almanca sıfatlar

Konu, 'İlköğretim ve Liseler' kısmında Anıl Umut tarafından paylaşıldı. Okunma: 44032 | Cevaplanma: 2

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.

  1. Genel olarak sıfatlar bir şahsın veya bir cismin özelliğini, niteliğini ve nasıl olduğunu dile getirir. Aynı şekilde sıfatlarla bir olayın, bir eylemin nasıl cereyan ettiğini dile getirmek mümkündür.

    Örnekler:
    schön (güzel)
    gut (iyi)
    krank (hasta)
    langsam (yavaş)
    fleißig (çalışkan)
    gelb (sarı)
    häßlich (çirkin)
    tief (alçak)
    hoch (yüksek)
    SIFATLARIN KULLANIM YERLERİ


    a. Sıfat Tamlamalarında: Sıfatlar artikelle ismin arasına girerek o ismin anlamını niteliyici görevlerde kullanılır. Türkçede buna sıfat tamlaması denir. Almanca belirleyici öğe ifadesi Attribut sözcüğüyle ifade edilir. Örnekleri inceleyelim;
    das neue Auto (yeni otomobil)
    die junge Frau (genç kadın)
    b. Cümlede Tek Başına Kullanımı: Sıfatlar cümle içersinde başka herhangi bir öğe veya sözcüğe bağlı olmaksızın da kullanılabilir. Bu durumda daha çok zarflara benzerler. Örnekler;
    Das Auto ist neu. (otomobil yenidir)
    Das Kind singt laut. (çocuk yüksek sesle şarkı söylüyor)
    1. Sıfatlar ve Zarflar Birlikte Kullanılması: Sıfatlar, zarfların yanında kullanılarak, zarfların anlamını pekiştirme görevinde de kullanılabilir. Örnek;
    Das ist typisch türkisch. (bu tipik türkçe)

    Der Attributive Gebrauch Beim Substantiv ( Sıfat Tamlamaları)

    Sıfat tamlamaları Türkçede ismi niteleyen, türünü veya sayısını belirten ve bir sıfat ve bir isimden (en az ) oluşan tamlamalardır. „küçük ev“ derken evin küçük olduğu belirtilmiş olur. Eve ait bir nitelik yani.
    Almancada sıfat tamlamaları, sıfatın ismin tanımlılığıyla kendisi arasında yerleştirmek suretiyle teşkil edilir. Tanımlılığı „der“, „die“, „das“ ile isim arasına giren sıfata bir de -e takısı eklenir.
    der Mann (adam ) - der alte Mann (yaşlı adam)
    die Katze (kedi) – die kleine Katze (küçük kedi)
    das Buch (kitap) – das neue Buch (yeni kitap)
    Çoğul isimlerle yapılan tamlamalarda ise; sıfatın sonuna -en takısı eklenir.
    Die Katzen – (kediler) die kleinen Katzen (küçük kediler) gibi..
    • Belirsiz tanımlılıklar („ein“ ve „eine“) ile yapılan sıfatlarda sıfata -er, -es, -e takıları eklenir. Bu durumum artikelin „der“, „die“ ve „das“ olmasına göre değişir. Örnekler;
    Artikeli „der“ olan isimlerin, belirsiz artikel çekimlerinde („ein“ veya „eine“) önlerindeki sıfatlara -er takısı eklenir.
    der alte Mann ( yaşlı adam ) - ein alt-er Mann (yaşlı bir adam)
    der kleine Hund (küçük köpek) – ein kleiner Hund (küçük bir köpek)
    Artikeli „das“ olan isimlerin, belirsiz artikel çekimlerinde („ein“ veya „eine“) önlerindeki sıfatlara -es takısı eklenir.
    das kluge Mädchen (akıllı kız) - ein kluges Mädchen (akıllı bir kız)
    das berühmte Restaurant (ünlü lokant) – ein berühmtes Restaurant (ünlü bir lokanta)
    Artikeli „die“ olan isimlerin, belirsiz artikel çekimlerinde („ein“ veya „eine“) önlerindeki sıfatlara -e takısı eklenir.
    die schöne Blume (güzel çiçek) – eine schöne Blume ( güzel bir çiçek )
    die arme Frau (fakir kadın) – eine arm-e Frau (fakir bir kadın)

    SIFATLARIN TÜRLERİ

    a. Die Zahladjektive (sayı sıfatları) :
    Almancada zwei (iki), drei (üç), hundert (yüz) zahllos (sayısız) viel (çok), wenig (az), ganz (tüm) gibi sıfarlar nicelik veya sayı sıfatı olarak adlandırılır. Sayı sıfatları kendi arasında çeşitli gruplara ayrılabilir.
    • Die Kardinalzahlen (temel sayılar): Temel sayma sayıları bu kategoriye girer. Null (0), eins (1), zwei (2), drei (3), vier (4), fünf (5), sechs (6), sieben (7), acht (8), neun (9), zehn (10) zwanzig (20) einundfünfzig (51) einhundert (100) eintausend (1000) gibi sayılar...
    • Die Jahreszahlen (Yılları gösteren sayılar): neunzehnhundertfünfzig (1950) gibi bir tarih gösteren sıfatlar. Örnek: Wir kauften dieses Haus in 1960. (Bu evi 1960'ta satın aldık.)
    • Die Uhrzeit (Saatler): Almancada saatler 1-24 arasındaki sayılar olarak söylenir. Örnek: Es ist eins. (saat birdir) gibi...
    • Die Ordinalzahlen (Derece Gösteren Sayılar): Birinci, ikinci, üçüncü gibi sıra ve derece gösteren sayılar. Almanca da bunlara Ordinalzahl denir. 1-20'ye olan sayıların sonuna -te 20'den sonraki sayıların sonuna ise -ste takılarak bu derecelendirme yapılır. Örnek: erste (birinci), zwanzigste (yirminci) – Heute ist der Zwanzigste. (bugün ayın yirmisi) gibi...
    • Die Bruchzahlen ( Kesirler ): Türkçe üçte bir, dörtte iki gibi sayılara kesir denir. Almancada bu sayılar 1-20 arasındaki sayılara -tel, 20'den sonraki sayılara -stel takısı eklenerek yapılır. Almancada kesirler „das“ artikeliyle kullanılırlar. Örnekler: 1/3 (ein Drittel – üçte bir ) 1/100 ( ein Hundertstel- yüzde bir) gibi...
    • Belirsiz Sayı Sıfatları: Belirsiz miktar veya ölçüdeki canlıları veya cisimleri anlatmak için kullanılır. Örnek: viel (çok, birçok), wenig (az) einzeln (her bir) andere (başka) zahllos (sayısız, bir sürü) gibi...
    b. Die Demonstrativen Adjektive (İşaret Sıfatları): böyle anlamına gelen solch veya derartig sıfatlarına işaret sıfatı denir. Bahsedilen şeyin niteliğine, derecesine işaret ettikleri için böyle adlandırılır. İşaret sıfatları da çoğunlukla diğer sıfatlar gibi isim ile artikel arasında bulunur.

    Örnekler;
    Alle solche Firmen sind gefährlich. Tüm böyle firmalar tehlikelidir.
    Solch sıfatı önünde „ein“ veya „eine“ artikeli bulunan bir isimle birlikte kullanıldığında hiç bir değişikliğe uğramadan cümlede yer alır.
    Solch ein Wetter habe ich nie erlebt. - Böyle bir hava hiç yaşamadım


    DİE DEKLİNATİON DES ADJEKTIVS (Sıfatların Çekimleri)

    Sıfatların çekimleri, isimlerin aldıkları artikele göre değiştiğinden tek tek incelememiz gerekir.
    a. Belirli Artikellerden (der, die ve das) Sonra Gelen Sıfatların Çekimi:
    Tekil Durumları:
    Nominativ (Yalın hal) : der gute Mann / die gute Frau / das gute Kind
    Akkusativ(-İ hali) : den guten Mann / die gute Frau / das gute Kind
    Dativ (-E hali) : dem guten Mann / der guten Frau / dem guten Kind
    Genitiv (-İn hali) : des guten Mannes / der guten Frau / des guten Kindes
    Çoğul Durumları:
    Nominativ (Yalın hal) : die guten Männer / die guten Frauen / die guten Kinder
    Akkusativ(-İ hali) : die guten Männer / die guten Frauen / die guten Kinder
    Dativ (-E hali) : den guten Männern / den guten Frauen / den guten Kindern
    Genitiv (-İn hali) : der guten Männer / der guten Frauen / der guten Kinder
    dies- , jen-, jed-
    Tanımlılıkların yerine kullanılan „bu“ anlamındaki „dies-“, „şu“ anlamındaki „jen-“ ve „her“ anlamındaki „jed-“ sözcüklerinden sonlar gelen sıfatlara da yukardaki gibi takılara eklenir. Bu üç sözcüğün sonuna ismin artikeline göre; -er, -es, -e takıları eklenir.
    der Mann : dieser Mann (bu adam) – jener Mann (şu adam) – jeder Mann (her adam)
    die Frau : diese Frau (bu kadın ) - jene Frau (şu kadın) – jede Frau (her kadın)
    das Kind : dieses Kind (bu çocuk) – jenes Kind (şu çocuk) – jedes Kind (her çocuk)
    b. „kein“, „keine“ den Sonra Gelen Sıfatlar: „bir“ anlamına gelen „ein“ ve „eine“ sözcüklerinin olumsuz şekli olan „kein“ ve „keine“ sözcükleri ile yapılan sıfat tamlamalarında, sıfata eklenen ekler biraz farklılık gösterir. İsimlere „değil, hiç, hiçbir“ gibi olumsuz anlamlar verir.
    Tekil Durumları:
    Nominativ (Yalın hal) : kein guter Mann / keine gute Frau / kein gutes Kind
    Akkusativ(-İ hali) : keinen guten Mann / keine gute Frau / kein gutes Kind
    Dativ (-E hali) : keinem guten Mann / keiner guten Frau / keinem guten Kind
    Genitiv (-İn hali) : keines guten Mannes / keiner guten Frau / keines guten Kindes

    Çoğul Durumları:
    Nominativ (Yalın hal) : keine guten Männer / keine guten Frauen / keine guten Kinder
    Akkusativ(-İ hali) : keine guten Männer / keine guten Frauen / keine guten Kinder
    Dativ (-E hali) : keinen guten Männern / keinen guten Frauen / keinen guten Kindern
    Genitiv (-İn hali) : keiner guten Männer / keiner guten Frauen / keiner guten Kinder

    • kein, keine sözcükleri tek başlarına „değil, hiçbir“ gibi anlamlara gelmesine rağmen, cümle içersinde kullanışlarının türkçeye çevrilişi daha farklı olabilmektedir. Örnekler;
    Er macht keine guten Photos – O iyi resimler çekemiyor. Şeklinde türkçeye çevrilir.
    1. Tanım Edatı Kullanılmadan Yapılan Sıfat Tamlamaları: Önlerinde „der“, „die“, „das“ gibi belirli artikeller veya „ein“, „eine“, „kein“, „keine“ gibi olumsuz ve belirsiz artikeller olmadan yapılan tamlama türüdür. Çekimleri aşağıdaki gibidir;
    Tekil Durumları:
    Nominativ (Yalın hal) : guter Mann / gute Frau / gutes Kind
    Akkusativ(-İ hali) : guten Mann / gute Frau / gute Kind
    Dativ (-E hali) : gutem Mann / guter Frau / gutem Kind
    Genitiv (-İn hali) : guten Mannes / guten Frau / guten Kindes

    Çoğul Durumları:
    Nominativ (Yalın hal) : gute Männer / gute Frauen / gute Kinder
    Akkusativ(-İ hali) : gute Männer / gute Frauen / gute Kinder
    Dativ (-E hali) : guten Männern / guten Frauen / guten Kindern
    Genitiv (-İn hali) : guter Männer / guter Frauen / guter Kinder

    • İki, üç, on gibi sayı sıfatlarıyla, azlık-çokluk belirten bir çok sıfatla yapılmış tamlamalarda bu çekim kullanılır. Örnek: drei alte Autos. (üç eski otomobil) gibi.
    1. „Ein“, „eine“ den Sonra Gelen Sıfatlar: Bu tip belirsiz tanımlılıklardan sonra gelen sıfatların aldıkları takılar, olumsuz-belirsiz artikeller olan „kein“ ve „keine“ ile aynı takıları alırlar.
    Tekil Durumları:
    Nominativ (Yalın hal) : ein guter Mann / eine gute Frau / ein gutes Kind
    Akkusativ(-İ hali) : einen guten Mann / eine gute Frau / ein gutes Kind
    Dativ (-E hali) : einem guten Mann / einer guten Frau / einem guten Kind
    Genitiv (-İn hali) : eines guten Mannes / einer guten Frau / eines guten Kindes

    Çoğul Durumları:
    Nominativ (Yalın hal) : gute Männer / gute Frauen / gute Kinder
    Akkusativ(-İ hali) : gute Männer / gute Frauen / gute Kinder
    Dativ (-E hali) : guten Männern / guten Frauen / guten Kindern
    Genitiv (-İn hali) : guter Männer / guter Frauen / guter Kinder

    • „Ein“ ve „eine“ sözcükleri bir anlamına geldiği için çoğul durumda artikelsiz çekim kullanılır. Bu sözcüklerin çoğulu yoktur.
    • Artikeli „der“ olan isimlerin dışındakilerin, yalın halleri ve -i halleri aynı olduğundan, türkçeye çevrilirken cümledeki anlama bakmak gerekir.
    SIFATLARIN ÇEKİMLERİNDEKİ ÖZELLİKLER

    Sıfatların isimlerle birlikte kullanılırken ismin hallerine göre takılar alarak çekimlenmelerinde dikkat edilmesi gereken bir kaç küçük özellik vardır.
    a. Sıfatın Bir Harfinin Düşmesi: sonları -el, -abel, -ibel ile biten sıfatlara herhangi bir takı eklendiğinde son hecelerinde -e harfi düşer.
    Örnekler:
    dunkel (karanlık) – ein dunkles Zimmer (karanlık bir oda)
    sensibel (hassas) – ein sensibles Sohn (Hassas bir oğlan)
    b. „Hoch“ Sıfatının Değişimi: „Yüksek“ anlamına gelen hoch sıfatı ismin hallerine göre çekimlenirken -c harfi olmaksızın yazılır ve bu şeklinin sonuna takılar alır. Örnek:
    Der Baum ist hoch. (Ağaç yüksektir) – ein hoher Baum (yüksek bir ağaç)


    DİE KOMPORATION DER ADJEKTIVE (Sıfatların Karşılaştırılması)


    Sıfatlar sahip oldukları özelliklerin, ifade ettikleri niteliklerin derecelendirilmesi bakımından Almancada die Komporation veya die Vergleichsformen olarak adlandırılırlar. Karşılaştırma dereceleri dört şekilde bulunur.
    a. Der Pozitiv (Tabii Derece): Sıfatın normal şeklindeki hali bu sınıfa girer. Örnekler;


    jung (genç)
    weich (yumuşak)
    nützlich (yararlı)

    b. Der Komparativ (Daha Üstünlük Derecesi): Aynı özellik veya nitelikleri paylaşan iki şahıs veya cismin birbirilerinden farklı olduğunu ifade ederken daha üstünlük derecesi kullanılır. Bunu yapmak için sıfata -er takısı eklenir.
    Klein (küçük) – kleiner (daha küçük)
    schön (güzel) – schöner (daha güzel)
    dick (kalın) -dicker (daha kalın)

    • Daha üstünlük derecesi yapılırken bazı sıfatların içindeki sesli harfler (a, o, u) üzerine nokta alarak (ä, ö, ü) olabilir. Örnekler;
    groß (büyük) – größer (daha büyük)
    lang (uzun ) - länger (daha uzun)
    jung (genç ) - jünger (daha genç)

    • Sonu -el ve -er ile biten sıfatlarda daha üstünlük derecesinde bu son hecedeki -e harfi atılır. Örnekler:
    teuer (pahalı) – teurer (daha pahalı)
    edel (asil) – edler (daha asil)
    dunkel (karanlık) – dunkler (daha karanlık)

    1. Der Superlativ (En Üstünlük Derecesi): Bir şahıs veya cismi niteleyen ve tarif eden sıfatın diğer benzerleri arasında en üstün düzeyde olduğunu anlatmak için kullanılır. Sıfatın normal şeklinin sonuna -st veya -est eklenerek yapılır.
    Örnekler:
    klein (küçük) kleinst (en küçük)
    schön (güzel) schönst (en güzel)
    bunt (renkli) buntest (en renkli)

    Bu sıfatların bazılarının sonuna -st yerine -est eklendiği görülmektedir. Sıfatın sonuna -st veya -est takılarından hangisinin ekleneceği sıfatın hece adedine bağlıdır.
    • Der Komparativ'de olduğu gibi, tek heceli sıfatlarda bulunan (a, o, u) harfleri derecede de üzerlerine nokta alarak (ä, ü, ö) olurlar. Örnekler;
    alt (yaşlı) ältest ( en yaşlı)
    kalt ( soğuk ) kältest (en soğuk)
    rot ( kırmızı ) rötest (en kırmızı)

    • En üstünlük derecesindeki sıfatlar, normal birer sıfat gibi sıfat tamlamalarında artikell ismin arasında kullanılabilir. Bu takdir de en üstünlük derecesinin sonuna ismin hallerine göre gereken takılar eklenir. Örnekler;
    der älteste Lehrer (en yaşlı öğretmen )
    den ältesten Lehrer (en yaşlı öğretmeni)
    dem ältesten Lehrer (en yaşlı öğretmene)
    des ältesten Lehrers ( en yaşlı öğretmenin)

    • En üstünlük derecesi cümle içinde tek başına kullanıldığı takdirde önüne an ile dem tanımlığının birleşmesinden meydana gelen „am“ sözcüğü ile sonuna „-en“ takısı gelir. Örnekler;
    schönst (en güzel) am schönsten (en güzel)
    billigst (en ucuz ) am billigsten (en ucuz)

    Sein Sohn ist am klügsten. (onun oğlu en akıllıdır)

    KURALSIZ SIFATLAR

    Bazı sıfatların üstünlük ve en üstünlük dereceleri bu kurallar uymaz. Bunlara düzensiz sıfatlar da diyebiliriz. Bunların ezberlenmesi gerekir. Kuralsız sıfatlardan bazıları;
    gut (iyi) - besser (daha iyi) – best, am besten (en iyi)
    hoch (yüksek) – höher (daha yüksek) - höchst, am höchsten (en yüksek)
    wenig (az )- minder / weniger (daha az) – mindest, am mindesten /am wenigsten ( en az, asgari)


    SIFATLARIN KARŞILAŞTIRMASI İLE İLGİLİ CÜMLELER

    a. Eşitlik Karşılaştırması (so...wie): İki tarafında eşit olduğu durumlarda bu kalıp kullanılır.
    so...wie.... (.......kadar)
    so klein wie.... (.....kadar küçük)
    so hoch wie....(......kadar yüksek)

    Örnek cümleler;
    Sie ist so klug wie ihr Sohn. ( O sizin oğlunuz kadar zekidir.)
    Ich kann nicht so schnell wie die anderen Kinder laufen. (ben diğer çocuklar kadar hızlı koşamam)
    b. Daha Üstünlük Karşılaştırması: Bir şahıs veya cismin, bir diğerine daha oranla daha üstün olduğunu anlatmak için kullanılır. Sıfata -er eklenerek cümle için „als“ sözcüğü ile birlikte yapılır. Örnek cümleler;
    klein(küçük)
    kleiner (daha küçük)
    kleiner als... (...den daha küçük)
    Ein Turm ist höher als ein Haus. (bir kule bir evden daha yüksektir.)
    Er verdient mehr als ich. ( Benden daha fazla kazanıyor)
    Ich laufe schneller als Inge. (Inge'den daha hızlı koşuyorum.)
    1. En Üstünlük Karşılaştırması: Bir şahıs veya cismin, diğerleri arasında en fazla sahip olduğu durumlarda kullanılır. Cümle içersinde en üstünlük derecesi bir ayrıcalık göstermez.Örnekler;
    Dieser Stuhl ist am besten. ( bu sandalye en iyisidir)
    Das ist der glücklichste Tag meines Lebens. (Bu hayatamın en mutlu günüdür.)

    KARŞILAŞTIRMA ŞEKİLLERİNİN DİĞER KULLANIŞ YERLERİ


    • Bir sıfatın, bir niteliğin gittikçe artışını ifade etmek için bu sıfatın daha üstünlük derecesi aralarına „und“ konarak iki kere tekrarlanır. Örnek;
    Sie wird dicker und dicker. (O gittikçe şişmanlıyor.)
    • Gittikçe azalıp artmayı sıfatın önüne mehr und mehr sözcüklerini koyarak da anlatmak mümkündür. Örnek;
    Der Geiger wird mehr und mehr berühmt. (Kemancı gittikçe meşhur oluyor.)
    • „Je....desto....“ ( ne kadar....o kadar...) kalıbı bir sıfat ve niteliğin artışına paralel olarak diğerinin de artması veya azalması durumlarında kullanılır. Örnek;
    Je kleiner desto besser. (Ne kadar küçükse o kadar iyi)
    Je junger desto frecher. ( Ne kadar gençse o kadar terbiyesiz)
    • „ziemlich“ oldukça anlamına gelir ve sıfatların derecesinde bir sınırlama yaratır. Örnek;
    Wird sind ziemlich müde. (biz oldukça yorgunuz.)
    Der Fernseher ist ziemlich billig. ( Televizyon oldukça ucuzdur.)
    • „zu“ fazla anlamında kullanılır ve önüne geldiği sıfatın anlamını arttırır ve abartır. Örnek;
    Diese Mauer ist zu hoch. (bu duvar fazla yüksektir.)
    Er ist zu still. (O fazla sessizdir.)
    • „so...wie möglich / möglichst“ bu şekille Türkçedeki „mümkün olduğu kadar“ anlamı sağlanır. Örnek; So stark wie möglich. (mümkün olduğu kadar kuvvetli)
    KARŞILAŞTIRMA YAPILAMAYAN SIFATLAR

    Bazı sıfatların daha üstünlük ve en üstünlük derecelerini anlam bakımından yaratmak mümkün değildir. Bunlar;
    • Aralarında bir derece , kademe ayrımı yapılamayacak durum veya işlem anlatan sıfatlar;
    schriftlich (yazılı)
    ledig (bekar)
    tot (ölü)
    mündlich (sözlü)
    rund (yuvarlak)
    gibi sıfatlar...
    • Olumsuzluk ifade eden ve bir niteliğin bulunmadığını gösteren sıfatlar.
    Unglaublich (inanılmaz)
    kinderlos (çocuksuz)
    obdachlos (evsiz barksız)
    gibi sıfatlar...
    • Bazı renklerle sayı sıfatları;
    lila (eflatun)
    oliv ( zeytin rengi )
    rosa (pembe)
    einzig (bir tek)
    gibi sıfatlar..

    ALINTIDIR
    serhatzahman bunu beğendi.

  2. 6,7 ve 8 de almanca dersi görmüştüm ilköğretimde ama hiç bişi anlamamıştım biraz ingilizceye benziyor ama çok karışık bi dil :D paylaşım güzel telafuz da var işe yarar :D

  3. danke schön
Yüklüyor...
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.