Diş Sağlığı Diş Sağlığı Diş Sağlığı

Konu, 'Sağlık Köşesi' kısmında dreamgirls tarafından paylaşıldı. Okunma: 20821 | Cevaplanma: 9

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. Türk Diş Hekimleri Birliği Toplum Ağız Diş Sağlığı Komisyonu tarafından hazırlanmıştır.

    Diş sağlığı hakkında yanlışlar ve doğrular

    Toplumda ağız ve diş sağlığı konusunda oluşan yanlış inanç ve alışkanlıkların en büyük etkeni , bilgi eksikliğidir.

    YANLIŞ İNANÇ VE DAVRANIŞLAR
    Halk arasında ağız diş sağlığına yönelik yanlış inanç ve davranışlar oldukça yaygındır.Bu yanlış inançlar nedeniyle kişi dişhekimine zorluk çıkartmakta, yapılması gerekli bazı tedavileri yaptırmamakta böylece kendi ağız sağlığına, hatta genel sağlığına da zarar vermektedir.

    1-Y- Diştaşları temizlendikten sonra daha çok diştaşı oluşur, devamlı temizletmek gereksizdir.
    D- Düzenli ve doğru fırçalama diş taşı oluşumunu engeller.Ancak oluşmuş taşların mutlaka hekim tarafından temizlenmesi gerekir.



    2-Y- Diştaşı temizliği dişin minesine zarar verir,
    D- Diş taşı temizliği doğru yapılırsa minenin zedelenmesine neden olmaz.


    3-Y- Diş taşları temizlenirse dişler sallanmaya başlar, diştaşı dişi tutar, sallanmasını engeller.
    D- Diştaşları temizlenmediği için dişetleri çekilerek dişlerin sallanmasına neden olur. Bu boyutta diştaşı oluşumuna izin vermemek gerekir.



    < Resmi açmak için tıklayın >

    4-Y- Dişlerimi fırçalarken dişetlerim kanıyor bu nedenle fırçalamıyorum Diş fırçalarken dişetlerinin kanaması iyidir pis kan akıtılmalıdır,
    D- Fırçalarken görülen kanamalar, normal değildir.Dişeti kanaması dişeti hastalığının ve bazı sistemik hastalıkların en önemli belirtisidir. Vakit geçirmeden bir hekime başvurmak gerekir. Kanamadan dolayı fırçalamamak problemi daha da arttırır.


    5-Y- Misvak kullanımı dişetleri için daha iyi ve yararlıdır, sünnettir,
    D- Misvak fırça yerine geçmez. macunla kullanılmadığı için temizleme özelliği azdır. Kıl fırçalar yıkanarak temizlenir.bu nedenle üzerinde mikroplar üremez.



    6-Y- Diş kesimi sağlam dişe zarar verir, kesilen diş de bir süre sonra çekilir, Bir diş için 2 dişe yazık.
    D- Kurallara uygun olarak kesilip kaplanmış dişlerin çürüme olasılığı sağlam diş kadardır.


    7-Y- Kancalar(kroşeler) dişi çürütür, aşındırır ve dişi sallandırır.
    D- Kurallarına uyg un olarak yapılan kroşeler dişin sallanmasına ve aşınmasına neden olmaz..Protez kullanan kişilerin ağız ve protez bakımını düzenli yapması dişlerin çürürmesini önler.



    8-Y- En doğrusu bütün dişleri çektirip total protez yaptırmaktır.
    D- Hem genel görünüş hem de çiğneme açısından mümkün olduğu kadar doğal dişlerin ağızda kalması doğrudur. Total ( tüm ) protez son çaredir.


    9-Y- Protez ilk takıldığında leblebi yeniliyorsa o protez iyidir,
    D- İlk takılan protezlere alışabilmek için, kademeli olarak yumuşak gıdalardan sert gıdalara geçiş yapmak daha doğrudur.



    10-Y- Süt dişlerinin çekimi anestezi ile yapılırsa alttan gelen kalıcı diş sürmez.
    D- Süt dişlerinin çekiminde yapılacak anestezinin alttaki sürekli dişlerin sürmesini engelleyen yada geciktiren bir etkisi yoktur .


    11-Y- Süt dişleri nasıl olsa dökülecek dolgu ve tedavi gereksizdir,
    D- Henüz düşme zamanı gelmemiş süt dişinin tedavi edilmemesi veya çekilmesi , sürekli dişlerde, sürme bozukluklarına ve çene gelişiminde aksamalara neden olur.



    12-Y- 6 yaş dişleri süt dişleriyle karıştırılır, çürüdüğünde çekilmesi istenir, altından diş geleceği söylenir.
    D- 6 yaşında süren 6 yaş dişi, ilk çıkan sürekli diştir , mutlaka korunmalıdır. Çekilirse yerine diş çıkmaz.


    13-Y- Dolgu çabuk düşer, kesin çözüm kaplamadır,
    D- Usulüne uygun yapılan dolgular düşmez, kaplama madde kaybı fazla olan dişler için uygundur.



    14-Y- Çürük kalıtsaldır ne kadar fırçalanırsa fırçalansın diş çürür, dişi kurtlar yiyerek çürütür,
    D- Kalıtımın etkisi kanıtlanmamıştır. İyi bir ağız bakımı,düzenli dişhekimi kontrolleri bu tabloyu tersine çevirebilir.



    15-Y- Diş çekimi en kolay ekonomik ve kesin çözümdür, çürük diş çektirilmelidir.
    D- Diş için yapılabilecek her türlü tedavi sonuna kadar denenmelidir. Hem fonksiyon hemde estetik yönden hiçbir protez kendi dişinizden daha iyi değildir.



    16-Y- Erkek dişhekimleri daha iyi diş çeker,
    D- Diş çekimi son derece teknik bir iştir. Aşırı güç kullanımı sakıncalıdır.


    17-Y- Çekim için kullanılan lokal anestezikler morfindir, alışkanlık yapar,
    D- Lokal anestezikler morfin içermez dolayısı ile alışkanlık yapmaz.



    18-Y- Diş ağrıyınca dişin üzerine aspirin, rakı, kolonya, akü suyu, tütün, gres yağı koymak ağrıyı keser.
    D- Bu maddelerin kullanılması kesinlikle doğru değildir. Ağız dokusunda yanıklara neden olurlar.


    19-Y- Çürük diş çekildikten sonra pis kan akıtılmalıdır, çekilen dişin yerini kanatmak iyidir.
    D- Kanamanın en kısa zamanda durdurulması ve çekim boşluğunun kan ile dolarak pıhtılaşması yara iyileşmesi açısından son derece önemlidir.



    20-Y- 20 yaş dişi çabuk çürür, gereksizdir, çıkar çıkmaz çekilmelidir,
    D- Düzenli bir şekilde çıkıyor ve diş dizisini bozmuyor ise korunmalıdır.


    21-Y- Amalgam dolgu yapmayın kanser yapıyor.
    D- Yapılan araştırmalar uygun yapılmış amalgam dolgularda böyle bir sakınca göstermiyor.



    22-Y- En iyi dolgu lazerle yapılan beyaz dolgudur.
    D- Beyaz dolgularda yaygın olarak kullanılırlar.Ancak dolgu yapımında kullanılan ışın lazer degildir.


    23-Y- Kanal tedavisi başarısız ve çok ağrılı bir tedavidir, dişi çekmek daha iyidir,
    D- Anestezi altında, kuralına uygun yapılan kanal tedavileri ağrısızdır ve çok uzun süre kullanılır.



    24-Y- Dolgu yaptırılmadan önce abdest alınması gereklidir, abdestsiz dolgu yaptırılmaz,
    D- Hastanın inançları yönünde hareket edilmeli.


    25-Y- Ramazanda dişhekimine gidilmez oruç bozulur,
    D- Her türlü tedavi ramazan ayı içerisinde yapılabilir.Yine anestezi olup olmamak hastanın inancı ile ilgilidir.



    26-Y- Ağız içi diş apsesi için, "başına kına yak geçer",Apseye patates sıcak soğan sarmak iyidir, iltihabı dağıtır.
    D- Antibiotik kullanımı ve absenin boşaltılması doğru yöntemdir. Aksine uygulamalar daha vahim sonuçlar doğurabilir.


    27-Y- Herkesin ağzı kokar koku ciğerlerimden geliyor.
    D- Ağız bakımı, ağız içinde kokuya neden olan çürük ve dişeti hastalıklarının tedavisi, yine kokuya neden olan sistemik hastalıkların kontrol altına alınması ağız kokusunu önler.



    28-Y- Yerine nasıl olsa yenisi gelecek süt dişlerin fırçalanması ihmal edilebilir.
    D- süt dişleri çene gelişimi ve sürekli dişlerin doğru sürmesi açısından önemlidir. Bakımlarının ihmal edilmemesi gerekir.


    29-Y- Süt dişleri geç çıkarsa, daha sağlam olur,Süt dişleri dama atılırsa, daimi dişler sağlam çıkar.
    D- Süt dişlerinin sürme zamanlarındaki 6 aylığa kadar olan sapmalar önemli değildir. Bunun dışındaki daha uzun zamanlı sapmalar sistemik bir takım
    problemlere işaret edebilirler.



    30-Y- Her hamilelik bir ya da birkaç dişin kaybına neden olur ve çaresi yoktur. Hamilelikte dişetleri kanar, dişten kalsiyum çekiliyordur,
    Hamilelikte diş fırçalamak zararlıdır.
    D- Hamilelikte hormonal değişiklikler nedeni ile dişetinde problemler oluşabilir. Düzenli fırçalama ve dişhekimi kontrolleri bu tür şikayetlerin yaşanmasını azaltır. Hamilelikte bebeğin ihtiyacı olan kalsiyum beslenme ile sağlanmıyorsa annenin dişlerden değil kemiklerinden sağlanır.



    31-Y- Hamilelikte diş çekimi ve tedavisi yapılamaz, anestezi yapılamaz, bebek zarar görür.
    D- Acil olan tedaviler hamileliğin her döneminde hekimin kontrolu altında yapılabilir.Acil olmayan tedaviler için dişhekiminizin önerilerine uyun.



    32-Y- Sahte Dişhekimleri kökten yetişmiş dişçilerdir, her şeyi bilirler,daha ucuz ve sağlam protez yaparlar, İkisi de diş çekiyor diş takıyor, zaten ölçüyü hekim alıyor, protezi teknisyen yapıyor, niye fazla para vereyim.
    D- Hekimin aldığı ölçü üzerinden işlem yapması gereken teknisyenlerin veya usta çırak ilişkisi ile yetişen sahte dişhekimlerinin hasta ağzında çalışmaya hiçbir yetkileri yoktur. Bu konuda eğitim almadıkları için Ağız ve çevre dokuların korunmaması, ağıziçi uygulamalar konusunda yanlış uygulamalar telafi edilemeyecek sorunlar yaratır. Ayrıca sterlizasyon eksikliği sarılık, frengi, AIDS, verem gibi bir çok bulaşıcı hastalığın yayılmasına neden olurlar.


    Bu nedenle başvurduğunuz muayenehanede diploma olmasına ,diplomadaki kişi ile sizi muayene edenin aynı kişi olduğuna dikkat ediniz.


     

  2. Türk Diş Hekimleri Birliği Toplum Ağız Diş Sağlığı Komisyonu tarafından hazırlanmıştır.


    - Hastalar ağız içi olumsuzlukların şiddetini azaltmak için ağız hijyenlerini korumaya teşvik edilmeli, düzenli olarak, günde 3-4 kez, özellikle yemeklerden sonra 30 dakika içinde ve yatmadan önce ağız temizliğini yapılmalıdır.

    - Diş fırçalama çok yumuşak bir fırça yardımıyla baskı uygulamaksızın antitartar, peroksit ihtiva etmeyen florür ve karbonat içeren bir diş macunu ile yapılmalıdır. İki ayrı diş fırçası değiştirilerek kullanılmalı ve klorheksidinli veya hipokloritli solüsyonlarda yıkanarak, kurutulmalıdır.

    - Ağız duşu ve elektrikli diş fırçası kullanımı tavsiye edilmez. Hasta eğer dişipi kullanıyorsa mumlu ve şerit diş ipi kullanması önerilir eğer kullanmıyorsa kullanıma alıştırmak için uygun bir zaman değildir.

    - Dişler fırçaladıktan sonra günde en az dört kez,sabah, öğle, akşam yemeğinden sonra ve gece yatmadan önce Bir su bardağı kaynatılıp soğutulmuş suya yarım çay kaşığı karbonat (yemek sodası) ilave edilerek hazırlanan ağız gargarası yapılması tavsiye edilir.

    - Özellikle kemoterapiden 7-10 gün sonraki dönemde dişler fırçalanmamalıdır,çünkü bu dönemde dişeti kanaması ve enfeksiyon riski vardır. Fırçalamak yerine ağız gargaraları ve karbonatlı gargara ile ağız temizlenmelidir.

    - Kemoterapi sırasında görülebilen kusmalardan sonra karbonatlı su ile hasta sık sık gargara yapmalıdır.

    - Eğer diş macunu ağzınızı veya dişlerinizi sızlatıyor, fırçalarken mideniz bulanıyorsa, fırçalamak yerine karbonatlı gargara ile ağzınızı temizleyin.


    - Kanser tedavisi sırasında mümkünse hareketli protezler takılmamalıdır.

    - Tedavi sonrası dişler düzenli fırçalanmalı,protezler her yemekten sonra ve gece yatarken kesinlikle ağzınızdan çıkarılarak temizlenmelidir. Damağa iyi oturmayan takma dişler kullanılmamalı.Protezler temizleyici sıvılar içinde saklanmalıdır.

    -Mantar enfeksiyonu varsa tedavi sadece ağız içi dokulara değil protezlerede uygulanmalıdır.

    - Kurumaya karşı dudaklar vazelin veya dudak yağları ile nemlendirilmelidir.
    - Ağız kurumasında alınacak genel önlemler

    * Sakız, şeker, buz parçaları
    * Sıvı içeceklerin sık sık alınması
    * Asitli veya baharatlı gıdalardan kaçınma
    * Havayı nemlendirme
    * Tükrük akışını hızlandıran diş hekiminin tavsiye edeceği preparatları kullanılabilir.

    - Kolay yutmayı sağlamak için sulu yiyecekler tercih edilmeli ve günde en az iki litre sıvı içilmelidir.

    - Tahrişe neden olabilecek asitli, çok sıcak ve çok soğuk içeceklerden, alkol ve tütün kullanımından kaçınılmalıdır.
    - Baş- boyun bölgesine uygulanan radyoterapide , yaşam boyu süren fluor uygulaması, mevcut dişlerin muhafaza edilmesi ve kemik yıkımının önlenmesi açısından hayati önem taşır. Fluor uygulaması için özel ölçü kaşıkları hazırlanır. Fluorid kaşıklara konur, hasta ağzına yerleştirilir ve ısırtılır. Kaşıklar ağızda en az 5 dakika bırakılır sonra kaşıklar çıkarılır ve ağız durulanır. En az 30 dk süreyle yenmez içilmez ve diş fırçalanmaz. Fluorid uygulaması günde 1-2 kez yapılmalıdır.

    Tüm bu önlemlere rağmen ağzınızda, görünüm, his veya tat yönünden bir değişiklik olduğunda doktorunuza veya hemşirenize haber vermelisiniz.

    Tedavi sırasında acil bir diş problemi olduğunda onkologlar hastayı ,en uygun olduğu zamanda dişhekimine hazırlamalı ve kan tablosu ile uygulanan tedavi hakkında bilgi vermelidir
    Dişler için mutlaka tedavi ve özellikle çekim gerekiyorsa, bunu kemoterapi başlamadan önce kan değerleri normal sınırlarda iken yapılır.
    Diş çürüğü ya da ağrı gibi problemleriniz varsa kemoterapi uygulamasına başlamadan önce dişhekimine gitmeniz gerekir.

    Tedavilerin sağlıklı bir biçimde sürdürülmesi ve hasta ile işbirliğinin korunması için tedaviye başlanmadan önce bir dişhekimine giderek koruyucu programları uygulamakta fayda vardır.


    KEMOTERAPİNİN AĞIZ İÇİNDEKİ ETKİLERİ
    - Bazı kemoterapi ilaçları ağız yaralarına ve iltihaplara neden olabilir.
    - Bakteri, virüs ve mantar enfeksiyonları, bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla oldukça sık karşımıza çıkar.
    - Tat alma duyusu değişebilir.Yiyeceklerin tadı daha tuzlu,ekşi ve metalik gelebilir. Kemoterapi bitince tat alma duyusuda normale dönecektir.
    - Tedavide yardımcı olarak kullanılan sakinleştirici ve ağrı kesicilerin uzun süren kullanılmaları tükrük akışını azaltan, çürük oluşumunu arttıran etkiler göstermektedir.

    KANSER TEDAVİSİ ÖNCESI ALINAN AĞIZ İÇİ ÖNLEMLER ŞUNLARDIR;
    - Ağız içinde rahatsızlıklara neden olan diştaşlarının temizlenmesi, hatalı dolgu ve protezlerin düzeltilmesi,
    - Dişeti problemleri ve diş çürükleri tedavi edilmeli,

    - Hastalardan ölçü alınarak özel kaşıklar hazırlanmalı. Bu kaşıklar tedavi öncesinde ve sonrasında dişlerin korunması için fluor jeli uygulamasında kullanılmalı.

    Yukarıdaki amaçlara yönelik her türlü tedavi mümkünse kanser tedavisine başlamadan önce gerçekleştirilmelidir. Çünkü kanser tedavi sırasında sadece acil tedaviler yapılabilir.


    alıntıdır...
     


  3. Hamilelik dişlerin tedavisi açısından 3 dönemde incelenir:

    0-3 aylık dönem; Bu dönem hamileliğin en hassas olduğu dönemdir. Ağrıya neden olan ve müdahale edilmediğinde anneye ve bebeğe zarar verebilecek durumlarda dişhekimine gidilmelidir.
    3-6 aylık dönem; Hamilelik sonuna kadar ertelenmesi uygun olmayan diş çekimleri, dolgular, kanal tedavileri yapılabilir. müdahalelerin yapılması için en uygun dönemdir.
    6-9 aylık dönem; Bu dönemde bebek anne karnında oldukça büyümüştür ve doğum yaklaşmaktadır. İlk 3 aylık dönemde olduğu gibi acil tedaviler dışında herhangi bir uygulama yapılmamalıdır.
    Hamilelerde Röntgen Çekimi: Zorunlu hallerde anne adayına kurşun önlük giydirilerek röntgen çekilebilir.
    Hamilelerde İlaç Kullanımı: Hamilelik döneminde kullanılan tetrasiklin grubu antibiyotikler "Tetrasiklin Renklenmesi" denilen geri dönüşümü olmayan renklenmelere neden olur. Bu grup dışında kullanılan antibiyotiklerin, penisilin ve türevlerinin dişlerde renklenmeye neden olduğuna veya zarar verdiğine dair bilimsel bir veri yoktur.
    < Resmi açmak için tıklayın >

    Ancak hamilelikte kullanılan her türlü ilacın anne adayını takip eden doktorun kontrolünde kullanılması gerektiği unutulmamalıdır.

    ANNE ADAYLARI; ÇOCUĞUNUZUN SAĞLIKLI DİŞLERE SAHİP OLMASINDA EN BÜYÜK ETKEN SİZSİNİZ
    Diş ve dişeti hastalıkları, düşük ağırlıklı bebek doğum ihtimalini 7 kat arttırır. Bu nedenle hamileler, ağız bakımlarına ve beslenmelerine daha fazla özen göstermelidir.
    Hamileliğin Ağız Diş Sağlığına Etkileri: Hamilelikte tükürükteki asit miktarı artmakta ve dişler çürümeye yatkın hale gelmektedir. İlk aylarda görülebilen kusma sonrasında, annenin ağız hijyenine dikkat etmemesi de çürük riskini arttırmaktadır. Dişetlerinde sorunu olan anne adayları ağız bakımına dikkat etmezlerse, hormonal değişime bağlı olarak da dişeti sorunları artar. Dişetleri kanayan anne adayı dişlerini fırçalamaktan kaçınabilir. Bu durum, dişler üzerinde daha fazla bakteri birikmesine ve dişetlerinde şişliğe, kızarıklığa ve daha çok kanamaya neden olur.
    Hamilelik Gingivitisi
    Buna "Hamilelik Gingivitisi" denir. Dişeti kızarık, şiş, hassas ve kanamalıdır. Hamilelik gingivitisi genellikle, hamileliğin 2. ayında başlayıp, 8. ayında en üst seviyeye çıkar.
    Eğer hamilelik planlanıyor ise anne adayları mutlaka bir dişhekimi kontrolünden geçmeli,hamilelik öncesinde varsa diş ve dişeti problemleri giderilmelidir.
    Ağız bakımı iyi olmayan ve dişetlerinde iltihap olan hamilelerin dişetlerinde "Hamilelik Tümörü" gelişme riski de vardır.
    Hamilelik tümörü
    Bunlar iltihaba bağlı gelişen dişeti büyümeleridir.Genellikle doğum sonrası kendiliğinden geçmektedir,ancak çiğneme, fırçalama güçlüğü ve aşırı ağrı gibi sorunlara neden oluyorsa dişhekimi kontrolunden geçilmelidir.
    Beslenme: Hamilelikte iyi beslenme annenin olduğu kadar doğacak bebeğin de diş sağlığını olumlu yönde etkileyecektir. Bebeğin diş gelişimi hamileliğin ikinci ayından itibaren başlar.Sağlıklı diş gelişimi için kalsiyum, fosfor ve vitamince zengin besinler yeterince alınmalıdır. Günde bir litre süt veya süt ürünleri bu ihtiyacı karşılar.Anne adayları hamileliğin ilk ayından itibaren ara öğünlerden kaçınmalıdırlar. Ağız içinden uzaklaştırılmayan tüm besin artıkları, dişler üzerinde birikerek çürük oluşumunu hızlandırır.
    "Her hamilelik anneye bir diş kaybettirir" düşüncesi yanlış bir inançtır. Hamilelik sırasında annenin dişlerinden kalsiyum kaybı olduğuna dair herhangi bilimsel kanıt yoktur. D vitamini, kalsiyum (günlük 1200-1500mg), C ve B12 vitamininden zengin gıdalar almalıdır. Eğer gıdalarla yeterli kalsiyum alınamazsa bebeğin gelişimi için gerekli olan miktar annenin kemiklerinden karşılanır. Dişlerden kalsiyum çözünmesi olmaz.
    Ağız Bakımı: Hamileliğin ilk aylarında görülen kusmalar, değişen beslenme alışkanlıkları ve hormonal değişimlerin etkisiyle dişetlerinde hassasiyet ve kanama olabilir. Kanama nedeniyle anne adayları diş fırçalamayı bırakmamalıdırlar. Dişeti iltihabı dişlerin ve dişetlerinin etkin bakımı ve temizlenmesi ile önlenebilir. Her gün en az 2 kez, mümkün olan durumlarda her yemekten sonra dişler fırçalanmalıdır. Diş araları diş ipi ile temizlenmelidir.Dişhekiminin önerisi olmadığı sürece ağız gargarası kullanılmamalıdır.
    Diş Tedavisi: Hamilelikte kontrol amacı ile düzenli olarak dişhekime gitmek gerekir. Şiddetli ağrı ve iltihabın olduğu durumlarda tedavi hamileliğin hangi döneminde olursa olsun yapılmalıdır. Özel durumlar haricinde diş tedavisi ve diş çekiminin hiçbir sakıncası yoktur Ancak seanslar mümkün olduğunca kısa tutulur. Anestezi ve ilaç verilmesi gereken durumlarda kadın doğum uzmanı ile irtibat kurulabilir. Ertelenebilecek işlemler doğumdan sonraya bırakılır.






    alıntıdır...
     
  4. " Biberonla beslenen engellilerde tüketilen süt, hazır mama ve meyve suları şeker içerdiğinden uzun süre bu tarz beslenme biberon çürüklerine neden olur. Beslenme sonrası su içirilmesi yada ağzın bir tülbentle temizlenmesi gereklidir. Önlem olarak mümkünse gece beslenmelerinin kaldırılmalıdır.
    < Resmi açmak için tıklayın >
    " Diş çürüğünün ana nedeni şekerli, asitli, diş ve dişetine kolayca yapışıp kalan besin maddeleridir.

    Engelliye özel bir diyet önerilmemiş ise bol şeker ve karbonhidrat içeren gıda maddeleri yemek aralarında verilmemeli, bu gıdalar ana öğünlerde tüketilmelidir.
    " Püre tarzında, yumuşak gıdalarla beslenmek zorunda kalan engellilerde diş fırçalama yapılamıyorsa yemek sonrası ağız çalkalatılmalı yada gıda artıkları silinerek temizlenmelidir.
    " Şurup formundaki ilaçların çoğu şeker içerdiğinden bu ilaçları sürekli kullananlar ağız-diş bakımına daha özen göstermelidirler.
     
  5. Türk Diş Hekimleri Birliği Toplum Ağız Diş Sağlığı Komisyonu tarafından hazırlanmıştır.

    * Öncelikle ağız kokusunun ağız içi bir nedenden kaynaklanıp kaynaklanmadığı bir dişhekimi tarafından tespit edilmelidir.
    * Ağız içinde çürük dişler , kanayan dişetleri , iyi temizlenmemiş protezler varsa gerekli tedaviler yapılmalıdır.
    * Diş ve dişetleri sağlıklı hale getirildikten sonra bu durumun korunması için düzenli olarak diş fırçası ve diş ipi kullanılmalıdır
    * Ayrıca dilin üzeri de mutlaka fırçalanmalıdır. Bu iş için özel olarak üretilmiş dil fırçalarının kullanılması daha da uygundur.
    * Şekersiz sakız çiğneyerek tükürük akışını arttırmak gıda artıklarının temizliğine katkıda bulunacaktır.

    * Ağız gargaralarının kullanımı ağız kokusunun azalmasına yardımcı olacaktır.
    * Eğer dişhekimi ağız temizliğinin yeterli olduğunu tespit ederse o zaman ağız dışı kaynaklar araştırılmalı ve konunun uzmanı ile görüşülmelidir.
    < Resmi açmak için tıklayın >


    AĞIZ KOKUSU NEDİR?
    Ağız kokusu bireylerin hem sağlığını hem de sosyal yaşamını doğrudan etkileyen bir sorundur.
    Ağız kokusu ; bazı bakterilerin ağız içindeki gıda artıkları ile birleşerek oluşturduğu hoş olmayan kokudur.
    Bu sorun genellikle ağız içi nedenlerden kaynaklanmaktadır,ancak daha az sıklıkla olmakla birlikte bazı sistemik hastalıkların da ağız kokusuna neden olduğu bilinmektedir.
    Bu koku özellikle sabahları ağızda belirgin halde hissedilir. Ancak sağlıklı bireylerde ; sabahları oluşan bu koku dişlerin fırçalanması ve diş ipi kullanılması ile ortadan kalkar.
    Ağız bakımı sağlanmasına rağmen koku devam ediyorsa, dişhekimine başvurulmalıdır.

    AĞIZ KOKUSUNUN NEDENLERİ
    * Diş aralarında , dil üzerinde ve diğer çevre dokularda kalan yiyecek artıklarının ağız içindeki bakteriler aracılığı ile kötü kokulu bileşiklerin oluşmasına sebep olmaktadır.

    * Ayrıca ; ağız bakımı eksikliğine bağlı olarak oluşan bu ortamda , diş çürükleri ve dişeti hastalıkları da meydana gelerek tabloyu ağırlaştırmaktadır.
    * İyi temizlenmeyen protezler de benzer şekilde ağız kokusunun daha şiddetli hissedilmesine neden olmaktadır.
    * Tükürük ağızda kokuya neden olan gıda artıklarının temizlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Bazı ilaçların sürekli kullanımında, tükürük bezleri ile ilgili hastalıklarda veya sürekli ağız solunumu yapan kişilerde, tükürük azlığına bağlı olarak ağız kokusu gelişebilir.

    * Yediğimiz bazı yiyecekler de ( soğan , sarımsak , et , balık , peynir vb.) nefesimizin kötü kokmasına neden olabilir. Dişlerin ve dilin temizlenmesi ile bu koku ortadan kalkmaz.Kokuya neden olan yiyecek vücuttan bütünüyle atılana dek koku devam edecektir.
    * Benzer şekilde tütün ürünleri ve alkol de ağız kokusuna neden olurlar. Bu alışkanlıklardan bütünüyle vazgeçmedikçe ağız kokusu devam edecektir.
     
  6. Diş gıcırdatma sırasında dişler ve çenelere çok yüksek bir basınç iletilmektedir,bundan dolayı uzun süren diş gıcırdatmaları; yüz ağrıları, boyun ağrıları , kulağa yansıyan ağrılar , baş ağrıları ve çene ekleminde rahatsızlıklara neden olabilir.

    TEDAVİ
    Erken dönemde; diş yüzeylerinin aşınmasını engellemek için dişhekimi tarafından yapılan gece plakları etkili olabilir. Geç dönemde; dişlerde meydana gelen hasarların tedavisi yine dişhekimi tarafından yapılan ve koruyucu uygulamalar ile mümkündür.
    Ayrıca dişlerin kapanış bozuklukları da farklı yöntemlerle normal hale getirilebilir.Nedeni tam olarak bilinemeyen bu tip durumlarda stres faktörünün azaltılmasının da faydası olacağı açıktır.
    * Diş gıcırdatma; çiğneme refleksinin uyku sırasında aktif hale geçerek alt ve üst dişlerin birbirlerine teması ile ortaya çıkan istem dışı bir harekettir.
    * Genellikle geceleri ortaya çıkmakla birlikte gündüzleri de hafif şiddette kendini gösterebilir.
    * Hafif şiddetli diş gıcırdatma pek çok kişide herhangi bir sağlık sorununa yol açmayabilir.

    * Çocuklarda da sık rastlanan diş gıcırdatma çoğunlukla daimi dişlerin tamamı sürdüğünde sona erer.
    * Diş gıcırdatmanın nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte hazırlayıcı bir takım etkenlerden söz edilebilir.Bunlar arasında stres önemli bir yer tutmaktadır.
    * Onun dışında sindirim problemleri,uyku bozuklukları,ağız içinde dişlerin kapanış problemleri ,bazı hastalıklar ve kimi ilaçların kullanımı da diş gıcırdatmaya zemin hazırlamaktadır.

    * Diş gıcırdatma kısa süreli uyumalarda dahi meydana gelebilir. Alt çenenin yan hareketleri sonucunda öncelikle kesici dişlerde aşınmalar meydana gelir.
    * Azı dişlerinin de devreye girmesiyle daha da şiddetlenen bu hareket sırasında ciddi bir ses de meydana gelir. Çoğunlukla bu ses , dişlerini gıcırdatan kişilerin yanında yatan kişileri uykudan uyandıracak kadar şiddetlidir.

    * Çoğu kişi herhangi bir belirti verene kadar bu durumun farkında değildir. genellikle ğız ve diş muayenesi sırasında dişhekimi tarafından fark edilir.
    * Dişlerin mine yüzeylerinin aşınması zordur ancak aşınma alttaki daha yumuşak tabakaya ulaştığında hızlanarak devam eder ve çürüğe yatkınlık da artar.
    * Ayrıca dişlerin kırılabilme olasılıkları da vardır. Bazen bu duruma dişeti çekilmeleri de eşlik eder.

    * İleri safhalarda dişlerde soğuk, sıcak, ekşi,tatlı v.b hassasiyetinin başlaması kaçınılmaz olacaktır.
     
  7. Türk Diş Hekimleri Birliği Toplum Ağız Diş Sağlığı Komisyonu tarafından hazırlanmıştır.

    * Yaşlı bireyler ağız bakımı açısından altı ayda bir kontrol edilmelidir. Ancak,ağız bakımı iyi olmayan ve ağız dokularını etkileyen sistemik hastalığı olanlar daha kısa 1-3 ay gibi aralıklarla görülmelidir.
    * Yaşlıda dişeti mekanik kuvvetlere karşı dirençli olmadığı için, bu hastalara yumuşak kıllardan oluşan diş fırçaları tavsiye edilir.
    * Floridli diş macunları ve ağız gargaraları önerilir.

    * Dişlere yapılan flor uygulamaları ile kök çürüklerinin oluşumu veya başlangıç halindeki çürüklerin ilerlemesi önlenebilmektedir.
    * Dişeti dokusunun kaybı sonucu oluşan dişler arası boşluklar, besin birikimine neden olacağı için, bu alanların temizliği arayüz fırçası ve diş ipliği ile yapılmalıdır.
    * Ağız bakımını gerçekleştiremeyen yatağa bağımlı hastalarda bu işlem, hasta yakınları ve yardımcı sağlık personeli tarafından yapılır.
    * Yaşlıda diş kaybı fazla olduğu için, kalan dişler sabit veya hareketli protezlerin tutuculuğunda önemli rol oynarlar. Bu yüzden, çürük dişlerin tedavisi gereklidir
    * Sürekli alınan bazı ilaçlar ağız kuruluğuna neden olabilirler. Tükrük dişleri çürüğe karşı koruyan doğal bir salgıdır, bu nedenle tükrük salgısında azalma varsa diş hekiminize danışın.
    * Protezler yemeklerden sonra protez fırçası ile temizlenmelidir.
    < Resmi açmak için tıklayın >

    * Protezler gece mutlaka çıkarılmalıdır. Dişetlerinizin de dinlenmeye ve havalanmaya ihtiyacı vardır. Çıkarılan protezler temizlenmeli ve soğuk su içinde tutulmalıdır. Ayrıca, protez temizleme tabletleri de protezlerin mikroplardan arınmasına yardımcı olur.


    Yaşlanma ile ilgili olarak ağız içi ve çevre dokularda şekil ve fonksiyon açısından bir takım değişiklikler meydana gelebilir.Bunların ağız sağlığımızın bozulmasına neden olmaması için kişisel bakımınızın ve düzenli diş hekimi kontrollerinin çok önemli olduğunu unutmayın.

    İLERİ YAŞLARDA AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI
    Ağız sağlığının bozulması yaşlanmanın doğal bir sonucu değildir. Düzenli diş hekimi kontrolleri yaşam kalitenizi olumlu yönde etkileyecektir.
    Yakın bir gelecekte; dünya nüfusunun %20'sinin 65 yaşın üstünde olacağı düşünülmektedir. İleri yaş nüfusunun artmasıyla ; daha iyi eğitim ve beslenme nedeniyle günümüzde dişler daha uzun süreler ağızda kalabiliyor.
    Ağız sağlığının bozulması yaşlanmanın doğal bir sonucu değildir. Bu durum koruyucu diş hekimliği hizmetlerinin yetersizliğine, sistemik hastalıklara, ilaç kullanımına, yanlış ve yetersiz beslenmeye ve uygun yapılmayan ağız bakımına bağlı olarak gelişir.
    Genel olarak,yaşlanma ile ilgili olduğu düşünülen ağız içi değişiklikler; diş kaybı, Dişlerin renginde koyulaşma, Dişetlerinde çekilmeler,tükürük miktarının azalması, ağız dokusunda ve kaslarda zayıflama ve tad duyusunun azalmasıdır.
    Yaşlanmaya paralel olarak minede meydana gelen aşınma sonucu dişlerde şekilsel değişiklikler görülür.Bu durum basit yüzeysel aşınmalardan, önemli madde kaybına kadar ilerleyebilir.
    Yaşlı nüfusun önemli bir bölümü hareketli protez kullanmaktadır. Bu protezler, ağız içi dokuların hem görünümlerini ve hem de bütünlüğünü etkileyen değişikliklere yol açabilir. Bu durum çiğneme fonksiyonunda ve beslenme alışkanlıklarında farklılaşmalara yol açar.
    Yaşlanmayla birlikte, sıklıkla kadınlarda olmak üzere bütün kemiklerde (Osteoporoz) kemik erimesi görülür. Protez kullanmayan yaşlı hastalarda bu durum, yüzde ve dudaklarda çöküntüye, ağızda büzülmeye ve dudak köşelerinden başlayan kırışıklıklara neden olur.
    Alt çenedeki kemik yıkımı ileri boyutlara ulaştığı zaman, çene kemikleri incelir ve bıçak şeklinde keskin hale gelir bu da protezlerin kullanımını zorlaştırır. Çene kemiklerinin doğal yapısını koruyabilmek için, fonksiyon görebilen dişlerin veya diş köklerinin ağızda tutulması gerekmektedir.

    * Yaşla birlikte tükürük akışkanlığı azalır. Bu duruma bağlı olarak bakteriyel plak birikimi dolayısıyla çürük ve dişeti hastalık riski artar.

    * Ağız kuruluğu,ağız içi dokuların darbelere karşı direncinide azalttığı için ağızda yaralara sık rastlanır.
    * Ağız kuruluğu dilin üzerinde yiyecek artıklarından oluşan bir tabaka birikmesine neden olur buda tad alma duyusunda azalmaya neden olur. Dilde yanma, kaşıntı ve ağrı vardır.
    * Tükürüğün mekanik temizleme ve nemlendirici etkisi azaldığı için özellikle agız içinde ve dudak köşelerinde mantar tipi enfeksiyonlar görülebilir.
    * Ayrıca, yetersiz tükürük salgısı sonucu, protezlerin tutuculuğu azalır bu nedenle hastaların çiğneme,yutkunma ve konuşma fonksiyonları olumsuz yönde etkilenir. .

    * Hareketli protezler,ağız içi geniş yüzeyleri kaplayarak tad alınmasını da engellerler. Tad hassasiyetinin azalmasına bağlı olarak, yaşlıda tuz ve şeker tüketimi artar ve bu durum sistemik problemlerin gelişmesine neden olur.
    * Eklemde meydana gelen deformasyonlar sonucu, ağzın açılması sırasında hafiften şiddetliye değişen sesler duyulur. Ayrıca, hatalı yapılmış dolgular, dişgıcırdatma gibi faktörler de dişlerin çiğneme yüzeylerinde değişiklikler yaratarak, alt ve üst çene dişlerinin kapanış ilişkilerinin bozulmasına neden olur. Bu durum çene ekleminde ağrı ve hareketlerde kısıtlılık yaratır.
    * Yaşlıda, kronik hastalıklar, ilaç kullanımı, çiğneme ve yutma bozuklukları, tad duyusunun azalması, fiziksel bozukluklar ve hareketliliğin azalması dolayısıyla besin alımının azalması gibi fiziksel etmenlerinyanı sıra çeşitli psikolojik ve sosyal etmenlerde, beslenme bozukluklarına yol açar.
     
  8. Türk Diş Hekimleri Birliği Toplum Ağız Diş Sağlığı Komisyonu tarafından hazırlanmıştır.

    Ağız sağlığının bozulması yaşlanmanın doğal bir sonucu değildir. Düzenli diş hekimi kontrolleri yaşam kalitenizi olumlu yönde etkileyecektir.
    Yakın bir gelecekte; dünya nüfusunun %20'sinin 65 yaşın üstünde olacağı düşünülmektedir. İleri yaş nüfusunun artmasıyla ; daha iyi eğitim ve beslenme nedeniyle günümüzde dişler daha uzun süreler ağızda kalabiliyor.

    Ağız sağlığının bozulması yaşlanmanın doğal bir sonucu değildir. Bu durum koruyucu diş hekimliği hizmetlerinin yetersizliğine, sistemik hastalıklara, ilaç kullanımına, yanlış ve yetersiz beslenmeye ve uygun yapılmayan ağız bakımına bağlı olarak gelişir.

    Genel olarak,yaşlanma ile ilgili olduğu düşünülen ağız içi değişiklikler; diş kaybı, Dişlerin renginde koyulaşma, Dişetlerinde çekilmeler,tükürük miktarının azalması, ağız dokusunda ve kaslarda zayıflama ve tad duyusunun azalmasıdır.

    Yaşlanmaya paralel olarak minede meydana gelen aşınma sonucu dişlerde şekilsel değişiklikler görülür.Bu durum basit yüzeysel aşınmalardan, önemli madde kaybına kadar ilerleyebilir.

    Yaşlı nüfusun önemli bir bölümü hareketli protez kullanmaktadır. Bu protezler, ağız içi dokuların hem görünümlerini ve hem de bütünlüğünü etkileyen değişikliklere yol açabilir. Bu durum çiğneme fonksiyonunda ve beslenme alışkanlıklarında farklılaşmalara yol açar.

    Yaşlanmayla birlikte, sıklıkla kadınlarda olmak üzere bütün kemiklerde (Osteoporoz) kemik erimesi görülür. Protez kullanmayan yaşlı hastalarda bu durum, yüzde ve dudaklarda çöküntüye, ağızda büzülmeye ve dudak köşelerinden başlayan kırışıklıklara neden olur.

    Alt çenedeki kemik yıkımı ileri boyutlara ulaştığı zaman, çene kemikleri incelir ve bıçak şeklinde keskin hale gelir bu da protezlerin kullanımını zorlaştırır. Çene kemiklerinin doğal yapısını koruyabilmek için, fonksiyon görebilen dişlerin veya diş köklerinin ağızda tutulması gerekmektedir.


    Ağız kuruluğu
    * Yaşla birlikte tükürük akışkanlığı azalır. Bu duruma bağlı olarak bakteriyel plak birikimi dolayısıyla çürük ve dişeti hastalık riski artar.
    * Ağız kuruluğu,ağız içi dokuların darbelere karşı direncinide azalttığı için ağızda yaralara sık rastlanır.
    * Ağız kuruluğu dilin üzerinde yiyecek artıklarından oluşan bir tabaka birikmesine neden olur buda tad alma duyusunda azalmaya neden olur. Dilde yanma, kaşıntı ve ağrı vardır.

    * Tükürüğün mekanik temizleme ve nemlendirici etkisi azaldığı için özellikle agız içinde ve dudak köşelerinde mantar tipi enfeksiyonlar görülebilir.
    * Ayrıca, yetersiz tükürük salgısı sonucu, protezlerin tutuculuğu azalır bu nedenle hastaların çiğneme,yutkunma ve konuşma fonksiyonları olumsuz yönde etkilenir.
    * Hareketli protezler,ağız içi geniş yüzeyleri kaplayarak tad alınmasını da engellerler. Tad hassasiyetinin azalmasına bağlı olarak, yaşlıda tuz ve şeker tüketimi artar ve bu durum sistemik problemlerin gelişmesine neden olur.

    * Eklemde meydana gelen deformasyonlar sonucu, ağzın açılması sırasında hafiften şiddetliye değişen sesler duyulur. Ayrıca, hatalı yapılmış dolgular, dişgıcırdatma gibi faktörler de dişlerin çiğneme yüzeylerinde değişiklikler yaratarak, alt ve üst
    çene dişlerinin kapanış ilişkilerinin bozulmasına neden olur. Bu durum çene ekleminde ağrı ve hareketlerde kısıtlılık yaratır.

    * Yaşlıda, kronik hastalıklar, ilaç kullanımı, çiğneme ve yutma bozuklukları, tad duyusunun azalması, fiziksel bozukluklar ve hareketliliğin azalması dolayısıyla besin alımının azalması gibi fiziksel etmenlerinyanı sıra çeşitli psikolojik ve sosyal etmenlerde, beslenme bozukluklarına yol açar.

    AĞIZ ve PROTEZ BAKIMI
    * Yaşlı bireyler ağız bakımı açısından altı ayda bir kontrol edilmelidir. Ancak,ağız bakımı iyi olmayan ve ağız dokularını etkileyen sistemik hastalığı olanlar daha kısa 1-3 ay gibi aralıklarla görülmelidir.
    * Yaşlıda dişeti mekanik kuvvetlere karşı dirençli olmadığı için, bu hastalara yumuşak kıllardan oluşan diş fırçaları tavsiye edilir.

    * floridli diş macunları ve ağız gargaraları önerilir.
    * Dişlere yapılan flor uygulamaları ile kök çürüklerinin oluşumu veya başlangıç halindeki çürüklerin ilerlemesi önlenebilmektedir.
    * Dişeti dokusunun kaybı sonucu oluşan dişler arası boşluklar, besin birikimine neden olacağı için, bu alanların temizliği arayüz fırçası ve diş ipliği ile yapılmalıdır.

    * Ağız bakımını gerçekleştiremeyen yatağa bağımlı hastalarda bu işlem, hasta yakınları ve yardımcı sağlık personeli tarafından yapılır.
    * Yaşlıda diş kaybı fazla olduğu için, kalan dişler sabit veya hareketli protezlerin tutuculuğunda önemli rol oynarlar. Bu yüzden, çürük dişlerin tedavisi gereklidir.
    * Sürekli alınan bazı ilaçlar ağız kuruluğuna neden olabilirler. Tükrük dişleri çürüğe karşı koruyan doğal bir salgıdır, bu nedenle tükrük salgısında azalma varsa diş hekiminize danışın.
    * Protezler yemeklerden sonra protez fırçası ile temizlenmelidir.

    * Protezler gece mutlaka çıkarılmalıdır. Dişetlerinizin de dinlenmeye ve havalanmaya ihtiyacı vardır.


    Çıkarılan protezler temizlenmeli ve soğuk su içinde tutulmalıdır. Ayrıca, protez temizleme tabletleri de protezlerin mikroplardan arınmasına yardımcı olur.
    Yaşlanma ile ilgili olarak ağız içi ve çevre dokularda şekil ve fonksiyon açısından bir takım değişiklikler meydana gelebilir.Bunların ağız sağlığımızın bozulmasına neden olmaması için kişisel bakımınızın ve düzenli diş hekimi kontrollerinin çok önemli olduğunu unutmayın.
     
  9. Türk Diş Hekimleri Birliği Toplum Ağız Diş Sağlığı Komisyonu tarafından hazırlanmıştır.

    Çocuklar dişlerini nasıl fırçalamalıdır?
    " Dişlerinizi kapatıp, yuvarlak hareketlerle ön dişlerinizin görünen yüzlerini fırçalayın.
    " Yine dişleriniz kapalı iken yuvarlak hareketlerle her iki taraftaki arka dişleri de fırçalayın.
    " Ağzınızı açıp, arka dişlerinizin çiğneyici yüzeylerini ileri geri hareketlerle fırçalayın.
    " Alt ve üst arka dişlerinizin iç yüzeylerini süpürme hareketi ile fırçalayın.
    " Alt ön ve üst ön dişlerinizin arka yüzeylerini ancak diş fırçasını dik tutarak fırçalayabilirsiniz.

    < Resmi açmak için tıklayın >


    BUNLARI SAKIN UNUTMAYIN !!!
    * Bebeğinize gece son beslenmesinde şekerli gıdalar vermeyin.
    * Biberonla süt içirdikten sonra ağız temizliği için su içirin.Bir parça peynir verin.
    * Emziği kesinlikle şekere, bala, pekmeze batırmayın. * Beslenme sırasında bebeğinizin kaşığını ağzınıza almayın, lokmaları ağzınızdan çıkarıp bebeğe vermeyin.
    * Çocuğunuza şekerli yiyecek ve içecekleri iki öğün arasında vermeyin.
    * Her beslenmeden sonra su verilerek ağız içinin temizlenmesi sağlayın.
    * Bebeklere bir yaşından sonra emzik ile biberon bıraktırılmalı, bardak ve kaşık kullanarak beslenmeye alıştırılmalıdır.
    * Çocuğun doğumundan itibaren her beslenmeden sonra ağız içi ıslak gazlı bezle temizlenmeli,bu işlem süt dişleri sürdükten sonrada devam etmelidir
    * İki yaşından itibaren sizin kontrolünüzde günde iki defa dişlerini düzenli fırçalatın.

    * Çocuğunuzun yaşına uygun diş fırçası ve macunu seçin.
    * Diş macununun miktarı bezelye büyüklüğünde olmalıdır.
    * Çocuğunuzun diş macununu yutmamasına dikkat edin.
    * Korucu flor uygulaması için dişhekiminize başvurun.
    * Süt dişlerinde çürük varsa mutlaka tedavisini yaptırın.
    * 6 yaşında süt dişlerinin en arkasından süren,ömür boyu ağzımızda kalması gereken 6 yaş dişlerine fissür örtücü uygulatın.çürük var ise mutlaka tedavi ettirin.
    * Çocuğunuzu altı ayda bir dişhekimi kontrolüne götürün.


    DÜZENLİ DİŞHEKİMİ KONTROLLERİ ALIŞKANLIĞINIZ OLSUN
    Türk Diş Hekimleri Birliği anne babaları işte böyle uyarıyor:
    Sevgili anne ve babalar;
    Çocuklarda süt dişleri aşağı yukarı 6-8 aylıkken sürerler. 2,5-3 yaşında çocuklarda 20 adet süt dişi vardır. < Resmi açmak için tıklayın >

    Süt dişlerinin görevi; çocuğun beslenmesinin, konuşmasının, görüntüsünün düzgün olmasını sağlamaktır.Ayrıca kalıcı dişlere yer tutmak ve sürerken onlara rehberlik etmektir. Süt dişi erken çekildiği zaman bu doğal yer tutuculuk ve rehberlik ortadan kalkmaktadır Süt dişlerinin erken kaybedilmesi çene yapısını ve diş dizimini bozar. Ayrıca çocuk rahat çiğneyemediği için beslenmesi ve gelişimi etkilenebilir. Bu nedenle süt dişleri değişme zamanına kadar çürüksüz olarak korunmalı,çürük varsa mutlaka tedavi ettirilmelidir.
    Bebeklerde süt dişlerinin sürmesi sırasında genelde salya akıntısı, iştahsızlık, huzursuzluk, uykusuzluk, ishal, ateş, çene veya yüzde kızarıklık, hafif öksürük gibi sıkıntılar yaşayabilirler. Bu sıkıntılar dişler sürmeden 2-3 ay önce başlayabilir. Bunların ne olduğu ve ne kadar ağrı oluşturacağı konusu çocuktan çocuğa farklılık gösterir. Bu dönemde dişlerini kaşıyabileceği bir şeyler vermek en doğrusudur. Çok gerekli ise doktor önerisiyle ilaç verilebilir.
    Süt dişleri normal dişlere oranla daha çok organik madde içerirler, bu nedenle kolay ve hızlı çürümeye yatkınlardır, "Nasıl olsa yerine yenileri gelecek" diye düşünülmemelidir.

    Süt dişleri 6-7 yaşında değişmeye başlar. 6-13 yaş arası karışık dişlenme dönemidir. Bundan sonra süt dişleri yerini kalıcı dişlere bırakır.
    6 yaş civarında süt dişlerinin en arkasından alt-üst çenede, sağ-sol dalmak üzere dört adet 1. büyük azı dişleri (6 yaş dişleri) çıkar. Çok erken yaşta çıktıkları için süt dişleri ile karıştırılabilir.

    Halbuki ömür boyu ağızda kalan ve çiğnemenin merkezi olan ilk kalıcı dişlerdir. Bunların korunması gereklidir. Bu dişleri korumak için fissür örtücü denilen dişi çürüğe karşı koruyan uygulamalar yapılmalıdır.
     
  10. Teşekkürler paylaşımın için, diş sağlığı herşey walla, azı dişim çok agrıyordu gecen sene hekime gittim apze var dedi tam 20 gün boyunca antibiyotık aldım geçmedi sonra iğne ile çekme yöntemine gittik yine fayda etmedi, nasıl bir iltihapsa en son çare dişi çekmenin kanısına vardı diş hekimim, dişi çekmesi ile şaşırması bir oldu meğersem iltihap dişin kökünde yetişiyormuş, dişin kökünde nohut büyüklüğünde sert bir şey çıktı meğersem abzenin anası imiş bu, ondan sonra günde iki kere fırcalar oldum dişlerimi.
     
Yüklüyor...
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.