de getirmiş olduğun sorunları taşıyorsun gecene... Bırak. Benim seçimimdi... Yaşadım ve bitti de... Kendinle barış... Affet artık kendini... Kendini özgür bırak... Yaşama direnç gösterme... Tutunma... Yarın yeni bir gün, yeni bir başlangıç... Şimdi ise gecenin keyfini çıkarıyorum... Mükemmel bir uyku için hazırlanıyorum ve sabah çok dinç ve enerjik kalkıyorum diye geceyi bitir... Ve güzel bir uyku uyu...

Sabah uyandığında yorgun ve enerjin düşük mü hissediyorsun kendini... Yine geçmişte yaşamış olduğun bu oyunu gör, daha önce güne kötü başladığın çok anlar oldu... Bunu deneyimlemiştin... Tekrar aynı şeyi yaşamaya ihtiyacın var mı? Zaman koy kendine... Şu an enerjim düşük kabul ediyorum... Tam yarım sonra çok enerjik ve coşku dolu bir şekilde harika bir güne başlıyorum de... O günü hayal ettiğin gibi yeniden yarat... Bu bakış açısını hayatının her aşamasına yerleştir.

Oyunlarınızı görün... Ciddiye almayın... Kendinizle dalga geçin... Bak gördün mü yine üzüntü oyunu kurmuşum, yine acı oyunu kurmuşum, değersizlik oyunu kurmuşum, bunu oynadım diyin... Bu oyuna güç vermeyin... Gücü elinize alın... Ben bunu daha önce deneyimledim ve bitti... Ben sevgi dolu deneyimler yaşamayı seçiyorum, ben sevgiyi seçiyorum, kendimle barışıyorum diyin...

Şimdi nasıl davranmalıyım, diye sorun kendinize... Belki daha önce böyle bir olay yaşadığınızda neden yaşadığınızı bilmiyordunuz ama oyununuzu gördüğünüzde eskiden davrandığınız şekli, oynamış olduğunuz o acı veren rolünüzü değiştirip farklı davrandığınızda aynı üzüntü ve acıları çekmezsiniz... Bakış açınızı ve davranış şeklinizi değiştirdiğinizde siz güç vermediğiniz için yavaş yavaş bu oyunlar yaşamınızda biter...

Bugüne kadar başkaları size haksızlık yapmadı, acı çektirmedi onlar suçlu kötü değil...
Siz kendinize çok haksızlık yaptınız, kendinize bu kadar acı çektirdiniz ve kendinizi üzdünüz... Öfkeyle beslediniz kendinizi, intikam ve hırsların peşine düştünüz... Ne kazandınız? Şimdi tüm davranış şeklinizi değiştirdiğinizde, olumsuz düşüncelerinizi yakalayıp farkındalığınızı arttırdığınızda, olumsuz düşünmeyi bıraktığınızda, kızmayı ve öfkeyi bıraktığınızda kendinizle barışacak arzu ettiğiniz hayatı yaşayacaksınız... Bir birey olarak özgür ve mutlu olacaksınız...

Ülkemizde, dünyamızda çıkan yangınlar, çocuk ölümleri, depremler, tusunamiler, savaşlar cinayetler, hastalıklar şu andaki dünya insanlarının bilincini gösteriyor ama hiçbir insan ne acı ki sevginin değil, öfkenin, kızgınlığın, olumsuz enerjilerin bu dünyayı yönettiğini göremiyor... Bireyler toplumları oluşturuyor... Her birey, ben mi bu dünyayı iyileştireceğim diyor... Evet şu an bu yazıyı okuyan sen bu dünyayı iyileştireceksin senin görevin bu... Çünkü sen kendine kızmayı bırakıp kendini sevmeye başladıkça, kendinle barış içinde yaşadıkça öfke, kızgınlık, endişe dolu enerjin iyileşmeye başlayacak; yaşamında daha fazlasıyla sevgi olacak, sen sevgi dolu oldukça yaşadığın, sorun olarak gördüğün tüm olaylar iyileşmeye başlayacak, kendinde oluşan bu muhteşem sevgi dolu enerjini yaşadığın alanlara yayacaksın ve senin gibiler çoğaldıkça, insanların bilinçleri şefkat, anlayış ve sevgiyle doldukça işte o zaman bu dünya gerçekten cennet olacak...

Şimdi kendiniz ile barışma zamanı...

Kendin için ne yapıyorsun, yaşadığın yer, şehir, ülken ve bu dünya için ne yapıyorsun dediklerinde söyleyecek bir şeylerin olsun... Ruhumu iyileştiriyorum, başkalarını suçlamayı kendime kızmayı bıraktım, kendimle barıştım, yaşamımın sorumluluğunu aldım, yaşamımı iyileştiriyorum, kendime değer veriyorum, kendimi seviyorum ve bu yüzden bu kadar huzurluyum ve rahatım diyebiliyorsan ne mutlu sana...

Sevgiyle doldurun yaşamınızı... Dua edin... Meditasyon yapın... Olumlu düşünün... Niyet edin... Seçim yapın... İnsanlara ve dünyaya sevginizi iyi dileklerinizi gönderin... Ne yaparsanız yapın ama barış içinde olan, güzel bir dünyada yaşamak istiyorsanız, önce kendinizden başlayın...
Bana tüm nimetlerin verildiği, bu kadar her ayrıntısı olağanüstü güzel düşünülmüş ve tasarlanmış olan bu güzel ve muhteşem olan benim dünyam bunu hak ediyor... Sizi bilmem ama ben yaşadığım bu dünyaya bunu borçluyum... En azından gece yattığımda kendim için, insanlar için ve dünyam için ne yaptım diye düşündüğümde elimden gelenin, yapabildiğimin en iyisini yaptığımın bilinciyle rahat uyuyorum...

Bugün yeni bir gün, hayal ettiğin gibi güzel ve sevgi dolu olarak yeniden yarat gününü...

Ne kaybedersin?...